
Sizi bir süredir “Galip Derviş”te Hülya Hemşire'nin annesi rolünde izliyoruz. Öncelikle diziye nasıl dahil olduğunuzu sormak istiyorum...
Barış Pirhasan (Kardeşim) önce çekiyordu sonra senaryosunu yazmaya başladı. Barakuda filmden teklif geldi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Ayrıca Barış'ın oğlu yani yeğenim Yusuf, yönetmenlik yapmaya başladı dizide. Aslında aile dizisi gibi oldu.
Komedi oynamak zordur derler. Sizce de öyle mi?
Tabii çok zor. Çünkü dram dünyanın her yerinde dramdır. Ama komedi öyle değil komedi çok yerel bir şey hani Amerikan esprisi deriz İngiliz komedisi deriz ya dolayısıyla her metinde yeniden bir tavır bir tarz bulmanız gerekiyor. Eğer yetenek olarak doğuştan komedyen değilseniz komedi oynamak hakikaten çok çok zor.
Müzik de var sizin yaşamınızda. Kızınız bu serüveni devam ettiriyor. Siz şarkı söylemeyi bu kadar severken ve bu alanda çok başarılıyken niçin bıraktınız?
Bırakmadım. Mart başında küçük bir konserim olacak Dot Tiyatronun altındaki cafede. Bırakmış değilim. Şarkı söylemek bırakılır mı hiç (gülüyor). Ben zaten hiç bir zaman kızım Zeynep gibi bir şarkıcı olmadım. Kendimi hiç bir zaman şarkıcı olarak görmedim. Evet, şarkı söyledim yıllarca ama mesleğim hep oyunculuk oldu.

KIZIMLA İLİŞKİMİZ HEP AŞK NEFRET İLİŞKİSİ OLDU
Nasıl bir anne-kız ilişkisi var aranızda, anlatır mısınız?
Çoğu anne kızlar bunu söylemez ama "aşk nefret" ilişkisi oldu her zaman. Benim babamla da böyle bir ilişkim vardı. Sanırım en sağlıklı ilişki tarzı bu. Öyle klasik bilinen bir anne değilim hiç bir zaman olmadım. Zeynep de bundan çoğu kez çok şikayetçi oldu. Zeyneple de, kendi biyolojik ailemle de, seçtiğim ailemle de ilk önce dost olmayı, arkadaş olmayı seçtim. Zeyneple de biraz böyle oldu. Kızım torunum diye kavramım yok. Taptığım, sevdiğim, emek verdiğim onların da bana emek verdiği ve birbirimize çok şey öğrettiğimiz canlarım benim. Ben sevmiyorum "annelik kutsaldır" lafını.
Peki Zeynep hanımın ikinci evliliğinden olan torununuzla aranız nasıl ?
Çok iyi. Onu da çok seviyorum ama onu diğerleri ile kıyaslayamam. Çünkü Zeynep ve Ceren'de bir emek var. Kavga ederek, aşk yaşayarak, sevişerek, itişerek, öğrenerek, öğreterek yani bir hayat var onlarla ilişkimde. O daha çok küçüçük. Ve çok sık görüşemiyoruz Zeynep Bodrum'da artık oraya yerleşti. Deli gibi müzik yapıyor yeni single'ı çıktı. Bir yandan da makrobiyotik beslenme ile uğraşıyor çokta güzel gidiyor.
Damadınızla aranız nasıl?
Damat filan deyince kafam karışıyor benim. Gayet iyi. Ben şunu söyleyim "sevdiklerimin sevdikleri, sevdiklerimi mutlu ettikleri süreçe başımın tacı. Mutsuz ettiği anda gözüm görmesin". Şu anda Zeynep'i çok mutlu ettiği için ben de onu çok seviyorum. Ama hele bir Zeynebi mi üzsün ( gülüyor)
Aileniz çok başarılı sanatçılardan oluşuyor. Bunun, size getirdiği olumlu ve olumsuz yönleri neler oldu?
Bana sorarsanız ailenin avantajları ve dezavantajları var. ( gülüyor) Sanatçı bir ailenin için de olmanın tabii ki avantajları daha fazla bir açıdan. Dezavantajı daha az. Bir kere aynı dili konuşuyorsunuz birbirinizin ne dediğini anlıyorsunuz ve tartışılacak çok şeyiniz oluyor.
VEDAT TÜRKALİ'YE HELAL OLSUN
Türkiye’nin canlı tarihi Vedat Türkali'ye gelmek istiyorum baba kız ilişkiniz nasıldı?
Aynı kızımla olduğu gibi "Aşk, Nefret". Babamla bir sürü konu da çok anlaşırız bir sürü konuda da hiç anlaşamayız onun için küseriz, barışırız, darılırız ama tabii ki altında büyük bir saygı, sevgi yatıyor. Bir kere ben Vedat Türkali'yi babam olduğu için tabii ki çok severim ama Vedat Türkali gibi bir insanla bir ülkeyi paylaştığım için çok gurur duyuyorum. Dediğiniz gibi çok özel bir insan ona büyük bir hayranlığım var. Baba olarak itirazlarım olabilir ama Vedat Türkali'ye helal olsun diyorum.
BABAM KOMÜNİST OLDUĞU İÇİN ACI ÇEKTİM
Babanız kaç yıl cezaevinde kaldı? O dönemi nasıl atlattınız ve bıraktığı bir iz var mı?
Yedi yıl kaldı babam cezaevinde. Bende bıraktığı bir iz var mı bilmiyorum o derin bir analizle anlaşılır. Ama hatırladığım bir sürü şey var. Bir kere nefret ettiğim ilkokul öğretmenim var ki beni o yaşta çok inciten o yaşta çok kıran. Babam komünist olduğu için. Mesela onu affedemiyorum ben çok kolay affeden bir insanım. O kadın kötülük etti bana. Onun acısını daha sonra, daha fazla hissettim.

Siz kadın hakları konusunda, yapılan çalışmalara destek veriyorsunuz. Sürece baktığınızda, Türkiye'de bir şeyler değişti mi?
Mutlaka değişti. Değişimi engellemenin imkanı yok. Ben Feministtim. Tabii ki Feminist olarak başta kadına yönelik şiddet olmak üzere her türlü şiddetin karşısında durmak zaten normal halim benim. Türkiye'de olumlu olumsuz çok şey değişti.
Kadına Yönelik Şiddet Neden Azalmıyor?
Azalmaz tabii. Yalnız kadına değil mazluma yönelik şiddetin azalması erkek egemen ideolojinin süre gelmesiyle bir sürü açıdan din olarak, kapatilizim olarak, aile olarak her zaman bu güçlerin egemenliği olduğu sürece bu şiddet azalmaz. Biraz daha azalır o da daha demokratik, daha sivil toplum kuruluşlarının şiddete karşı örgütlenmelerin önü açıldığı zaman. Tabii şöyle bir şey daha var. Kadına yönelik şiddet, çocuğa yönelik şiddet, eşcinsellere yönelik, travestilere yönelik, işcilere yönelik şimdi bunların temelinde yatan bir iktidar ilişkisi. Yani kadına karşı, kadınlığa karşı iktidar yani erkeklik. Ve herşeyin temelinde de bu yatıyor zaten. Unutmayın ki erkek egemenlik kapitalizmden, komünizmden çok daha eski bir ideoloji.
KADIN ERKEK İLİŞKİSİNE İNANIYORUM DESE BAŞBAKAN OLMAZDI
“Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir Başbakan sizce kadına şiddeti körüklüyor mu?
Hayır bu ondan kaynaklanmıyor. Başbakanın yada Baş olmayan Başbakanın, ya da erkeklik timsali kişilerin bu tarzda sözleri kadına yönelik şiddeti kışkırtığını düşünmüyorum. Zaten Başbakan ben kadın erkek ilişkisine inanıyorum dese Başbakan olamazdı herhalde.
ÇOCUKLARA YÖNELİK KATLİAM YAPILIYOR
Türkiye'nin sosyal yarası olan çocuk gelinler için ne düşünüyorsunuz?
Çocuk gelinler demeyelim bayağı bir Pedefoli o. Söyleyecek bir şey yok burada bir katliam söz konusu. Yalnız kadınlara yönelik değil çocuklara yönelikte bir katliam. Burada fuhuş var, fuhuşa teşvik var, cinayet var, tecavüz var ne diye bilirim ki herşey var. Ve tek bir kişi sorumlu değil. O anlayışı destekleyen A'dan Z'ye en tepeden en aşağıya kadar hepsi suçludur ve bana sorarsanız cezalandırılması lazım.
Türkiye'nin yaşadığı yolsuzluk hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yolsuzluk meselesine hiç şaşırmadım hakikaten. Aaa nasıl olur diye hiç söylemedim. Hakikaten midem kaldırmıyor. Babam çok güzel söylemiş zaten "Tarih boyunca bunlar birbirine havladılar, dönüp bizi ısırdılar" çok katılıyorum bu dediğine. Herşey ortada ne söyleyebilirim ki. Bir yandan ne kadar talihsiz bir ülke diyorum bir yandan da halklar layıklarını kendileri seçiyorlar diye düşünüyorum. Çünkü cahil halk diye açıklamak gelmiyor bana. İnsan artık bu çağda cahil olmayı seçiyor bazen biliyorsunuz. Çok fazla alternatifsiz görünüyor ortalık.

Twitter adresiniz “Çapulcudenizturkali” Gezi sürecinden bu yana sizce ne değişti?
Gezi olaylarından sonra yazdım. Tabii bir sürü sey değişti. Aslında geziden sonra ortaya çıktı ki onun derdi başkaymış orada başka bir iktidar savaşı varmış. İnsanlara bu gezi mücadelesi, farklı bir dünya, farklı bir muhalefet dili oluşabileceğini gösterdi. Özellikle gençlerde hiç beklemedikleri bir muhalif duruş oluştu.
Ergenekon hakkında ne düşünüyorsunuz?
Antimilitanist tavrı sonuna kadar destekliyorum. Askeri vesayetin kaldırılması konusundaki çabaları da sonuna kadar destekliyorum. Ama mahkeme süreçlerini ve o davaların gayrı ciddi bir hal almasını, asıl meseleye gitmek yerine çok farklı yerlere çekilmesinde midem kalkıyor.
"BİR TEK ATIF YILMAZ'LA EVLENEBİLİRMİŞİM"
Aşk'a gelmek istiyorum. Birden gündeme geçiş oldu ama. Daha önce "acı çekmemek için Atıf Yılmaz’ın filmlerini artık izlemediğinizi söylediniz ." Hala izlemiyormusunuz?
Ay ne güzel gelin gelin aşk'a ( gülüyoruz) Gündem sıkıcı zaten çok güzel oldu böyle geçiş yapmanız. Zaten izlemediğim filmi yok. Çok gerekmedikçe izlemiyorum. Güzel filmi olduğu zaman çok mutlu oluyorum ne güzel çekmiş diyorum. Beğenmediğim bir filmi olduğu zaman aman allahım ne kadar kötü olmuş diyorum. Kendisi ile görüşüyorum arada bir ( gülüyor) Olmamış şeker diyorum. Geriye bakıp düşündüğüm zaman ben bir tek Yılmaz'la evlenebilirmişim. Biz Yılmaz'la birlikte 32 yıl yaşamışız. 32 yıl bayağı bir zaman ve ben hayatta hiç düşünmedim biri ile 32 yıl beraber yaşayacağımı açıkcası. Düşünemezdim. Ve Yılmaz olmasaydı bir başkası ile bu kadar uzun bir birliktelik yaşayamazdım.
Atıf Yılmaz'ı terk ettiniz peki sonrasında pişmanlık duydunuz mu?
Hiç pişman olmadım.Çok haklıydım o zaman itirazlarımda. Terk etmekte haklıydım. Zaten çok uzun sürmedi ayrılığımız. Zaten kopmamıza imkan yoktu.
Hayatınızda şuan biri var mı ?
Hayır... Neden inanmıyorsun...
HAYATIMDAKİ ERKEKLERİN HEPSİ ÇOK ÖZEL
Peki neden yok aşka kapadınız mı yüreğinizi?
Hayır hayır kapamadım. Hayatımda o kadar çok insan var ki. Bir kere arkadaşlarım dostlarım benim aşklarım zaten. Eğer özel bir erkek var mı diyorsan. Hayatımdaki erkeklerin hepsi çok özel.
Sezen Aksu’nun hayatında, sizin önemli bir yeriniz olduğu biliniyor.
Çok eski arkadaşız.
SEZEN ACILARDAN BESLENİYOR
Sezen Hanım napıyor bu aralar ?
Sezen her zaman olduğu gibi deli gibi üretiyor stüdyoda. Şu aralar annesi rahatsız onunla ilgili biraz zor günler geçiriyor. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur. Ama her zaman olduğu gibi Sezen Aksu, acı günleri yaratarak üreterek geçiriyor. Sezen için verilmiş bir bağış o özellik bence. Ben hiç bir zaman öyle olmadım. Acı çektiğim zaman içime kapanırım. Ama Sezen, hemen üretiyor bir şeyler yaratıyor gene stüdyoda. Harika şeyler bekliyoruz.
Peki Sezen Aksu ile bu dostluk nasıl başladı?
Sezen onu her yerde anlatıyor aslında. İlk tanışmamızı ben hatırlamıyorum.Sezen Aksu, ünlü romancı "Erol Toy'un" akrabası. Ben daha o zaman öğrenciyim konservatuarda ve Erol'un kardeşi Nuran'da benim çok yakın arkadaşım onların evine gelmiş o zaman Sezen 10 yaşında bir çocuk ben de 20 yaşındayım tam İngiltereye gideceğim zaman. O çocuk gözüyle beni hala hayranlıkla anlatıyor. Uzun saçların vardı çok güzeldin gözümü senden ayıramamıştım. Oyuncu olmak istiyor o da o zaman annesine gitmiş demiş ki bak Deniz abla da hem oyuncu hem çok namuslu ( gülüyoruz) Sonra aradan yıllar geçti ben İtalya'dan döndüm "Hayat dergisi" vardı o zaman orada sinema tiyatro müzik sayfası hazırlıyordum. Sezen'de yeni yükselmeye başlamıştı. Ondan bir röportaj istedim ben. Verdi Sezen röportaj orada hemen çok kaynaştık. Sonra bir anda arkadaş olduk bana bunu anlattı. O gün bugündür Sezen benim en yakın arkadaşımdır. Çok gurur duyuyorum onunla ve diğer arkadaşlarımla çok özel dostlarım var ve en büyük zenginliğim onlar.
Yeni projeler var mı?
Valla şuan Tiyatro çok ağırlıklı benim için. Ve "Galip Derviş" devam ediyor. Murat Çelikkan benim en yakın dostlarımdan biri. Şu ara benim hayat hikayemi yazıyor. Ve onunla şu aralar bayağa bir vakit geçiriyorum. Tiyatro Dot'ta çok mutluyum.
Son olarak neler söylemek istersiniz ?
Sokağa çıkın, itiraz edin, aşık olun, sevişin, sevginizi söylemekten kaçınmayın, hayır deyin, hiç bir şeye boyun eğmeyin...