SERT POLEMİK
Ahmet Altan Son yazısında “Ben kendi kavgama kendim giderim… O yazıları ben yazdım, o yazıların sorumluluğunu da ben kendim taşırım. Sen niye kendi yazılarının sorumluluğunu tek başına taşıyamıyorsun? Niye başkalarını çağırmak istiyorsun?” demişti. Altan'ın son yazısına köşesinden yanıt veren Hakan, sert ifadeler kullandı. Yazısında “Alçak adam’, ‘kibirli hödük’, 'kullanışsız aptal' gibi sözlere yer veren Hakan, Ahmet Altan’ın tüm suçu Taraf gazetesini yönettiği dönemde, Ergenekon, Balyoz, Odatv gibi soruşturmalara ilişkin sonradan bir kısmının sahte olduğu anlaşılan delillerle ilgili yayımlanan haberleri yapan Mehmet Baransu’nun üzerine yıktığını ileri sürdü.
Ahmet Hakan "Yazıda geçen hakaretimiz ifadeler için okurlarımdan özür diliyorum. Ahmet Altan’ın bana yönelik ifadelerine ancak bu üslupla cevap verebilirdim. Hadsiz ve seviyesize hak ettiği şekilde seslenmek, yetime kaftan giydirmek gibidir." notuyla bitirdiği yazısında Ahmet Altan'a "mugalatacı soytarı" diye seslendi.
İşte Ahmet Hakan'ın o yazısı:
- KUDDUSİ Okkır'ı tutuklattın... Adam bir deri bir kemik mezarlıkta tahliye edildi.
- Mehmet Ali Çelebi’ye iftira attın... Gencecik adamın istikbali karardı.
- Ali Tatar’ı iftiralarınla intihara sürükledin... Geride sadece hıçkırıklar ve gözyaşları kaldı.
- Nedim ile Ahmet için “Gazetecilikten tutuklanmadılar” diye manşet attın... Hâlâ birkuru özür bile dilemiş değilsin.
- Dursun Çiçek’e atılmadık iftira bırakmadın... Adamın yıllarını elinden aldın.
Şimdi de tutmuş...
“Ben onlarla aynı programa çıkmam!” diye tepiniyorsun.
Ve bana diyorsun ki...
“Arkadaşlarını yanına almadan gel... Teke tek çıkalım.”
*
Onlar benim arkadaşlarım değil a be alçak adam!
Onlar senin öldürdüğün, süründürdüğün, hayatlarını kararttığın insanlar...
*
Onlar benim adamlarım değil a be burnundan kıl aldırmaz madrabaz!
Hükümet, Cemaat ve başında olduğun Taraf gazetesinin kurduğu büyük ortaklığın operasyon çektiği kişiler.
*
Onlar senin beni yenebileceğini düşündüğün bir ekran müsameresinin figüratif unsurları ya da yancıları değil a be kibirli hödük!
Onlar senin kurbanların.
*
Benimle yüz yüze gelmekten çekinmiyorsun da...
Kurbanlarınla yüz yüze gelmekten mi tırsıyorsun a be gerekçesiz cengâver!
*
"İstesem ben de Cumartesi Anneleri’ni getiririm... Ama getirmiyorum” demişsin.
*
Soruyorum sana a be mugalatacı soytarı!
- Ergenekon’un hangi satırında Cumartesi Anneleri geçiyor?
- Balyoz’un hangi harfinde faili meçhuller var?
- Zekeriya Öz gibiler, Güneydoğu’da işlenmiş faili meçhul cinayetleri mi ortaya çıkarmaya çalıştılar?
- KCK operasyonları adı altında onlarca seçilmiş Kürt’ün bileklerine plastik kelepçeyi geçirenler, senin Fethullahçı tosunların değil miydi?
*
Çektiğin bunca operasyon, kurduğun bunca kumpas, yaptığın bunca dalavere ortalıklara döküldüğü halde...
Sırf minicik bir pardon bile dememek için...
Hayatını kararttığın insanlara rezilce iftiralar atmaya devam ediyorsun.
- Kuddusi Okkır hangi faili meçhul cinayetten yargılandı a be müfteri!
- Ali Tatar hangi Cumartesi Annesi’nin evladını kaybettirmekten sorgulandı a be yalancı!
- Mehmet Ali Çelebi hangi Kürt köyünün boşaltılması emrini vermekle suçlandı a be haysiyetsiz!
- Dursun Çiçek hangi Kürt’ün ölümünden sorumlu tutuldu a be alçak!
- Nedim Şener ve Ahmet Şık 90’larda özel harekât polisi miydi a be rezil!
*
Bunların hepsini geçtim.
Veli Küçük bile...
Evet, Veli Küçük bile...
Bir tanecik faili meçhulden yargılanmadı a be kullanışsız aptal!
*
Taraf gazetesinde yaptığın operasyonların hesabını vereceksin Ahmet Altan!
Bu operasyonların bütün yükünü zavallı Mehmet Baransu’ya yükleyip kaçmak yok.
*
Kabul ediyorum, dün olduğu gibi bugün de adil ve tarafsız bir yargı söz konusu değil.
Bu nedenle senin bile böylesi bir yargıya teslim edilmene gönlüm razı değil.
*
İşte bu yüzden
“Çık programa! Orada hesap ver” diyorum.
Ama kurbanlarınla yüzleşerek vereceksin bu hesabı...
O program, senin Fethullahçı özel yetkili mahkemelerin gibi kurgulanmayacak.
Sadece senin adam gibi hesap vermen üzerine kurgulanacak.
*
Al bütün tanıklarını ve gel programa...
Beni nasıl ikna edeceksen Ergenekon davasının tepeden tırnağa hukuki olduğuna...
Aynı şekilde kurbanlarını da ikna et!
Kaçma!
*
Unutma!
Bu benim ile senin aranda kişisel bir mesele değil.
Bu senin ile kurbanların arasında bir mesele...
Yine unutma!
“Ben seni yendim, sen beni yendin” oyunu oynamıyoruz burada. Yaptığın operasyon gazeteciliğiyle ilgili hesap verip vermeyeceğini konuşuyoruz.
*
Madem ödlek değilsin, madem haklısın, madem kendinde tek bir leke bile bulamıyorsun.
O halde...
Gel ve hayatlarını kararttığın kurbanlarının gözlerine bakmak durumunda kal.
Ne yani?
Yaptığın onca kötülüğün bu kadarcık bir karşılığı da mı olmayacak?
Not: Yazıda geçen hakaretimiz ifadeler için okurlarımdan özür diliyorum. Ahmet Altan’ın bana yönelik ifadelerine ancak bu üslupla cevap verebilirdim. Hadsiz ve seviyesize hak ettiği şekilde seslenmek, yetime kaftan giydirmek gibidir.