Şu biricik dünyamızda günden güne işler sarpa sarıyor. Amerikalı Coni de, Alman Helga da, Çinli Li de, Türk Mehmet de aynı şeyi söylüyor: Nerede o eski günler?

Gerçi uzaklaşıp bakınca dünyaya, eskiden de tıkırında değildi işler. Ama bugünler öyle beter ki, eski kötü zamanları bile arıyoruz.

Bizim milletin durumu, dünyanın geri kalanından epey farklı.

Cep delik cepken delik, kevgire döndük be kardeşlik...

Ekonomi yönetimi en koyu iktidar yanlısını bile üç günde, ‘Meclis’in en muhalif milletvekili Cemal Enginyurt’tan daha keskin hale getiriyor!

Örneğin... Ortaya Karışık isimli YouTube kanalında sokak röportajı yapıyordu muhabir. İktidarı eleştirenlerle, bir amca karşı karşıya geldi. Amca belli AKP’liydi iktidarı bir savundu efsane oldu! Sokaktaki muhalefeti şöyle susturdu: “Nankörlük yapmayın, her şeyimiz var. Çıkar cebindeki telefonu göster, o telefon kaç para!”

AKP’li amca bunu söylediğinde Erdoğan ‘nankörler’ dememişti daha!

Bir süre geçti aynı kanal bu kez yine sokakta mikrofon uzatıyordu millete. O amca çıkageldi ve şunu dedi AKP iktidarına: “5 kilo yağ kaç para? Hani Cumhurbaşkanı etiketlerle oynayacaktı (indirim sözü vermiştiniz ne oldu diyor)? Sizler oldukça bu vatan böyle olur! Cebinde 100 liran var mı! (Bakan Nebati gibi gözlerini göstererek) Çıkıyorlar, milletle alay ediyorlar bir de!”

Cebinde para olmayan, olsa bile pul haline gelen Türk milleti ne yapıyor peki?

Tasarruf!

Ayçiçek yağını bir alıyor, 2 kez değil 22 kez kızartmada kullanıyor... İnanmıyorsanız atık yağ toplama işini yapanlara sorun. Neredeyse batacaklar. Çünkü evlerden, lokantalardan gram atık yağ çıkmıyor artık!

Çoğunlukla ‘aç-kapa’ tekniği kullanıyoruz. Elektrikte, doğalgazda, kömürde ve su kullanımında sihirbaz gibi olduk.

Sinemaya, tiyatroya gidemiyoruz. Zaten onlar da faturalar yüzünden perdelerini açamıyor! Restoran mı... O da neydi? Meyveyi tane ile, lahanayı çeyrek alıyoruz. Domates, biber, patlıcan, hıyar fiyatı uçtu; mevsiminde tüketime yöneldik, mecburen sağlıklı yaşıyoruz!

Eti, kıymayı, tavuğu ise AKP’li vekil Zülfü Demirbağ’ın, “Normal şartlarda bir kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz” şeklindeki tasarruf önerisini bir adım ileri götürüp hiç yemiyoruz!

Arabası olanlar tasarruf için dört takoz üstüne çekti, kullanmıyor artık. Bol bol yürüyoruz. Çünkü ulaştırmanın ‘U’su Marmaray’da bir gidiş 12 lira 12 kuruş, otobüs bileti İstanbul’da 5 lira 48 kuruş, Ankara’da 6.5 lira oldu!

Söz dinlediğimiz için ‘porsiyonları kuş kadar’ yaptık. Mango nasıl bir şey bilemediğimiz için onun yerine kuru ekmek tüketiyoruz!

Yandaş medyanın şahane tasarruf paketini A4 kağıdına yazıp başköşeye astık. Alışverişe tok karınla, çocukları almadan çıkıyoruz. Markete gidebilirsek bırak arabayı, sepet bile alamıyoruz. Sahiplik duygusu yaratmasın diye ürünlere dokunmuyor, bakıp geçiyoruz. O tadı hatırlayıp üzülmemek için mis gibi sucuk ikramlarını geri çeviriyoruz. Pahalı ürünler göz hizasındaymış, fark etmez. Biz zaten hep yere bakıyoruz! Kasiyer indirimli ürün var derse, ‘sen benim gözlerime baksana’ deyip tersliyoruz.

Giysi almıyoruz, eski kabanı kirletmemek için kırk takla atıyoruz. Kuru temizleme fiyatı 150 lira olmuş! Çorap alırken elimiz titriyor. Büyüme çağında çocuğu olanların yüreği pır pır... Keşke bu kadar hızlı büyümese de yeni ayakkabı almak zorunda kalmasak diyorlar!

Ve zurnanın zırt dediği yere geliyoruz!

AKP’nin şahane ekonomik yönetiminde son sekiz yıldır ‘çocuk tasarrufu’ yapıyoruz...

Nüfusumuz 2014 yılında 77 milyonken 1 milyon 345 bin 286 bebeğimiz dünyaya gelmiş.

2015’te rakam 1 milyon 325 bine, 2016’da 1 milyon 309 bine, 2017’de 1 milyon 295 bine, 2018’de 1 milyon 248 bine, 2019’da 1 milyon 183 bine, 2020’de 1 milyon 112 bine ve nüfusumuzun 84 milyonu aştığı 2021 yılında ise 1 milyon sınırına düşmüş yeni doğan bebek sayımız!

Bütçeyi denkleştirmek için iğneden ipliğe, boğazımızdan üst başa, yumurtadan yol parasına her konuda kısıntı yaptığımızı düşünürken en çok nerede tasarruf yaptığımızı görememişiz!

Bakın, şu AKP iktidarı çok enteresan!

Üç çocuk; yetmez, beş çocuk falan derken yıllardır Nüfus Planlama Teşkilatı gibi çalışmışlar, biz uyanamamışız.