Hamas, Gazze’de yenilip, Beşar Esat Suriye’yi terk edince Orta Doğu sakinleşecekmiş gibi duruyordu. Biz de bir yandan “Terörsüz Türkiye” inşa etmeye çalışırken diğer yandan enflasyonu indirmekle meşguldük. Bir hayli mesafe de almıştık. Derken ABD yanına İsrail’i alarak (ya da tersi) İran’a karşı bir savaş başlattı. İran “ben yanmışsam herkes yansın” diyerek ABD dostu petrol ihracatçısı Arap devletlerine füze atmaya başladı. Hürmüz Boğazı’nı neredeyse geçilmez kıldı. Mart başında varili 70 dolar olan ham petrolün fiyatı mart sonunda 114 dolara çıktı. Doğalgaz fiyatları çoğu zaman petrol fiyatlarıyla birlikte hareket eder. Türkiye 2025 yılında enerji hammaddesi ithalatına 62.5 milyar dolar ödemiş. Eğer petrol fiyatları düşmezse enerji faturamız bu yıl 25-30 milyar dolar artabilir. Bu, milli gelirimiz en az bu kadar azalacak demektir. Bir sürü varsayımlar sıralayarak ne dediğimi anlaşılmaz hale getirmeden söyleyeyim. Yurt dışından kaynaklanan bu fakirleşme, yurt içinde alınacak önlemlerle ortadan kaldırılamaz. Ancak vatandaşlar arasındaki dağılımı değiştirilebilir. İspanyol hükümetinin açıkladığı önlem paketi buna matuftur.
ENFLASYONUN BULAŞICILIĞI NASIL ÖNLENİR
Enflasyonu indirme programlarının iki kaçınılmaz sonucu vardır. 1. GSYH (galatı milli gelir) büyümesi yavaşlar hatta durur. Azalan “harcanabilir milli gelir” dış borçla ithalat yapılarak kısmen kapatılabilir. Yani külfet ertelenir. 2. Milli gelir dağılımı değişir. Petrol fiyatlarındaki artış, iki sonucu da etkileyecektir. Üstelik enflasyon hedeflendiği oranda düşmeyecektir. Zor olan hedeften sapmayı asgaride tutmaktır. Zorluğun kaynağı toplumda iki tür hane halkı bulunmasıdır. 1. Gelirini, sattığı hizmet veya malın fiyatını artırarak “anında” koruyabilenler. 2. Gelirini, kendisi değil, kamu veya özel işveren belirlediği için anında artıramadığından koruyamayanlar. Birinci kümede bulunanlar, fiyat artırarak külfeti müşteriye aktarırken “satış kaybetme” riski ile karşı karşıyadır. Bu yüzden birimden kazandıklarından fazlasını sürümden kaybedebilirler. Enflasyonla mücadele, halkın katkısıyla çok daha kolay olur. Bunun için halkın zamlı malı veya hizmeti boykot etmesi gerekir. Bu eylem âdil rekabet ortamı oluşmasına yardım eder. Boykotlar, fiyat artışlarını yavaşlatır.
PETROLÜN REEL FİYATI
Petrol fiyatlarının 1972 ile 2026 arasında nasıl bir seyir izlediğini merak ettim. Kısa aralıklarla çok büyük iniş çıkışlar yaşanmış. Ama trend yukarı doğru olmuş. Farklı kaynaklarda farklı petrol fiyatları var. Benim alıntıladığım araştırmadaki sayıları yazacağım. Mesela 1972’de 3.6 dolar olan varil fiyatı 1975’te 14.4’e, 1979’da 25.10’a ve 1980’de 37.42 dolara çıkmış. Dün 114 dolardı. Yükselişler dünyada ve Türkiye’de enflasyonun azdığı dönemlere denk geliyor. Demek ki petrol fiyatları ile enflasyon arasında bir ilgileşim mevcut. Araştırmada “nominal” petrol fiyatlarının enflasyondan arındırılmış “reel” fiyatları da yer alıyor. 1972’deki 3.6 dolar 2026 başındaki doların satın alma gücüne göre 28.14 dolara denk geliyor. 2026 başı petrol fiyatı (aynı kaynakta) 55.29 dolar. Cari fiyatlarla 15.4 katına çıkmış. Enflasyonla düzeltilince artış katsayısı 1.96 oluyor. Yani petrolün fiyatı reel olarak %100 artmış. Bu da petrol üreticilerinin, petrolü olmayan ülkeler aleyhine nasıl zenginleştiğini açıklıyor.
SON SÖZ: Fiyat, fiyata; baka baka artar.