
DİSİPLİN KURULU TOPLANDI, İFADELERİ ALINDI

Begüm Özkan ve 2 arkadaşı, karne töreninden 1 hafta sonra okul yönetimi tarafından okula çağırıldı. Okula giden 3 öğrenciden sözlü olarak ifadeleri alınarak disiplin kuruluna sevk edildi. Dün toplanan disiplin kurulu, Gençliğe Hitabe okuyan kızlardan olayı yazılı olarak anlatmasını ve savunma yapmalarını istedi. Ardından okul yönetimi vereceği kararı, öğrencilerin evlerine göndereceğini bildirdi.
"GENÇLİĞE HİTABE'Yİ OKUMANIN SUÇ OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?"
Bu olayın ardından konuşan Begüm Özkan, "Gençliğe Hitabe'yi okurken okul müdürü yanımıza gelip ‘Sizi bu okulda tutmam', 'Çık dışarı' diye bağırdı. Ancak, biz sonuna kadar okuduk. Kısa bir süre sonra okul yönetimi bizi çağırdı. Okula gittiğimizde sözlü olarak ifademiz alındı. Ardından bizleri disiplin kuruluna sevk ettiler. Disiplin kurulunda hepimizi farklı odalara alıp 2 ayrı kağıt verdiler. Olayı anlatmamızı ve savunma yapmamızı istediler. Kağıtların birinde 'Gençliğe Hitabe'yi okumanın suç olduğunu biliyor musuz?' diye sorular vardı. Ancak biz yaptığımız şeyin arkasında olduğumuzu söyledik. Mustafa Kemal Atatürk'ün açmış olduğu eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın vermiş olduğu kitaplarda yazan Gençliğe Hitabe'yi okumak ne derece bir suçtur?"
Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okuldaki bu olaydan sonra öğrenciler hakkında açılan disiplin soruşturmasının devam ettiğini belirtti. DHA
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)