Bütçe trilyonluk rakamlardan oluşan devasa bir belgedir. Bu belgede bazı kalemler vardır ki, ilk bakışta bütçenin genel büyüklüğü içinde sıradan birer teknik başlık gibi görünür. Ancak satır aralarına girip, rakamların kronolojik seyrini izlediğinizde, o teknik başlıklar birdenbire kamu kaynağının nasıl yönetildiğine dair önemli birer ‘kırmızı bayrağa’ (red flag) dönüşüverir. Denetim literatüründe kırmızı bayrak, ortada henüz mahkemece tescillenmiş bir suç olmasa da mutlaka derinlemesine incelenmesi, üzerine müfettiş gönderilmesi gereken yapısal anomali sinyalidir. Sosyal medya hesabımda ve bloğumda son yıllarda bütçenin ‘Baskı ve Cilt Giderleri’ kaleminde anormallik olduğunu haykırıp durdum. Pek dikkate alan olmadı. Ama işin fikri takibini bırakmadım. Son on yıllık dönemi birlikte ortaya koyunca konunun anormalliği çıplak gözle bile görülür hale geldi. Merkezi Yönetim Bütçesi’nde yer alan ‘Baskı ve Cilt Giderleri’ndeki harcamalar beni inceleyin diyor. Yani denetçiler için kırmızı bayrak sallıyor. Üç yılda çöpe giden 36 milyar liralık kağıt kuleleri 2018-2021 yılları arasında, yüksek enflasyon ortamına rağmen bütçe disiplini içinde (yıllık 179 milyon lira ile 1.3 milyar lira arasında) kendi halinde seyreden baskı ve cilt giderleri, 2022 yılı itibarıyla adeta rasyonel tüm ekonomik gerekçeleri geçersiz kılıyor. Sadece üç yılın (2022-2023-2024) toplamı 36.6 milyar lira. Dijitalleşmenin, e-devletleşmenin, kamuda kağıtsız ofis vizyonunun en çok parlatıldığı bir dönemde, kamunun bütçesinden ‘baskı ve cilt’ adı altında çıkan bu astronomik paranın mantıklı bir izahı olabilir mi? Dünyanın en pahalı prestij kitaplarını bassanız, tüm devlet dairelerini kuşe kağıda boğsanız bu rakamlara ulaşmak maliyet muhasebesi açısından hayatın olağan akışına aykırıdır. Baskı ve Cilt Giderleri niteliği nedeniyle usulsüzlüğe ve suistimale açık Kamu ihalelerini ve harcamalarını bilenler bana hak verecektir. Baskı, cilt, grafik tasarım, sanatsal prodüksiyon ve fotoğrafçılık gibi alanlar, doğası gereği ‘özellikli iş’ kapsamına sokulmaya en müsait kalemlerdir. Standart bir çimento veya demir ihalesinde piyasa rayici bellidir, üç aşağı beş yukarı denetlenebilir. Ancak konu bir kitabın tasarımı, bir albümün basımı, bir tanıtım materyalinin görsel içeriği olduğunda objektif maliyet çizgisi esner. Bir grafik tasarıma, bir fotoğraf karesine ya da bir prestij yayının cilt işçiliğine ‘sanatsal değer’ veya ‘telif’ adı altında piyasa gerçeklerinin fersah fersah üzerinde bedeller ödenmesi, bu kalemi belirli odaklara kaynak aktarmanın en elverişli paravanı haline getirebilir. 36 milyar liralık bu muazzam bütçenin ne kadarının gerçek matbaa maliyeti, ne kadarının ise ‘özel nitelikli tasarım ve prodüksiyon’ adı altında kimliği belirsiz harcamalara gittiği tam bir muammadır. Araştırılması gerekir. Büyük kırılma: Geriye doğru işleyen muhasebe İşin asıl can alıcı ve denetçilerin uykusunu kaçıracak kısmı 2025 yılında başlıyor. 2024’te 17.5 milyar lira harcanan bu kalem, 2025 yılı toplamı aniden 1.6 milyar liraya çakılıyor. Sadece bir yılda yüzde 90’lık bir düşüş! Daha da ilginci, 2025 yılının aylık detaylarına girdiğimizde bütçe tarihinde eşine az rastlanır bir manzara ile karşılaşıyoruz: Eksi rakamlar. Kamu muhasebesinde bir harcama kalemi haziran, temmuz, ağustos ve ekim aylarında eksi yazar mı? Yazıyor. Özellikle ekim ayında tek seferde -2.1 milyar liralık bir ters işlem göze çarpıyor. Muhasebede ‘eksi işlem’, geçmişte yapılan bir harcamanın iptal edilmesi, haksız ödemelerin geri tahsil edilmesi ya da yanlış yazılan devasa bir faturanın düzeltilmesi demektir. Tam da bu eksi işlemlerin başladığı, harcamaların bıçak gibi kesildiği 2025 yılının yaz aylarına dönüp bakalım. O dönemde kamunun tüm tanıtım, basın, yayın ve algı mekanizmalarını, dolayısıyla bütçedeki bu matbuat trafiğinin en büyük koordinasyon merkezini yıllardır elinde tutan en tepedeki isim görevden alındı. Her ne kadar siyaseten sistem dışına itilmeyip farklı diplomatik ve idari görevlerle merkezden uzaklaştırılmış olsa da o ismin kurumun başından gitmesiyle bütçede ‘tersine mühendislik’ başladı. Yeni gelen yönetimin ya da içeri giren denetçilerin geçmiş döneme ait siparişleri iptal ettiği, haksız ödemeleri geriye dönük olarak firmalardan tahsil ettiği ve bütçeyi ‘temizlemek’ adına bu eksi kayıtları düştüğü o kadar net anlaşılıyor ki... Bir koltuğun değişmesiyle koskoca devlet bütçesinin milyarlık kalemi eksiye dönüyorsa, ortada kurumsal değil, tamamen şahsa bağlı bir harcama çılgınlığı olduğu gün gibi ortadadır. Devlet Denetleme Kurulu göreve Yukarıda yer verdiğimiz tablo, sıradan bir tablo değildir. Ciddi anomali içermektedir. Denetim birimleri için kırmızı bayrak sallamakta, kara para jargonu ile konuşursak ciddi bir şüpheli işleme işaret etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın çok değerli denetim elemanlarının, hatta doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı en üst ve yetkili denetim organı olan Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) bu üç yıllık anomaliyi ve ardından gelen eksi işlemlerin arka planını mercek altına alması, usulsüzlük ve yolsuzluk varsa ilgilileri yargıya teslim etmesi bir vergi ödeyicisi olarak beklentimizdir. - 2022-2024 arasında bu özellikli baskı ihaleleri hangi firmalara, hangi fiyatlarla verildi? - Grafikerlere, fotoğrafçılara, ajanslara ‘tasarım’ adı altında ne kadar para aktarıldı? - 2025 yılındaki o eksi kayıtlar, hangi usulsüz ihalelerin iptalinden veya hangi geriye dönük tahsilatlardan kaynaklandı? Vatandaşın vergilerinin nereye gittiğini bilmesi, kamuda şeffaflığın temel şartıdır.