Allah fiyatları artırmaz dağına göre kar verir!

Haftanın en biberli ve baharatlı konusu Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun sunduğu bir fetvaydı. Kurul'a “Ticarette kâr haddi var mı?” diye bir soru sorulmuş. O da “Fiyatları tayin eden Allah'tır” diye fetva vermiş.

Salgın oldu.

Allah'tan.

Orman yandı.

Allah'tan.

Deprem oldu.

Allah'tan.

Kıtlık başladı.

Allah'tan.

Enflasyon patladı.

Mutfaklar yanıyor.

Dar gelirli perişan.

Allah'tan.

Her şey Allah'tan deyip fetvaya dayanırsan bu insanları “kişisel sorumluktan sıyrılma noktasına” götürür. O zaman hastalıklara karşı hastane yapmanıza gerek kalmaz. Kuraklığa karşı baraj dikmenize, dağları delip su tüneli açmanıza de ihtiyaç yoktur. Her şey Allah'tan ise yangına karşı gece görüşlü helikopter almanız gerekmez. Depreme karşı dayanıklı konut yapacak, sağlam kentler kuracak mühendisleri yetiştirmek için üniversite açmanız da gerekmez… Felsefe kitaplarında “fatalizm yani alın yazıcılığı” diye geçen; Din İşleri Yüksek Kurulu'nun “Fiyatları tayin eden Allah'tır…” fetvası ortaya cevabı verilemeyecek şu soruyu bıraktı.

Her şey Allah'tan ise:

Günahlar ne olacak?

Sevap kime yazılacak?

Cennet niçin var?

Cehennem kimin için?

★★★

Fetvaya dayanak yapılan hadis, gerçekten Hz. Muhammed'in söylediği söz müydü? Yoksa bu fetva; Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerince “iktidara karşı yükselen halk öfkesini uyutup unutturacak bir siyaset kurgusu” mu üretilmişti?

Bir örnek var.

Çok bilinir.

Dini siyasetten ayrı tutan gerçek din adamları; “İslam'da Cüzi irade ile Külli irade” kavramlarını açıklarken sıkça bu örneği verirler: Hz. Ömer kölesi ile Mekke'den bir başka kente giderken yolda gece molası verirler. Hz. Ömer, kölesine “deveyi bağladın mı” diye sorar. Köle, iman etmiş, Allah'a bağlılığı yüksek bir insan; “Deveyi bağlamadım Allah'a emanet ettim…” demiş. Hz. Ömer'in cevabı: “Sen deveyi önce bağla sonra Allah'a emanet et…” olmuş.

Fiyatlara iyi bak!

Niçin artıyor?

Döviz bitti.

Lira değer yitirdi.

Dolar yükseldi.

Dünya krizi de geldi.

Fiyatlar iyice çıldırdı.

Türk ekonomisinin “kendine yetecek dövizi bulamama süreğen (kronik) sorununu” son 20 yılda da çözemeyip, üstelik yüksek faizle dış borç bularak “yeni kara delikler yaratan” israfçı politikalarla şişinip, büyüklenirseniz sonunda döviz biter. Dolar artar, fiyatlar çıldırır. Ve halkın büyük bölümünde iktidara ve parti genel başkanına karşı öfke, kızgınlık, isyan potansiyeli birikir.

Sorumlusu iktidardır.

Seçimler yapılır.

Hesap ona sorulur.

★★★

Din İşleri Yüksek Kurulu, halkın sandıkta hesap soracağı gün yaklaşırken “Fiyatları tayin eden Allah'tır…” fetvası vererek enflasyonun sorumluluğunu Allah'a fatura etmiş oldu.

İnanç alet edildi.

Din afyon yapıldı.

Halka sunuldu.

Böylece Allah tanımaz, peygamberlere inanmaz, kitap kabul etmez ve dini bir üst yapı kurumu diye gören Marksistlerle Din İşleri Yüksek Kurulu aynı noktaya geldi. Karl Marks kilisenin zalim krallarla bir olup “dini halkı uyutma afyonu olarak” kullandığını yazmıştı. Din İşleri Yüksek Kurulu, halkın çoğunluğunda başlayan öfke, kırgınlık, isyan kabarmasını “sabır-selamet dileyen fetvayla” karşılayabilirdi.

Fiyatları Allah'a yükledi.

Halkı uyutmaya kalktı.

Enflasyonun neden, nasıl, hangi kusurların sonucu arttığını artık çocuklar da biliyor. Fiyatları Allah artırmaz. Adana'da kullanılan bir halk deyimi var; “Allah, dağına göre kar verir” derler.

Loading...