Zil çalıyor, öğrenciler okuldan çıkıyor.

Çocuklar top peşine düşerken bir çocuk eski püskü çantasıyla ağır ağır yürüyor. Sıvası olmayan bir evin önüne kadar geldiğinde kamera evin içini gösteriyor.

Genç, vakur bakışlı bir kadın dikiş makinesinin başında... Kapı açılıyor o ağır ağır yürüyen çocuk kapıdan girip çantasını aynanın önündeki sehpaya bırakıp, “Anne, ben fırına gidiyorum” diyerek geldiği gibi çıkıyor...

Annesi oğlunun ardından hüzünle bakarken o çocuk, kameranın tabelasına zoom yaptığı Kasımpaşa Fırını’na girip, Selamünaleyküm abi diyor. Fırıncı, Aleykümselam deyip sayarak simit veriyor.

Bir sepete dizmiş hepsini, “Simit vaaar, taze simiiit” diyerek sokaklarda satıyor.

Elindeki sepetle bir kitapçının önüne gelip camın ardındaki ciltli kitaplara bakıyor günün ilerleyen saatinde...

Son sahne... Çocuk eve dönüyor, günlük kazancını rafta duran cam kavanozdaki paralara ekliyor...

Yağmur demeden, çamur demeden haftalarca sürüyor bu durum.

Sonra tanıdık bir ses duyuluyor...

“Bu benim hikayem. Çocukluğumun ilk hayali.. Almak için haftalarca çalıştığım o sekiz ciltlik kitabın hikayesi... Ne zaman o kitaplara baksam, kütüphane hayali kuran o çocuğu hatırlarım. Şimdiki kütüphanemde o kitaplarım hala başköşede durur. Sayfalarını açınca çocukluğum kokar, annem kokar...”

Konuşma bitince bir fotoğraf ve bir cümle beliriyor ekranda.

Fotoğraf, Recep Tayyip Erdoğan, cümle “Yüreğinde Türkiye sevdasıyla, bir millete umut olan LİDERİMİZ doğum günün kutlu olsun... AK Parti...”

Nedir bu?

AKP Grup toplantısından önce sürpriz doğum günü armağanı olarak Erdoğan’a izletilen belgesel tadındaki 1 dakika 50 saniyelik kısa film!

Filmden sonra AKP’li yönetici Erdoğan’ı şu sözlerle kürsüye davet eder...

“Simit satarak hayalini gerçekleştiren insan, daha sonra bu ülke ve bu milleti için nice hayalleri gerçekleştirdi. Bugün 26 Şubat! Özel bir gün! Liderimiz, genel başkanımız, cumhurbaşkanımız doğum gününüz kutlu olsun!”

Takvimler 26 Şubat 2020’yi gösterirken Erdoğan bu duygu yüküyle kürsüye gelir... Gözleri dolu doludur, “Taksitlerini simit satarak, su satarak ödemiştim... Böyle başlayan bir hayat işte” der...

***

İki yıl sonra... 18 Şubat 2022, kabine toplantısının ardından Erdoğan açıkladı: “1915 Çanakkale Köprümüzü 26 Şubat 2022’de hizmete sunuyoruz!”

***

Küçük bir grup alkışlarken, bu ülkenin ‘kül yutmaz’ yurttaşları tepki gösterdi, sosyal medyada olay oldu tarih.

Çünkü, köprüden kendileri geçmeseler de ‘otomobil başına 15 euro artı KDV olarak günlük 45 bin araç geçiş garantili’ milyarları simit satanı, su satanı, işçisi, çiftçisi, memuru, esnafı, emeklisi ve hatta işsizi ile bu millet 2033’e kadar yani 11 yıl boyunca ‘taksit taksit’ ödeyecek!

Onlar yemeyecek, içmeyecek külfeti yüklenecek ama, köprü Erdoğan’ın doğum günü şerefine 26 Şubat’ta açılacaktı!

Memlekette olanlar ‘artık şaşırmam’ diyenleri bile ters köşeye yatırmaya devam ediyor, hala...

Şunu sordum kendime...

Erbakan’ın yanında yıllarca siyaset yapan, İstanbul gibi mega kentte belediye başkanlığı yapan, parti kurup defalarca seçim kazanan, başbakanlıklar yapan, cumhurbaşkanı seçilen, cumhurbaşkanlığına seviye atlatıp ‘tek adam’ dönemi başlatan Erdoğan, onca yılın, onca deneyimin üzerine; yağcı, yalaka tayfası önerse bile böyle bir şeyi nasıl kabul eder?

Milletin bir kısmı ucuz ekmek kuyruklarındayken, bir kısmı indirimli bayat ekmek kuyruğundayken, bir kısmı askıda ekmek kuyruğundayken, millet elektrik faturasını ödeyemezken siz benim önüme nasıl böyle bir tarihi getirirsiniz, demez mi?

Böyle diyecektim yazının sonunda!

İçimden ihtimali düşük bir ses, “Erdoğan bu doğumgünü sürprizini bozar” diyordu!

Belki de bir ilk, çok değişik bir şey oldu ve bozuldu sürpriz...

Fakat dünya lideri değil, köprünün bedelini ödeyecek millet bozdu doğumgünü sürprizini!

Hatta Erdoğan bizzat tivit atıp açıkladı bozanın kim olduğunu:

“26 Şubat’ta açmayı planladığımız 1915 Çanakkale Köprümüzün açılışını, vatandaşlarımızın talebi üzerine Çanakkale Zaferi’mizin yıl dönümünde, 18 Mart’ta gerçekleştirme kararı aldık!”