Hz. Ali, Hz. Peygamber’in hem özel kâtibi hem de vahiy katibidir. Hudeybiye’de yapılan antlaşma metnini yazan kişidir. Kabe’deki putları imha etmiş, pek çok gazve ve seriyyede yer almış ve Hz. Peygamberin sancaktarlığını yapmıştır. Uhud ve Huneyn savaşında yaralanmasına rağmen Hz. Peygamberi bütün gücüyle korumuştur. “İlmin kapısı” olarak nitelendirilir. İslam mezhepleri tarihçisi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı Hocamız, Diyanet’in yayınladığı İslam Ansiklopedisi’nin “Ali” maddesinde şu tespitleri yapar: “Beni Saide avlusunda toplanan ensar ve muhacirin Hz. Ebu Bekir’i halifeliğe seçince, Hz. Ali ona, Hz. Fatıma’nın altı ay sonra vuku bulan vefatına kadar biat etmemiştir. Hz. Ali’nin hilafet makamında gözü olup olmadığı konusu, yahut Ebu Bekir’in hilafete seçilmesini bir oldu bitti şeklinde değerlendirmesi, Ehl-i Sünnet ile Şiiler arasında oldukça tartışmalıdır. Ancak durum ne olursa olsun o, Hz. Ebu Bekir’in halifeliğe seçilişinden sonra hilafet konusunda hiçbir şekilde hak iddiasında bulunmadığı gibi Ebu Bekir’e biat eden ashab-ı kiram da halife seçiminde, Şiilerin iddia ettiği nasla tayin veya veraset faktörünü göz önünde bulundurmamıştır. Onlar Ebu Bekir’i gelişmekte olan İslam devletinin savunma ve yayılmasını gerçekleştirebilecek, birliği ve düzeni koruyabilecek kabiliyette oluşu, Kureyş’e mensubiyeti, yaşı ve tecrübesi sebebiyle etrafında saygı uyandırışı, İslamiyet’i kabuldeki önceliği ve Resulullah’ın yakın arkadaşı oluşu gibi vasıflarına dayanarak halife seçmişlerdir.”

İKİ HALİFENİN ÖLÜMÜ

Görüldüğü üzere ilk halife seçiminde ortaya konulan tutum siyaset gereğidir. Ebu Bekir, iki yıl halifelik yapar. Rahatsızlanınca yerini Hz. Ömer’e bırakmak istediğini yakın arkadaşlarına söyler ve Hz. Ömer’e biat edilmesini Mescidi Nebevi’de halka ilan eder. On yıldan fazla görev yapan Ömer, Mescidi Nebevi’ de hançerle öldürülmek istenir. Ağır yaralanmıştır; yerine geçecek kişiyi belirlemek ister. Altı sahabenin (Hz. Ali, Osman, Abdurrrahman b. Avf, Sad b. Ebu Vakkas, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvam) adını verir ve bu kişilerin toplanarak, aralarından birini halife seçmelerini ister. Hz. Ömer’in ölümünün ardından grup Osman’ı halife seçer. Şia, Ömer’in ve Osman’ın halifeliğini kabul etmez. On iki yıl boyunca halifelik yapan Osman dönemi karışıklıklarla dolu bir zaman dilimidir. Takip ettiği siyaset, akrabalarını vali olarak ataması, akrabalarının yanlış icraatları kendisine iletildiği halde onları koruması vb. büyük gerginliklere neden olur. Küfe, Basra ve Mısır’dan gelen isyancılar, Osman’ın evini kuşatırlar ve günlerce süren bu kuşatma Osman’ın katliyle sonuçlanır. Bunun üzerine muhacir ve ensarın ileri gelenleri bir araya gelirler ve Hz. Ali’ den halife olmasını isterler. Hz. Ali kabul etmek istemese de ısrar karşısında halifelik makamına oturur.

EMEVİ HANEDANLIĞINA GİDEN YOL

Bu noktada birkaç tespiti daha dikkatlerinize sunmak isterim. Hz. Ali’nin ilk üç halife döneminde idari anlamda bir görev almadığı ve savaşlara katılmadığı görülür. İlimle meşgul olur. Ebu Bekir ve Ömer fıkhi konularda onun fikirlerine başvurur.

Hz. Ali, Osman başa geçtiğinde yapılan uygulamalardaki yanlışları görür ve uyarır. Sonuçları hesaba katan bir tutum içindedir. Ancak söyledikleri dikkate alınmaz. Hz. Osman’ın aynı zamanda akrabası olan Vali Muaviye’nin yaptıklarını açıktan eleştiren Ebu Zer’in sürgüne gönderilme hadisesi Hz. Ali’yi çok üzer ve tepkisini ortaya koymak için Ebu Zer’i oğullarıyla birlikte Medine’den uğurlar. Yeri gelmişken meşhur anekdotu nakledelim:

Muaviye, kendisine Şam’da görkemli bir saray yaptırır ve Ebu Zer’i davet eder. Muaviye, sarayını gezdirdikten sonra Ebu Zer Gıfâri’ye sorar:

-Sarayımı nasıl buldun ya Ebu Zer?

Ebu Zer cevap verir:

-Bak Muaviye, eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. Yok eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir, haramdır. Kul hakkına girer. Bunu ancak firavunlar yapar, der.

Hz. Peygamber’in övgüsüne de mazhar olan Ebu Zer ve ahlakı, Muaviye gibi isimler tarafından daha ilk dönemde sürgüne gönderilmiştir. İktidar hırsı, ganimet sevdası, kabilecilik ve kör inanç birleşince erken dönem büyük bir iç savaşa sahne olur. Hakem olayında ortaya çıkan Hariciler, Peygamber’in damadı ve ilk iman edenlerden olan Hz. Ali’yi bile kafir olduğu gerekçesiyle öldürürler. Haftaya bu konuyu açalım.