Durum malum nedenlerden dolayı fazla dillendirilmese de, Bursa’da ilginç bir grev dalgası yaşanıyor. Neden ilginç? Binlerce işçi “sendikasız” olarak örgütlenip greve başlıyor.
Alışılmadık bir durum... İşçilerin karşısında bu sefer işverenler değil, sendika var. İşçiler, sendikanın aynı iş için farklı işverenle farklı pazarlık yaptığını belirterek, ücretlerin düzeltilmesini istiyorlar.
İşin enteresan kısmı, fabrika yönetimleri grev yapan işçilere kumanyalarını gönderiyor. Su sebilleri gönderiyor.
Sendikasız bir şekilde ve sendikaya karşı ayaklanan işçilerin rahatsızlığı söz konusu... İş uzarsa ve işçiler ücret taleplerine olumlu yanıt alamazlarsa eylemler genişleyebilir ve diğer fabrikalara da sıçrayabilir.
Seçim öncesi müdahale yemez!
Sendikanın umudu hükümetin müdahale etmesi... O da bu ortamda biraz zor. Seçime giderken kimse binlerce işçiyi ve ailelerini karşısına almak istemez. İktidar durumu görmezden gelecektir.
Sendika açıklama yapıyor; “Üyelerimize ait iş yerlerindeki yasa dışı eylemin bir an önce sona erdirilerek, çalışma barışının en kısa sürede tesis edilmesi her şeyin ötesinde ülkemizin menfaati için gerekmektedir”
Demek ülke menfaati... Bu aslında nedir biliyor musunuz? Yaşananlara isyan! Bunca insan işsizken, çalıştıkları işleri, ailelerinin rızkını tehlikeye atıp, gözünü karartıp böyle bir greve başlamak cesaret ister. Bıçak kemiğe dayanmasa durup dururken kim bunu yapar?
Sorgulamaya başladılar
Bu işçiler de okuyor, duyuyor, görüyor. Hükümetin en etkili isimlerinden Bülent Arınç bile itiraf ediyor; “Eğer israfın önünü alabilseydik sizden vergi almaya gerek kalmazdı.”
Cumhurbaşkanı 1150 odalı Saray yaptırıyor, kadehlerin tanesinin 1000 lira olduğu konuşuluyor. Saray’ın sadece giriş kapısı, 40 bin öğretmen maaşına denk geliyor.
Sağlık Bakanlığı 10 yıllığına plaza kiralıyor, 2 yıl boş bekletip 8.5 milyon lira ödüyor. Aile hekimleri, 20, 21 ve 22 Mayıs’ta greve gidiyor.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in kamuoyu baskısı sonucu iade etmek durumunda kaldığı 1 milyon liralık makam aracı için Erdoğan “o kadar etmez” değerlendirmesinde bulunuyor. Yarısı etse ne olur? Paralara bakar mısınız?
İşçiler de içlerinden bu durumu sorguluyor.
“Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” derler ya, esas hikaye budur dostlar!