Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin sandık çalışmaları konusundaki iddiasını bu sözlerle ortaya koydu: - 2 -


CHP Genel Başkanı, her bir seçmene dair bilgilere vakıf olduklarını belirterek, “Doğum yerlerine de bakıyoruz. Kimlere vatandaşlık verildiğini oradan çıkarabiliyoruz. Kaç yabancının oy kullanacağını biliyoruz, 400-500 bin kişi gibi yüksek bir rakam yok” dedi


Sevgili Okurlar, dün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla yaptığım röportajın birinci kısmında KPSS skandalının iç yüzü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Uludere helalleşmesi”yle ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine verdiği cevap, helalleşme ziyaretlerini neden yaptığı, 28 Şubat öne sürülerek 25 yıl sonra tutuklanmış olan 85 yaşındaki generaller, CHP’nin sağlık çalışanlarına şiddetin önlenmesi için yaptığı Genel Kurul çağrısına Cumhur İttifakı’nın katılmaması gibi konulardaki açıklamalarını size sunmuştuk. Bugün; Ana Muhalefet Partisi seçimde oy verecek olan, vatandaş yapılmış mültecilerle ve seçmen kütükleriyle ilgili nasıl bir çalışma yapıyor, 6’lı Masa’nın devam eden çalışmaları neler, Suriye’ye bir operasyon yapılırsa bu Türkiye’yi göç ve diğer açılardan nasıl etkileyecek, gibi önemli diğer konularda Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını okuyacağız.

[caption id="attachment_7294567" align="alignnone" width="1200"] Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu oy kullanacak yabancılar konusunda çok duyarlı olduklarını kaydetti.[/caption]

24’ÜNDE TOPLANIYORUZ

- 6’lı Masa ne durumda, biraz sessiz bir döneme mi girildi?

Hayır, öyle değil. Çarşamba günü Temel Bey geliyor, görüşeceğiz, 24 Ağustos’ta tekrar toplanacağız, bu sefer Temel Bey’in ev sahipliğinde toplanacağız. Ama şunu söyleyeyim; ben çalışıyorum, Meral Hanım çalışıyor, Davutoğlu çalışıyor, Ali Babacan çalışıyor, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem konusunda genel başkan yardımcıları çalışıyor, Anayasa değişiklikleri, iç tüzükler, neler yapılacak, bunlar çalışılıyor zaten. 6’lı Masa sürekli ve samimi bir çalışma içerisinde.

- Suriyelilere, Afganlara, Pakistanlılara vatandaşlık verilmeye devam edildiği haberleri çıkıyor ve kaç kişiye verildiği de bilinmiyor. Seçimde çok büyük bir yabancı kitlesi oy kullanırsa ne olacak?

Bizim elimizdeki seçmen bilgileri Yüksek Seçim Kurulu’nun elinde de yok, her bir seçmeni, ilk kez sandığa gidip oy kullanacak seçmenleri de biliyoruz, evlerini, adreslerini de biliyoruz, doğum yerlerine de bakıyoruz. Suriye doğumlu, Afganistan doğumlu, hepsine bakıyoruz, dolayısıyla kimlere vatandaşlık verildiğini de oradan çıkarabiliyoruz. Şu anda öyle bir tehlike görünmüyor, veriler var, kaç yabancının oy kullanacağını biliyoruz, 400-500 bin kişi gibi yüksek bir rakam yok, öyle bir rakam geldiğinde onu hemen kamuoyuyla paylaşırız zaten. O konuda çok duyarlıyız.

Venezuela’da, Sudan’da tarla alıp ekeceğiz diyorsan ülkenden haberin yok demektir


- Seçime bir yıl var daha, Türkiye bu zaman içinde doğasını, varlıklarını kaybetmeyecek mi? Bütün doğa beton yığını oldu, o kadar betonu yıkmak veya o kadar mülteciyi göndermek mümkün olacak mı?

Tahammül edeceğiz, Türkiye bütün bu olumsuzluklara rağmen güçlü bir ülke, bu ülkeyi kuranlar Türkiye’nin temellerini çok iyi atmışlar, sağlam temelleri var, tamam kolonlar biraz hasar görüyor ama o kolonlar bizi ayakta tutuyor. Beton yığını değil, beton ormanı yaptılar ama Türkiye kararlılıkla, azimle bütün bu sıkıntıları aşacak, göreceksiniz, hepsini yapacağız. Bir de şu var, bizim belediyelerimiz bütün engellemelere rağmen son derece başarılı bir çalışma gösteriyorlar, vatandaş bunu görmeli; bütün engellemelere rağmen CHP’li belediyeler bir tarih yazıyorsa, iktidar olduğunda tarihi ne kadar güçlü yazacağını da fark etmeleri lazım. Türkiye’nin üniversitelerinin bilgi üretmesi gerekir, Türkiye’nin katma değeri yüksek ürün üretmesi gerekir, bu kadar büyük bir coğrafyada siz hâlâ tarım ürünü ithal eder bir noktaya gelmişseniz, canlı hayvan veya et ithal eder noktasına gelmişseniz, hala Venezuela’da, Sudan’da tarlalar alıp ekeceğiz filan diyorsanız ülkenden haberin yok, dünyadan da kopuksun demektir. Oralarda ne yapmak istediklerini bilmiyoruz ama o olaylarda da bir şey var.

- Yani Venezuela’da patates yetiştirmeye kalkılmasının sebebi de rant mı?

Kesinlikle, günü gelince bunların tamamını öğrenmiş olacağız.

İş dünyasına “Fişleme yapıyoruz açıklarız” diye gözdağı veriyorlar


- Suriye’ye yönelik operasyon sonucunda yeni bir göç dalgası gelebileceği konuşuluyor, Türkiye’nin mültecilerle ilgili mevcut durumunda büyük sıkıntı yaratmaz mı?

Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak karar vermeleri lazım. Bugün Suriye’de ciddi sorunlarımız var, dış politikada ciddi sorunlarımız var, çok iyi düşünmek gerekiyor.

Bir devleti, bir kişinin iradesine bağlarsanız o devletin sonu felakettir. Niye devletin kurumları vardır, siyaset geçicidir, siyasetçiler geçicidir ama devletin kurumları bakidir. Siz devletin kurumlarını çürütürseniz, devletin kurumları karar alamaz noktaya gelirse yanlışların da sonu gelmez. Merkez Bankası Başkanı ortalıkta geziyor değil mi, ne diye geziyor? Sanayicilere diyor ki; siz stokçuluk yapıyorsunuz, stokun ve stokçuluğun ne anlama geldiğini bilmiyor bu kişi. Her sanayici belli bir stoku tutmak zorundadır zaten, ayrıca gözdağı veriyor ki fişlemek için, “kimin ne kadar para çektiğinin, dolar aldığının listesini ben açıklayayım mı” diyor. Bu ne demektir; “Bakın fişleme yapıyoruz” demektir, gözdağı vermektir ve bunlar devleti yönetiyorlar.

YÖNETEMİYORLAR

Yönetemiyorlar, o kapasiteleri, o bilgileri, birikimleri yok, bunların birikimleri “Devlet nasıl soyulur”, bakın bu konuda ellerine kimse su dökemez. Bir devlet nasıl soyulur, parlamento soyguna nasıl alet edilir, onu da söyleyeyim size; TMSF’nin başındaki yöneticiler şu anda istedikleri yolsuzluğu yapsınlar, kanun çıkardılar “Hiç kimse bunlar hakkında soruşturma açamaz” diye. TBMM bugüne kadar bu kadar rezil bir kanuna imza atmış mıdır Allah aşkına? Ne demek, hırsızlık yap, hakkında soruşturma açılmayacak.

İktidarımızda Varlık Fonu’nu kaldıracağız kamu kuruluşları devletin ve şeffaf olacak


- Bazı uzman hukukçularımız “Varlık Fonu’na devredilen kuruluşların özelleştirilmesinin devletin özelleştirilmesi” anlamına geldiğini ve gelecek olan hükümetin bu konuda zorlukla karşılaşacağını söylüyorlar. “Siz, Cumhurbaşkanı’nın kendisini Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanlığına atadığını ve bu fonun bütçe dışında olduğunu, Sayıştay’ın da denetleyemediğini” söylemiştiniz. Bu konudaki gelecek planınız nedir?

Varlık Fonu’na devredilen kuruluşlar arasında Ziraat Bankası, PTT, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri, Borsa İstanbul, ÇAYKUR gibi çok önemli kamu kuruluşları var ve söylediğim gibi bunların denetimi yapılamıyor. Biz iktidara geldiğimizde Varlık Fonu’nu kaldıracağız, kamu kuruluşları, gelirleri, giderleri, faaliyetleri denetlenebilir hale getirilecek, bir siyasetçi tarafından yönetilmeyecek. Şeffaf bir yönetim ve kurumlar nasıl olmalıysa öyle olacak, bu konularda endişe edilmesin.