Geçen hafta Türkiye'ye ziyarette bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmelerden sonra normalleşme süreci hayli hızlandı.
Türkiye'nin Rusya'dan hava savunma sistemi ihalesi için teklif alacağı açıklaması yapıldı. Bu konuda NATO'nun aldığı tedbirlerin tamamı Türkiye'yi kapsamıyor. Türkiye, NATO veya bir başkasına, hava savunma konusunda bağımlı kalmak istemiyor.
FETÖ'cülerin darbe girişimi sonrası ABD ile iyiden iyiye gerilen ilişkiler, Suriye politikasıyla başka bir boyutta şu sıralar.
U.S. Navy yani Birleşik Devletler Deniz Kuvvetleri, 241. yılını kutlamak adına "Donanmanın 241. yılı kutlu olsun! Amerika'nın denizcileri çetin, cesur ve hazırdır" yazısının altına üç tane farklı fotoğraftan oluşan bir görsel koydu.
İkinci ve üçüncü görsel güncel ve jenerik bir içeriğe sahipken, ilk görselde bulunan ay-yıldızlı Osmanlı bayrağı kafa karıştırdı.
Sosyal medyayı ve Ekşi Sözlük gibi oluşumlarda da heyecanla tartışılan konuda dikkat çeken bazı tarihsel gerçekler vardı.
Paylaşımdaki Osmanlı-ABD savaşına dair görsel, gerçekten de yaşanmış olan bir deniz savaşını konu alıyor: Berberi Savaşlarını!
Peki Berberi Savaşları nedir?
Birinci Berberi Savaşı: 16. yüzyılın ortalarında bu yana Kuzey Afrika kıyısında üstlenmiş olan Türk korsanları Akdeniz'i ve Akdeniz'deki ticaret yollarının kontrolünü ellerinde tutuyorlardı. ABD İngiltere'den bağımsızlığını kazandığı sırada Kuzey Afrika'daki Beylerbeyilikler tam 300 yıldır bu bölgedeki Avrupa ülkelerinin ve diğer devletlerinin gemilerini avlıyorlardı. Bu bölgede faaliyet gösteren bu korsanlarını stratejisi oldukça basit ama etkiliydi. Akdeniz'de küçük ama hızlı gemilerle seyrediyorlar, üstün hızları ve manevra kabiliyetleri ile ticaret gemilerini yakalıyorlardı, kendileri için bir handikap olan silahlarının azlığını da bu sayede dengeliyorlardı.
Amerikan kolonileri de İngiliz İmparatorluğu'nun bir parçası olduğu sırada İngiliz donanması, İngiltere ve Berberi kıyısı devletleri arasında yapılan anlaşmalar sayesinde korunuyordu. Fakat bu durum Amerikan kolonileri bağımsız olunca değişti, bu koruma perdesi kalktı. Bu yüzden de genç Amerikan devleti Kuzey Afrika"daki Beylerbeyiliklerle acilen bir anlaşma yapmaya mecbur oldu.
1796'da bu Beylerbeyilikler ve Fas Sultanlığına ödenen haraç oldukça makul seviyedeydi. Örneğin ABD'nin Trablusgarp'a verdiği yıllık haraç 60.000 dolardı. Ama Trablusgarp Beylerbeyi olan Karamanlı Yusuf Paşa, zor durumda kalan ABD'nin ödediği haracın miktarını arttırdı. Bu isteği 1801 yılı Mart ayında Thomas Jefferson başkanlığı devraldıktan hemen sonra ABD'ne ulaştı. Fakat Jefferson Kuzey Afrika'daki Türk korsanlarına artık daha fazla haraç ödenmesine taraftar değildi ve bunu yapmaktansa ABD'nin bir donanma inşa etmenin bu korsanların hiç bitmeyen taleplerinden daha ucuza mal olacağını iddia etti. Durumu yerinde tetkik etmek ve daha sonra girişilecek eylemlerde izlenecek yolu tespit etmek için 3 gemiden oluşan bir keşif filosunu Akdeniz'e gönderdi. Komodor Richard Dale idaresindeki ABD keşif filosu 1 Temmuz 1801'de Cebelitarık'a ulaştı ve burada ikmal yaptı. Bu sırada Dale Trablusgarp Beylerbeyiliği'nin 10 Mayıs 1801'de ABD savaş ilan ettiğini öğrendi. Savaş ilanından sonra Trablusgarp'taki ABD Konsolosluğu yağmalanmış ve Konsolos James Cathcart ve ailesi Danimarka elçiliğine sığınmışlardı. (Burada önemli olan ve dikkat edilmesi gereken nokta Osmanlı İmparatorluğu'nun bu uzaktaki Beylerbeyiliğinin, yani bir eyaletinin savaş ilan etmesidir. Zaten Osmanlı İmparatorluğun 1830'lara kadar ABD tarafından gelen isteklere rağmen bu devleti muhatap dahi almamıştır.) Bu gelişmeyle birlikte keşif ve inceleme gezisi bir anda sefere dönüşmüş oluyordu. Dale emrindeki gemilere rotalarını Trablusgarp'a çevirmeleri emrini verdi. Dale Trablusgarp'a ulaştıktan sonra yaptığı gözlemlerde limanın doğal olarak korunaklı olduğunu, şehir önlerindeki bir kayalık resifin limana yaklaşımı zorlaştırdığını gördü. Buna ek olarak şehir üzerinde limana bakan küçük burçlar ve kaleler olan bir surla çevriliydi. Gevşek bir abluka başlamıştı...
Bu sıralarda yaşanan bir karşılaşmada USS Enterprise Teğmen Andrew Sterrett komutasında küçük bir korsan gemisi ile çatışmaya girdi (1 Ağustos 1801) ve gemiyi ele geçirdi. Bu çatışmada küçük ve ateş gücü yetersiz olan Türk korsan gemisi 80 mürettebatından 60'ını kaybetti. ABD tarafı ise hiç kayıp vermedi. Bu küçük çatışma Kuzey Afrika'daki Türk korsan filosunun en önemli zafiyeti gözler önüne serdi; mürettebatı topçuluk ve denizcilik konusunda yeteri kadar eğitilmemiş olan bu hafif ve ateş gücü az gemiler o çağın gemilerinin artık muhatabı değillerdi. Teknik ve bilgi bir kez daha üstün gelmişti. Ardından uzun süreli bir savaş başladı.
Savaş yaklaşık dört yıl sürdü. 4 Haziran 1805'te Amerikalı tutsakların 60.000 $ karşılığında serbest bırakılmasını ve bu tarihten sonra ABD'den haraç alınmamasını öneren bir barış antlaşmasını kabul etti. Amerikalılar istediklerini elde ettikleri için Hamit Paşa'ya olan desteklerini geri çektiler ve onu yüzüstü bıraktılar. 1. Berberi Savaşları sona ermişti, ABD hükümeti artık Cezayir ve Trablusgarp Beylerbeyiliklerine haraç ödemeyecek, ABD vatandaşları bundan sonra fidye istemek için esir alınmayacaktı.
Ancak iki tarafın da kazandığı söylenemez. Bu nedenle ABD, yaşanan gelişmelerden sonra ilk profesyonel donanmasını kurma kararını aldı. Böylelikle "U.S. Navy"nin temelleri atıldı, donanma kuruldu. 1815'te donanmasını güçlendiren ABD, savaşı kazanırken, haraç vermekten kurtuldu. Böylelikle Akdeniz'deki 3 asırlık Osmanlı hakimiyeti sona erdi.
Çağrı Develioğlu


