Taarruz Planı

Planın Esas Başarı Kaynağı

Planın başarısı yukarıda sıralamaya çalıştığımız etmenlerin ötesinde bir faktöre dayanıyordu.

İki tarafın kuvvetlerini mukayese ettiğimizde görülecektir. İki eşit sayıda kuvvetten nasıl olup da birinin diğerine üstünlük sağladığını açıklayan yegâne öğe, kuvvetleri bir bölgede toplayan manevrada gizlidir. Bir bölgede toplanan kuvvetlerin ve ateş gücünün üstünlüğü ile savunan üzerinde hem ağır bir baskı oluşturulacak hem de baskın sağlanacak; böylece cephe hızla yarılacak ve süvariler süratle düşman derinliklerine akacak ve düşmanın kuşatılması sağlanacaktı. Baskın, sıklet merkezi ve sürat...

Başkomutan’ın bu manevra planı Eylül 1918’de Filistin’de maruz kaldığı İtilaf taarruzundaki manevra planıyla benzerlik taşıyordu. General Allenby, 8. Osmanlı Ordusu bölgesinde kuvvetlerinin yoğunlaşmasını sağlamış, cepheyi yarmış ve süvarilerini de yarma bölgesinden derinliklere akıtmıştı. Benzer durum Afyon’da da yaşanacaktır.

Elbette arada büyük bir fark olduğunu da belirtelim: İki komutanın elindeki kuvvet farkı büyüktü. Filistin’de iki tarafın kuvvetleri arasında İtilaf lehine cephede 1’e 3 kuvvet üstünlüğü söz konusuydu. 8. Ordu bölgesinde bu üstünlük 1’e 7, 22. Kolordu bölgesinde 1’e 14’e çıkmıştı. Oysa Afyon’da kuvvetler eşitti. Aradaki farkı, komutanlık vasıflarında ve yurt savunması yapmanın doğurduğu moralde aramak uygun olur.

Batı Cephesi Komutanlığı’nın planı özet olarak: 1. Ordu bölgesinde üç kolordu ve bir süvari kolordusuyla asıl taarruzla düşman cephesini yarmak ve gerisini kuşatmak; 2. Ordu’yla tali taarruz icra etmekti. Kuzeyde Kocaeli Grubu ve güneyde Menderes Müfrezesi de tespit taarruzları yapacaktı.

Kuvvetlerin Mukayesesi

Türk ordusunda; 8.658’i subay, 199.283’ü er olmak üzere 207.931 asker, 100.352 tüfek, 2.100 hafif makinalı tüfek, 882 ağır makinalı tüfek, 340 top, 5.282 kılıç, 198 kamyon, 86 otomobil, 10 uçak vardı. (1) 3.141 at arabası, 1.970 öküz arabası, 2.318 kağnı mevcuttu. Koşum hayvanlarının sayısı 67.974 idi.

Toplamda her biri 7.000-7.500 mevcutlu 18 piyade tümeni, bağımsız tugay ve alaylarla 19 piyade tümeni kadardı. Her biri 2.700-3.300 kişilik toplam beş süvari tümeni vardı. Bağımsız unsurlarla 5.5 tümen kadardı.(2)

Yunan ordusunda; 6.418’i subay, 218.205’i er olmak üzere 224.623 asker, 90.000 tüfek, 3.139 hafif makinalı tüfek, 1.280 ağır makinalı tüfek, 450 top, 1.280 kılıç, 4.036 kamyon, 1.776 otomobil, 50 uçak vardı.(3)

Yunan ordusu asker sayısında 1’e 1.08 üstündü. Türk ordusu tüfekte 1’e 1.1; hafif makinalı tüfekte Yunan ordusu 1’e 1.5; ağır makinalı tüfekte Yunan ordusu 1’e 1.45; topta Yunan ordusu 1‘e 1.3; kılıçta Türk ordusu 1’e 4.1; uçakta Yunan ordusu 1’e 5 üstündü.

Süvari kuvveti olarak Türk ordusu 1’e 5 üstündü.

Yunan ordusu tahkimli mevzilerde uzun süredir bulunmanın avantajına sahipti. Mevzilerinin önünde yoğun tel örgüsü vardı.

Moral üstünlüğü Türk tarafındaydı. İşgalciye karşı taarruz etmenin ve düşmanı yurttan atmanın azim ve coşkusu hâkimdi. Beklenen gün gelmişti.

Öte yandan 26 Ağustos sabahı Türk Başkomutanı Kocatepe’de, Türk taarruz mevzilerine birkaç km mesafedeyken Yunan Başkomutanı Yunan savunma mevzilerine 500 km. uzaklıktaydı.

Zaman-mekân kavramlarının yerine oturması açısından Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın anılarında yer alan bir hususa değinelim. Düşman uçakları keşif maksatlı uçuşlarını sabah 06.00-09.00 arasında yapmaktaydı.(4)

Bunun gerekçesi açıktı. Pilotlar muhtemelen görev dönüşü rapor yazmakta, bu raporun ilgili komuta yerine ulaşması zaman almaktaydı. Belki komutana çıkarıldığında akşama doğru bir zaman dilimini bulmaktaydı. Sıcak hava koşulları da etki eden bir faktör olabilir.

O günün meselesi, bu durumu dikkate almak ve kendi planlamasına dahil etmekti.

Doğaldır ki, bugünün zaman-mekân kavramlarıyla düşünmek yanlış çıkarımlara yol açabilir. Zira günümüzde çok farklı teknolojiler ve buna bağlı karar süreçleri yaşanmaktadır. Anlık veri akışının anlık kararlar doğurduğunu bilmek gerekir. Harp tarihini öğrenirken geçmişle güncel koşullar arasında bağ kurmak şarttır. Yoksa hikâye öğrenmekten farkı kalmaz. Esas olan ilgili her faktörü muhakemeye dahil edebilme becerisine sahip olmaktır. Kurmaylık da budur...

(İzmit, 18 Haziran 1922)

Riskin Matematiği

Genel olarak denk kuvvetlerin muharebesi olarak görülse de, özel olarak bakıldığında bir yerlerde kuvvet üstünlüğü sağlayabilmek için bir yerlerde zayıf kuvvetlerle bulunmak mecburiyeti vardı. Yunan ordusu, Konya istikametinde taarruza geçse, elverişli bir durumla karşı karşıya kalabilirdi. Bu riski almak gerekiyordu. Aksi türlü başarı elde edilemezdi. O risk alındı. Şimdi o riskin matematiğine bakalım...

Taarruz planı ve krokisinde ayrıntılı olarak görüleceği gibi, 1. Ordu taarruz bölgesi Akarçay-Çiğiltepe arası 40 km. idi. Bu bölgede Yunan ordusunun iki tümeni ve üç alay kadar kuvveti bulunmaktaydı. Yaklaşık 35 bin askeri vardı. Bu kuvvete karşı Türk ordusu 11 piyade, üç süvari tümeniyle taarruz etti. Yaklaşık 120 bin asker. Bu bölgede düşmana 3.5 kat kadar üstünlük sağlandı.

Yarma bölgesi ise 13 km. genişliğindeydi: Kalecik Sivrisi-Tınaztepe arasındaki bölge. Bu bölgede Yunan ordusunun bir tümen ve bir alayı mevcuttu. Yaklaşık 15 bin askeri vardı. Karşısına denk gelen Türk kuvveti yedeklerle birlikte yedi tümendi. Yaklaşık 90 bin askerdi. Türk kuvvetleri Yunan kuvvetlerine karşı 6 kat üstündü.(5)

Yunan Genelkurmayı’nca hazırlanan dokümanlarda, asıl muharebelerin verildiği alanlarda 33 Yunan piyade taburuna karşı 90 Türk piyade taburunun kullanıldığı yazılmaktadır. Bu da, yukarıda yapılan mukayeseyle uyumludur.(6)

Ayrıca Spiridonos, Süvari Kolordusu’nu Türk tarafının en önemli silahı olarak değerlendirmiş; genel piyade taburu mukayesesini de 120 Yunan taburuna karşı 150 Türk taburu olarak vermiştir.(7)

Yazar, süvari kolordusu konusunda son derece haklıdır ancak piyade taburlarının mevcutları ve sahip oldukları silahlar dikkate alınmadan sadece sayıları üzerinden yapılan değerlendirme hatalı sonuçlar doğurur.

Cephedeki bütün ağır topçunun dört grup halinde asıl taarruz bölgesinde tertiplendiği dikkate alındığında, ateş gücü üstünlüğü 1’e 6’nın da üzerine çıkmaktaydı.

2. Ordu cephe genişliği esas alındığında (Eskişehir kuzeyi-Akarçay arasındaki 150 km. genişliğindeki tali taarruz bölgesi) bu oran 1’e karşı 2’ye yakın Yunan ordusunun lehineydi. Kocaeli ve Menderes grupları dikkate alındığında, bu oran 3’e 1 Yunan ordusuna avantaj sağlamaktaydı.(8)

Eğer Yunan komuta heyeti gelişmeleri doğru okuyabilseydi, bunu fırsata çevirebilirler miydi? Biraz zor görünüyor. Bunun iki sebebi var.

Birincisi, o günün koşullarında yaya birliklerle Afyon-Konya istikametinde bir taarruzu başlatabilmeleri en az iki günlük yeniden tertiplenmeyi zorunlu kılardı. Bir tümenin günlük taktik intikal mesafesi en fazla 30 km. olabilirdi. Yol durumu elverişli değildi. Toplar çekiliydi. Döğer’deki 2. Kolordu’nun taarruz hazırlığı ancak iki gün sonrası için mümkün olurdu. Üstelik savunma düzeni bozulmuş olacaktı. Aradaki demiryolu bağlantısı bu süreyi biraz kısaltma olanağı sunsa da üç tümenle bir taarruz en erken 1.5 gün sonra yapılabilirdi.

İkincisi, Yunan komutanları Türk ordusunun yığınağından ancak taarruzdan birkaç gün önce tam olarak haberdar olabilmişti. Bu bilgiyi 1. Tümen’den firar eden bir hain vermişti. 22 Ağustos’tan itibaren sınırlı tedbirlerle yetindiler.(9)

Yine de Konya istikameti tedbirsiz bırakılmadı. 24 Ağustos günü Meclis Muhafız Taburu 4. Kolordu emrine verildi ve Çobanlar İstasyonu’na gönderildi.(10)

Esasen Yunan komuta heyetinin hatta ordusunun içinde bulunduğu ruh hali, Türk ordusuna karşı bir taarruza girişmeye elverişli değildi. Bu da değerlendirilmiş olabilir.

Sonuç olarak hesaplı bir risk alınmıştı. Ancak bu risk sayesinde, kesin sonuç yerinde sonuç alınmasını sağlayan üstünlük ve baskın etkisi elde edilebilmişti. Komutanlık sanatı da tam olarak buydu.

Taarruz Planının Ana Hatları

(Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922)

Batı Cephesi Komutanlığı 25 Ağustos 1922 saat 12.30’da taarruz emrini verdi. Komuta yeri Şuhut’taydı. Önce Kocatepe güneyine, daha sonra Kocatepe’ye alındı.

Taarruz emrine göre, düşman ağırlıklı olarak 2. Ordu cephesinde bulunmaktaydı.

Genel taarruz 26 Ağustos 1922 sabahı icra edilecekti.

1. Ordu’nun vazifesi, düşman cephesini güneyden kuşatmak ve yarmaktı. 5. Süvari Kolordusu, ordu cephesindeki düşmanın gerisine sarkarak kuşatma kolunu oluşturacaktı. 6. Tümen bölgesindeki düşmanı tespit ve İslamköy’deki düşman faaliyetini keşfedecek; 3. Süvari Tümeni, Uşak genel istikametinde taarruz edecekti. İhtiyat 2. Kolordu, 3. Kafkas Tümeni’yle Sandıklı kuzeyinde, 4. Tümen’iyle Dadak civarında, 7. Tümen’iyle Efesultan batısında bulunacaktı.

1. Ordu, cephesindeki düşmanı taarruzla tespit edecekti. Kocaeli Grubu, bölgesinde aldatma/gösteri taarruzu yapacaktı.(11)

Taarruz Tertibi

1.Ordu Komutanlığı, 25 Ağustos gününü keşif ve koordinasyona ayırdı. Kolordu, tümen ve topçu komutanlarıyla arazi üzerinde tasarlanan hareketler izah edildi.

Bir gün sonra başlayacak taarruzda, 1.Ordu’nun taarruz kademesinde birlikler doğudan batıya doğru 4. Kolordu, 1. Kolordu ve 5. Süvari Kolordusu; ihtiyatta 2. Kolordu olacak şekilde tertiplenmişti. En batıda 6. Tümen ve 3. Süvari Tümeni bulunmaktaydı.

4. Kolordu’nun cephesinde bir tümenden az bir düşman kuvveti vardı. Kolordunun ilk taarruz hedefi Çakırsaz-Kestanelik-Tezekliyayla-Ulukaya-Çobanoğlu bölgesiydi. Kolordu doğudan batıya doğru Süvari Alayı sağ yan emniyetinde; 8. ve 5. Tümenler taarruz kademesinde; 11. Tümen ikinci taarruz kademesinde ve 12. Tümen ihtiyattaydı. 5. Tümen’in ilk hedefi Küçükkalecik Sivrisi ve uzanımı hattıydı. Bu bölge ele geçirildikten sonra 11. Tümen’in, 5. Tümen batısından muharebeye girmesi öngörüldü.(12)

Bu tercih, batıdan taarruz eden 1. Kolordu planıyla değerlendirildiğinde, yarma okunun iki kolordu arasındaki bölgeye saplanacağı anlaşılmaktaydı.

4. Kolordu’nun cephesinde bir tümen düşman kuvveti bulunmaktaydı. Kolordunun ilk taarruz hedefi Çobanoğlu-Sinirköy-Kırcaarslan-Adatepe-Kırka hattıydı. Kolordunun dört tümeni de taarruz kademesindeydi. Doğudan batıya doğru 23. Tümen’in hedefi Belentepe, 15. Tümen’in hedefi Tınaztepe, 14. Tümen’in hedefi Çalışöreni-Kırcaaslan tepesi, en batıda taarruz eden 57. Tümen’in hedefi ise Çiğiltepe olarak emredildi.(13)

Daha batıda taarruz eden 5. Süvari Kolordusu’na, Ahırdağı geçitlerinden geçerek Sincanlı Ovası’na inmesi ve demiryolunu tahrip etmesi emredildi. Süvari Kolordusu Komutanı, araştırma sonucu Ahır Dağı’ndan Sincanlı Ovası’na giden patika bir yol olduğunu öğrendi. Tokuşlar köyünde Haydar Ağa adındaki vatansever, bu geçidin gündüz bir süvari bölüğüyle tutulduğunu ve gece bu kuvvetin geri çekildiğini bildirdi. Bunun üzerine Fahrettin Paşa’nın teklifiyle Süvari Kolordusu 25/26 Ağustos gecesi anılan geçitten Sincanlı Ovası’na indirildi. Bu, tam bir baskın demekti. Sonuç üzerindeki etkilerini daha sonra göreceğiz.(14)

6. Tümen’e Toklusivrisi, Ahatköy ve Sivaslı’daki düşmanı tespit görevi verildi.

6. Ordu kuzeyde, Kuzey Sakarya ile Güney Sakarya arasındaki bölgede Porsuk Müfrezesi, güneyinde 3. Kolordu ve 6. Kolordu tertiplenmişti. Karşısındaki düşmana karşı tespit taarruzu hazırlığı içindeydi.

6. Kolordu’dan 41. Tümen’in Cevizli kuzeyine, 61. Tümen’in Kazuçuran tepelerine taarruz etmesi planlandı. 6. Kolordu’nun 16. ve 17. Tümenleriyle Şaphane dağı ile Akarçay arasındaki bölgeden taarruzu öngörüldü. 1. Tümen ise Hüsrevpaşa bölgesinde ordu ihtiyatı olarak toplanma bölgesindeydi.(15)

Başkomutan’ın Heybeti

(Türk mevzisi)

Başkomutan 25 Ağustos günü Kocatepe’ye çıkarak hazırlıkları gözden geçirdi. Şuhut’a dönüşünde yolda Dadak bölgesinde karşılaştığı 1. Kolordu Komutanı Albay İzzettin Çalışlar’a göre, “Büyük bir kararın sonucunu bekleyen, çok ciddi bir heybet içindeydi”. Eski kurmay başkanı ile sohbet etti. İzzettin Bey’e, taarruza ilişkin görüşünü sordu. İzzettin Bey, “İtimadımız çoktur, üstelik yakınımızda ve yanımızda bulunuyorsunuz, galibiyeti kesin görüyorum” dedi.(16)

Türk askerinin en çok aradığı şey, komutanının yanında ve yakınında olmasıdır. Öyle ki, bu duygu emeklilik döneminde dahi geçerlidir. Zaferin anahtarlarından biridir.

Büyük Taarruz: 26 Ağustos 1922 Günü Muharebeleri

Başkomutan, yanında Genelkurmay Başkanı ve Batı Cephesi Komutanı’yla birlikte, günün ilk saatlerinde at sırtında Kocatepe’ye tırmandı. Saat 05.00 sıralarıydı. Anadolu’ya Malazgirt’ten giren Türk ordusu da 851 yıl önce aynı gün başka bir meydan savaşına tutuşmuştu.

Başkomutan’ın bugünü bilerek seçtiği yazılır söylenir. Eğer Yunan ordusunu yenecek gücü daha erken oluşturabilseydi şüphesiz değil 26 Ağustos’u, Haziran 1922’yi bile beklemezdi; çünkü savaş onun için onurlu bir barışın vasıtasıydı. Amacı bir an evvel barışa ulaşmak, yeni bir devlet kurmak ve memleketi refaha giden bir yola sokmaktı.

Sabah 05.00’te tanzim atışı başladı. 05.30’da tahrip atışına geçildi. Daha ilk saatlerde planda tadilat yapılmak durumunda kalındı. Zira sis, görüşü düşürmüştü.

Topçu atışları yarım saat kaydırıldı. 06.00’da piyadenin taarruzu başladı.

1. Ordu asıl taarruz kuvveti olan 4. Kolordu doğuda (sağda), 1. Kolordu batıda (solda) ve ağırlık merkezlerini iç kanatlarında tutmuş olarak, Afyon güneyini örten tepeler hattındaki Yunan kuvvetlerine saldırı başladı.(17)

2. Kolordu bölgesinde; 5. Kafkas Tümeni 06.45’te Kalecik Sivrisi ve batısında düşmanın ilk savunma mevzilerine girdi.(18) Ardından 11. Tümen 1310 Rakımlı Erkmen Tepe’ye, 5. Kafkas Tümeni’yle birlikte taarruz etti.

Sonuç olarak 4. Kolordu’nun taarruzu durdu. İhtiyat 12. Tümen’le birlikte ertesi sabah taarruz edilmesi emriyle gün tamamlandı.(19)

Başkomutan’dan Ders

Daha batıdaki 1. Kolordu’nun 23. Tümeni Belentepe’ye taarruz etmekte geç kaldı. Bu konuda Başkomutan, Tümen Komutanı Yarbay Ömer Halis Bey’i (Korgeneral Bıyıktay) ağır bir şekilde uyardı.

Ancak ertesi gün ödüllendirmeyi ihmal etmedi; çünkü tümen komutanının aşırı tedbirli bir tutumla taarruzu yavaşlatması kabul edilemezdi. Başkomutan da kabul etmedi. Ancak Ömer Halis Bey’in ertesi günkü başarısını da, kızgınlığının etkisinde kalıp görmemezlikten gelmedi. Aksine bir hediye göndererek ödüllendirdi.(20)

Burada iki husus öne çıkmıştı:

Birincisi vazifeye odaklanmadır. Gözü vazifenin başarılmasından başka hiçbir şey görmüyordu. Kırıp dökmekten de çekinmiyordu; çünkü vazifenin başarılması milletin varlığı için hayatiydi.

İkincisi, eğer ilgilisinin niyetinde kötülük tespit etmediyse ona kucak açmaktan çekinmiyordu. İşin harareti ortadan kalktıktan sonra da gereğini yapıyordu. Hiçbir yapmacıklık yoktu. Cezalandırılan, kişinin kendisi değil davranışıydı.

Modern sevk ve idarenin ya da sivil tabirle yönetimin temel ilkelerine uygun bir yaklaşım... İşin merkezinde maksada uygun olarak vazifenin yapılması vardır. Hiçbir kırgınlığa, gücenmeye kapılmadan yönetmek. Masaya işi koymak, kişilikleri değil. Bu, ilk olarak yönetenin işinin ehli olması ve güven duyulmasıyla mümkündür. İkinci olarak doğru iletişim kurulmasıyla başarılabilecek bir husustur. İşin sanat kısmına ilişkindir.

Belki üçüncü bir boyutu da ilave etmek gerekir: Kişileri yakından tanımak. Liyakate göre değerlendirme yapmak...

1. Kolordu cephesine geri dönersek...

Topçu ateşi bölgedeki otları yakmıştı. Bir grup asker bu ateşin ortasında kaldı. Yananlar oldu. Gecikmeye rağmen saat 09.00’da 23. Tümen bir kısım birlikleriyle Belentepe’yi ele geçirdi.(21)

15. Tümen, Tınaztepe’ye girmeyi başardı. Ancak düşmanın karşı taarruzuna maruz kaldı ve öğleden sonra geri çekildi. Bu gelişme üzerine iki tedbir alındı. Buna göre, 23. Tümen 15. Tümen’e yardım etti. Ayrıca ihtiyat 2. Kolordu’nun 3. Kafkas Tümeni akşama doğru bölgeye ulaştı ve 15. Tümen’i takviye etti. Daha batıda Kılıçaslan Tepe’ye taarruz eden 14. Tümen ile Çiğiltepe’ye taarruz eden 57. Tümen’in saldırıları sonuç vermedi.

15. Kolordu cephesinde özet olarak, 23. Tümen’in Belentepe’yi ele geçirmesi dışında başarı sağlanamadı.

Süvari Kolordusu’nun Baskını

Ahır Dağları üzerinden 25/26 Ağustos gecesi geçen 5. Süvari Kolordusu’nun 1. ve 14. Tümenleri sabah saatlerinde, 2. Süvari Tümeni öğle sularında intikalini tamamladı. İntikal büyük zorluklarla yapılmıştı. Sahra topçusu, telsiz istasyonu ve tekerlekli vasıtalar geride bırakılmıştı.

Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa (Altay), o gün 1. Süvari Tümeni’ni kuzeyden gelecek düşmana karşı Balmahmut’a; 14. Süvari Tümeni’ni batıdan gelecek düşmana karşı Akçaşar taraflarına sürdü. İzmir demiryolu ve telgraf hatları kesildi. Her iki tümen de bu aşamada düşmanla çatıştı. Ancak bunlar büyük kuvvetler değildi.

Kolorduya 1. Ordu Komutanlığı’nca Çiğiltepe’ye geriden saldırması emredildi. Kolordu komutanı 2. Tümen’i o bölgeye sevk etti. Tabii ileri doğru akmak isteyen bir süvari komutanı için bu emir yersizdi. Kolordu komutanı emri yerinde bulmadığı için tepki gösterdi: “Bizi inisiyatifimizde serbest bırakmasını rica ettim.” Ancak bu talep can sıktı.

Kolordu komutanının derdi, düşmanın süvari tümeniyle bir an önce karşılaşmak, onları imha ettikten sonra düşman derinliklerine akmaktı. Ancak öncelikle Küçükköy İstasyonu’nun tahribi gerekmekteydi. Bu maksatla Fahrettin Paşa, 2. Süvari Tümeni’ni görevlendirdi.(22)

DİPNOTLAR

1,3 Genelkurmay Başkanlığı, Büyük Taarruz, Harp Tarihi Broşürü, s. 24. 
2 Celâl Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, s. 340. 
4 İzzettin Çalışlar, İstiklal Harbinde Batı Cephesi, s. 356. 
5 Celâl Erikan, Komutan Atatürk, s. 578. 
6,7 Nilüfer Erdem, Yunan Tarihçiliğinin Gözüyle Anadolu Harekâtı, s. 463. s. 464. 
8 Celâl Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, s. 328. 
9 Celâl Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, s. 330.  
10 Türk İstiklal Harbi, II. Cilt, Batı Cephesi, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 57. 
11 Türk İstiklal Harbi, II. Cilt, Batı Cephesi, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 57, 58. 
12 Türk İstiklal Harbi, II. Cilt, Batı Cephesi, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 61 vd. 
13 İzzettin Çalışlar, Gün Gün, Saat Saat İstiklâl Harbinde Batı Cephesi, s. 365:368. 
14 Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, s. 426. 
15 Celâl Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, s. 349, 350. 
16 İzzettin Çalışlar, Türk İstiklâl Harbinde Batı Cephesi, s. 363, 364. 
17 Celâl Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, s. 356. 
18 Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, s. 429, 430. 
19 Türk İstiklal Harbi, II. Cilt, Batı Cephesi, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 96:99. 
20 Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, s. 430. 
21 Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, s. 430. 
22 Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş ve Sonrası, s. 333, 334.