Sözcü Plus Giriş
UĞUR DÜNDAR

Bin kişiyi öldürmüş olabilirim!..

3 Haziran 2021 Yazarlar

“Susurluk Çetesi”nden yargılanıp 4 yıl hapis cezası alan eski özel harekatçı polislerden biri olan Ayhan Çarkın'ı ilk tanıdığımda “Acaba hep böyle biri miydi?” diye düşünmüştüm. Zira Susurluk davasındaki görüntülerine bakarken, biraz muzip, ele avuca sığmayan, gözleriyle çok şey anlatan biri izlenimini bırakıyordu bende. Oysa aynı davada yargılanan arkadaşı Oğuz Yorulmaz'ı ilk gördüğümde  “Bu adam tavuk bile kesemez” duygusuna kapılmıştım. Sanki hayatın yanlış bir yerinde durmuş gibiydi. Bırakın onca insanı öldürmeyi, o hüzünlü yüz ifadesiyle polis bile olmaması gerekirdi diye düşünmüştüm. Bana göre ekibin en zayıf halkasıydı. Nitekim bir kavga sırasında vurulup, genç yaşta hayatını kaybetti. Evladının ardından ağlayan annesi de “Ben çocuğumu devlete tertemiz teslim ettim, ama onu çeteci yaptılar” diyordu.

★★★

Merhum Oğuz Yorulmaz'ın annesi Nurhan Hanımla yaptığımız röportajın ardından “Susurluk Çetesi” davasında birlikte yargılandığı diğer arkadaşlarını arayıp, onlarla da konuşmak istemiştik. ARENA'dan usta soruşturmacı gazeteci kardeşim Hatice Demircan, Ayhan Çarkın'la bir ön görüşme yapmıştı. Yenikapı'daki bir çay bahçesinde buluştuğu Çarkın, “Kendilerini seçen kişinin ölümden başka bir şey sunmadığını, Korkut Eken'den kurs aldıktan sonra yola Çanakkale ruhuyla çıkıp Güneydoğu'ya gittiklerini ve ülkeye hiç ihanet etmediklerini” söylemişti.

★★★

Hatice'nin ikna etmesiyle de stüdyo konuğumuz olmuş ve şu tüyler ürperten itiraflarda bulunmuştu:

ARENA: Arkadaşlarınız sizin attığını vuran biri olduğunuzu söylüyorlar. Terörle mücadele adına kaç olayınız vardır.

AYHAN ÇARKIN (A.Ç.): Çok abi, çok be!.. Hangi birini anlatayım ben şimdi… Geç yüzü, beş yüzü, bin kişiyi öldürmüş dolabilirim. Ben 10-11 idamla yargılandım.

ARENA: Uyuşturucu kaçakçısı oldukları, PKK'ya yardım ettikleri öne sürülen bazı iş adamları da öldürüldü. Onların hayatlarını alma hakkı kimseye verilemez. Suçluları sadece yargı cezalandırır. Faili meçhul cinayetlere kurban gidenler konusunda sizin bir bilginiz var mı?

(A.Ç.): Şimdi ben bu faili meçhul cinayetlerin bilgisini açayım. Dönemin siyasetçisi (Başbakan Tansu Çiller'i kastediyor) elinde bir belge, “Ben bunları geberteceğim” dedi mi, demedi mi? Ha tam böyle demese de “Hesap soracağım” dedi. Bu açıklamayı kim yaptıysa devlet sırrı arkasına saklanmasın. Arşivleri çıkarsınlar, açsınlar, bunun hesabını versinler. Susurluk kazasında kamyonun çarpmasıyla yanan lamba, dönemin iğrenç yüzünü aydınlattı. Ben ve arkadaşlarımız birer kurbanız!..

★★★

Ayhan Çarkın ve diğerleri PKK terörüyle mücadele için çıktıkları yolda, dönemin egemen siyaset anlayışı tarafından ölüm makineleri olarak kullanıldıktan sonra, kirli birer eldiven gibi bir köşeye atıldılar.

Siyasetçiler omuzları üzerinde yükselirken, onlar düştüler!..

★★★

“Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” diyen Tansu Çiller'den faili meçhul cinayetlerin hesabı sorulmadı. Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ise jakuzili bir cezaevinde 12 ay kaldıktan sonra, hayata bir kahraman olarak döndü ve oğlu Tolga Ağar'ı memleketi Elazığ'dan AKP milletvekili yaptı.

CHP'nin çalışkan ve başarılı Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın iddiasına göre; Tolga Ağar, 2008'de Muğla ve 12 ilçesinin araç muayene istasyonlarının 20 yıllık işletme hakkını 30 milyon dolara aldı.

Ayrıca petrol şirketlerinden restoranlara kadar birçok firmanın yönetim kurulunda yer alıyor.

★★★

Hayatı boyunca kamu görevinde bulunan Mehmet Ağar ise Sedat Peker'in videoları yayınladığı tarihe kadar Bodrum'daki milyar dolarlık Yalıkavak Marina'nın Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapıyor ve “Burada biz olmasak mafya çökecek” diyordu.

★★★

Pazar günkü yazımdan sonra Oğuz Yorulmaz'ın annesi Nurhan Hanım'la konuştuğumda bana şunları söyledi:

“Hâlâ tarhana ve erişte yapıp satıyorum ve evladımın acısıyla yanıyorum!..”

YAZARIN TÜM YAZILARI