“... Flamengo üç yıl boyunca arka arkaya kupayı aldı. Rakip kulüpler, Kardinal Jaime Camara’ya şikayette bulundular: Flamengo haksız rekabet yapıyordu. Peder Goes, Tanrı’nın yolunu aydınlatmaktan başka bir şey yapmadığını açıklayarak kendini savundu ve Flamengo’nun renkleri olan kırmızı-siyah renkli tespihiyle oyuncular için dua etmeyi sürdürdü; bu renkler aynı zamanda bir Afrika tanrısının renkleriydi ve Hz. İsa ile Şeytan’ı temsil ediyordu.”

Uruguaylı sosyalist yazar Eduardo Galeano’yla başladım Trabzon-Fenerbahçe maçı sonrasında yaşananları anlatmak için.

Evet...

Pazar gününe dönelim.

Maç sonrası Fenerbahçeli futbolcular galibiyet sevincini orta yuvarlakta yaşarken Trabzon taraftarı sahaya girdi ve olaylar başladı. Futbolcular kendilerini korumak için meşru müdafaa yaptı vs... Türkiye bir yandan 31 Mart seçimlerine doğru yol alırken bir taraftan da futbolda yaşanan sorunları konuşuyor! Maç sonrası Fenerbahçe’yi 20 yıl yöneten başkanı Aziz Yıldırım’la konuştum.

Yıldırım öfkeliydi ve “Maç iptal edilmeliydi” cümlesini kurdu daha ilk sözünde. Sonrasında da dokuz sene öncesine işaret etti. Aziz Yıldırım kurşunlanma yaşanırken kulübün başındaydı ve tesadüfe bakın teknik direktör bugün olduğu gibi İsmail Kartal’dı. Fenerbahçe’nin eski başkanı dedi ki:

“Devlet, 4 Nisan 2015’te yaşanan otobüs kurşunlanması olayını çözemezse bunlar yaşanır. İlk iş Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırıyı aydınlatmak. Ki maç sahaya meşale atıldığında iptal edilmeliydi. Bundan sonra şampiyonluk yüzde 50-50 ve Galatasaray maçına kadar puan kaybetmememiz lazım.”

Aziz Yıldırım’ın işaret ettiği otobüs kurşunlanması olayı neydi? 

Otobüse yapılan saldırının sırrı

 19 ve 20 Aralık 2023’te arka arkaya iki yazı kaleme aldım... “F.Bahçe otobüsüne yapılan saldırının sırrı o tüfekte” başlıklı yazımda, 4 Nisan 2015’te Fenerbahçe futbolcu kafilesini taşıyan otobüse Sürmene’de yapılan silahlı saldırının şüphelilerinden N.S.’nin soruşturma dosyasına giren ifadesini aktardım:

“...Benim av merakım bulunmamaktadır ancak aracımın uygun olması nedeniyle arkadaşlarım ile zaman zaman av yapmaya çıkarız. İkametimde bulunan çift namlulu av tüfeği rahmetli babamdan hatıra olarak bana kalmıştır. Diğer otomatik av tüfeği ise abim N.S.’ye aittir... Benim şu an sol kolumda bulunan izler zaman zaman köyde çalıştığım esnada bağ bahçe işleri ile uğraşırken odun ve çalılara sürtünme sonucu meydanda gelmiş eskiye dayalı izlerdir.”

Fenerbahçe’nin Adalet Bakanlığı’na yaptığı “Kamu yararına bozma” talepli dilekçesinde N.S.’nin diğer şüpheli E.A.’yla olan ilişkisinin altı çizildi, iki şüphelinin o gün 16 kez görüştüğüne vurgu yapıldı ve olayda kullanılan “silah” üzerinde duruldu. Olaydan dört gün sonra 8 Nisan 2015 tarihinde Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’nün soruşturma dosyasına giren yazısında şu ifadeler yer aldı: “N.S.’nin internet ve YouTube görüntüleri incelendiğinde; şahsın avcılık yaptığı, 4 Nisan 2015 tarihi (Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırının olduğu gün) saat 22.15 sıralarında meydana gelen olayın ertesi günü olay yerine yaklaşık 200 metre mesafede suç delili olarak bulunan Zafire marka, kundak kısmı ağaç kaplamalı, süper pose av tüfeğinin çok benzerini kullandığı görülmüş... Bu nedenle olayın meydana geliş sırasında E.A. isimli şahsın Rize ilinden konvoyu takiple Sürmene İlçesi girişine kadar geldiği, zaman zaman N.S. isimli şahsa konum hakkında telefon ile bilgi vermiş olabileceği ve N.S. isimli şahsın da olayın meydana geldiği yerde bekleyerek, olayı gerçekleştirmiş olabileceği değerlendirilmiştir...”

Dilekçeyle boğmamayım sizleri ancak uzun uzun anlatıldı yaşananlar.

Adalet Bakanlığı’ndan istenen de dilekçede şöyle yer aldı:  “...Bu denli önemli bir saldırı eyleminde dosya kapsamındaki şüpheliler hakkında bu şekilde bir soruşturma yapılması ve nihayetinde dava açılması için bu denli şüphe uyandıracak önemli deliller varken hiçbirisinin değerlendirilmeyip haklarında kovuşturmaya yapılmasına yer olmadığı yönünde karar anlaşılır değildir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddi kararını içeren hükmün bozulması amacıyla kanun yararına bozma istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmasını talep ediyoruz.”