Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, son gelişmeler hakkında önemli tespitlerde bulunuyor. Ona göre:
“AKP, izlediği politikalar ve PKK’ya verilen tavizlerle devlet otoritesini ortadan kaldırdı.
İmralı’daki Teröristbaşı Öcalan, Batılı güçler tarafından eline verilen metni okuyan bir taşeron!
Yani, Batı’nın ajanı veya oyuncağı!
“ABD ve Avrupa Birliği eline ne verirse kendi isteğiymiş gibi okuyor, Batı’nın özerklik restini İmralı’daki Teröristbaşı dile getiriyor.
Türkiye’nin İmralı’ya hâkim olmadığı iyice ortaya çıktı!”

* * * * *

“ABD, Apo eliyle Türkiye’yi bölme projesini hayata geçirmeye çalışıyor!
Kürt ve Ermeni açılımı, bu projenin yansıması. Bugünkü, iktidar, zaten bu projenin taşeronluğunu yapıyor.
Kürt açılımında mesafe alındı. Gençler kaçırılıyor, aileler feryat ediyor. Ne duyan, ne gören var! İnşaatlara giden araçlar yakılıyor, köylüler tehdit ediliyor!
Proje belli bir noktaya kadar getirilmiş bulunuyor.
Kürt ve Ermeni projeleri gösterdi ki, millî bilinci olmayan, inanç eğitimimizde kimliksiz kalmış yüzlerce insan yetiştirmişiz!
Yazılı ve görsel basında, akademik çevrelerde, siyasette, kendi kişisel çıkarları için ülkesi aleyhine düşünen birçok insan yetişmiş. Parçalanma anlamına gelecek olan özerkliğe kimseden ses çıkmıyor!
Bu iktidar, bölücübaşı ile görüşerek suç işliyor! Yeni çıkarılan MİT (Millî İstihbarat Teşkilatı) Yasası da onları kurtaramayacak!”


Çocuk işçilik!


Kadınlara “Doğurun! Doğurun!” diyorlar. Diyorlar da, bu çocuklara nasıl bakılacağını düşünmüyorlar!
Türkiye, çocuklarına iyi bakıp, ülkeye yararlı olacak şekilde büyütebiliyor mu?
Çocukların önemli bir kısmı neredeyse dünyaya geldiğine pişman olacak!
Ülkemizde her 3 çocuktan biri şiddetli maddi sıkıntılar çekerek perişanlık içinde yaşıyor!
Avrupa standartlarına göre ise her 3 çocuktan ikisi büyük maddi sıkıntı içinde!
“Çocuk işçilik” tırmanışa geçmiş bulunuyor!
5 ile 17 yaş arası toplam çalışan çocukların sayısı 8 milyon 397 bine ulaşmış durumda.
Okuması gerekirken çalışmak zorunda kalan çocukların artması, ülkemizin geleceği açısından son derece karamsar bir tablo yaratıyor!
Bu gerçeği görmek, iktidarın işine gelmiyor!


Te­bes­süm

Beyinsiz bir adam!


Ada­mın bi­ri­nin deh­şet­li ba­şı ağrı­yor­muş.
Do­laş­ma­dı­ğı dok­tor, git­me­di­ği has­ta­ne kal­ma­mış.
Hiç­bi­ri ada­mın ba­şı­nın ağ­rı­sı­nı ke­se­me­miş.
So­nun­da bir be­yin cer­ra­hı­nın adı­nı ver­miş­ler. Dok­tor ka­fa rönt­ge­ni­ni çek­miş, ba­şı­nı sal­la­mış:
“Si­zin bey­ni­niz es­ki­miş!”
“A­man dok­tor, in­sa­nın bey­ni es­kir mi?”
“Es­kir ya... Oto­mo­bil­le­rin bi­le mo­tor­la­rı es­ki­yor. Se­nin de bey­nin es­ki­miş, ba­kı­ma ala­ca­ğız!”
“Na­sıl ola­cak bu iş?”
“Ka­fa­ta­sı­nı aça­ca­ğız, bey­ni­ni ala­ca­ğız, on beş gün bu­ra­da ba­kım ya­pa­ca­ğız, son­ra yi­ne ye­ri­ne ta­ka­ca­ğız.”
“Pe­ki, ben be­yin­siz ne ya­pa­ca­ğım?”
“On beş gün de­dim. On beş gün be­yin­siz ida­re ede­bi­lir­sin...”

* * * * *

Adam ra­zı ol­muş. Ka­fa­ta­sı­nı aç­mış­lar, bey­ni­ni al­mış­lar, git­miş...
Gi­diş o gi­diş... On beş gün, bir ay, beş ay... Adam yok! Dok­tor me­rak et­miş:
“Bu adam be­yin­siz ne ya­pı­yor? Ba­şı­na bir hal gel­me­sin!”
Se­çim­le­re bir-iki haf­ta ka­la, şeh­rin mey­da­nın­da bir ka­la­ba­lık gör­müş, me­rak et­miş:
“Ne var ya­hu, ne olu­yor?”
“Fa­vo­ri ada­yı­mız ko­nu­şu­yor. Her­kes onu din­le­me­ye ko­şu­yor.”
Dok­tor da ka­la­ba­lı­ğa ka­rış­mış. İtiş-ka­kış kür­sü­nün ya­nı­na ka­dar yak­laş­mış...
Aa­aa­a! Bir de ne gör­sün? Bey­ni­ni al­dı­ğı has­ta de­ğil mi?

* * * * *

Adam kür­sü­de ver­yan­sın edi­yor. Düş­man­lar­dan, ha­in­ler­den fi­lan bah­se­di­yor, her­kes ken­di­si­ni coş­kun bir şe­kil­de al­kış­lı­yor:
“Ül­ke se­nin­le gu­rur du­yu­yor!”
Ko­nuş­ma bi­tin­ce halk co­şup ada­mı omuz­la­rın­da ta­şı­ma­ya baş­la­mış.
Or­ta­lık bi­raz ya­tı­şın­ca dok­tor ada­ma yak­laş­mış:
“Ya­hu be­ni ta­nı­dın mı?”
“E­vet, ta­nı­maz mı­yım?”
“O hal­de ne­den ge­lip bey­ni­ni al­mı­yor­sun be ar­ka­daş? Biz sa­na on beş gün de­dik, ay­lar geç­ti, sen yok­sun!”
Adam “Boş ve­r” di­ye eli­ni sal­la­mış:
“Ar­tık ona ih­ti­ya­cım kal­ma­dı!”
“Ni­ye­”
“Po­li­ti­ka­cı ol­dum!”