Faturadaki ‘yeni adımlar’

Enerji krizi ve elektrik faturaları, 85 milyon nüfuslu Türkiye'deki gündemin ilk sıralarındaki yerini koruyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın “Elektrik faturalarında yeni adımlar kesinlikle atılacak. Cumhurbaşkanımız da talimatlarını veriyor. Vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz” dedi.

Vatandaşın -mecazi de değil artık- canını çıkaran enflasyonun sorumlusu, ülkeyi 20 yıldır yöneten AKP iktidarı değilmiş, elektrik faturaları döviz kurundan doğrudan etkilenmiyormuş, alım garantili YEKDEM'i AKP iktidarı kurmamış ve faturayı oluşturan üretimdeki bedelin bir sebebi de bu değilmiş gibi bir tutum sergilemek ilginç tabii. Ama iktidarın, sıkıştığında muhalefet gibi davranması ilk kez tanık olunan bir durum da değil. Dahası bunda ustalaştıkları da söylenebilir.

Asıl konuya gelelim.

ÜÇ TARİFE ZORUNLU

Kalın'ın elektrik faturaları için kesinlikle atılacağını belirttiği “yeni adımlar” ne olabilir?  Bu soruyu yönelttiğim enerji uzmanları, tarife belirleme yetkisine sahip EPDK'nın (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) bu kararı almasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir talimatına bakacağını, ancak 1 Mart'tan önce tarifeyi değiştirecek bir değişikliğin, başta sayaç okuma olmak üzere sistemsel yeni sorunlar üretebileceğini dile getirdi.

Yanı sıra, doğru olanın iki değil, üç tarife olduğu vurgulanıyor. 31 Aralık'taki şoke edici zamlar yapılmadan çok önce, sektörde üç kademeli tarifenin tartışıldığını ve karar alıcılara önerildiğini anımsatan uzmanlar, “Eninde sonunda üç tarifeye geçilecek. Bu ortada. Keşke başından yapılsaydı, hasar biraz daha az olurdu” yorumunu yaptı.

DÖVİZ KURUNA GÖZLERİ KAPATMAK

Elektrik tarifesindeki fahiş artışın temel nedenlerini, bu zammın hemen ardından bu köşede yazmıştık (3 Ocak 2022/Elektrikteki rekor zammın arka planı). Ekim 2021'de yapılması gereken artışın yapılmaması faturayı ağırlaştırırken, özelleştirme, yüksek borçluluk, dövize bağlı YEKDEM alım garantilerinin oluşturduğu birikim bu kaçınılmaz tabloya yol açtı.

Evlerimize gelen faturadaki elektrik bedelinin ardından çok fazla sayıda bileşen ve karmaşık bir sistem duruyor. Sistem, çok sayıda aktörü, kuralı, dağınıklığı ve bağımlılıklarıyla özellikle son birkaç yıl içinde kaotik bir hale geldi. Sıradan bir elektrik tüketicisinin bu sistemi anlama zorunluluğu elbette bulunmuyor. Ancak, TL'nin bile isteye değersizleştirilmesi bu tabloda tetikleyici bir rol oynadı. Zira döviz kuru, enerji fiyatlarında hayati bir role sahip.

Basitçe şöyle anlatmak mümkün olabilir:

Petrol ithal ediliyor. Ham petrol fiyatı, doğalgazı, bu da doğalgaza dayalı termik santrallarde üretilen elektriğin maliyetine yansıyor.

Döviz kuru, ithal kömürü etkiliyor. YEKDEM fiyatında belirleyici bir unsur. Bunlar da enerji bedeline yansıyor.

Döviz kuru trafo, hat, çelik, alüminyum, bakır fiyatlarını etkiliyor. Bunlar da şebeke/hat bedeline yansıyor. Bu da toplam bedeli belirliyor.

Yani Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'ın söz ettiği faturalardaki “yeni adımlar” talimat zinciriyle atılsa bile, enerji/döviz kuru ilişkisi nedeniyle bu adımların ömrü ve etkisinin kalıcı, uzun vadeli olma ihtimali yüksek görünmüyor.

Radikal bir sistem değişikliğine gidilmeyecekse tabii.

Loading...