Birleşmiş Milletler'in Kudüs ofisinden yapılan açıklamada, İsrail'in 30 Haziran'da, açlık grevindeki mahkumların zorla beslenmesi için çıkardığı yasanın, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin sağlığını korumaya çalışanlar için bir endişe sebebi olduğu ifade edlidi."AÇLIK GREVİ BARIŞÇIL BİR PROTESTODUR"
Yasa gene olarak İsrail'deki bütün mahkumları etkiliyor olsa da, asıl hedefin içinde bulundukları durumu protesto eden Filistinliler olduğuna dikkat çekilirken, bu mahkumlara "idari tutuklama" adı altında yargılanmadan uzun süredir içeride tutulanların da dahil olduğu kaydedildi.
Açlık grevinin barışçıl bi rprotesto yöntemi olduğuna vurgu yapılırken, amacın durumun ciddiyetine dikkat etmek olduğu ve bunun temel bir insan hakkı olduğu belirtiliyor.
"ZORLA BESLEME İŞKENCEYE GİRER"
İsrail Medikal Derneği'nin, "Zorla besleme işkence ile eşdeğerdir" yorumunun hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "BM insan hakları uzmanları, zorla besleme uygulamasını 'uluslararası olarak korunan insan haklarının ihlali' olarak tanımladı. İşkence ve diğer acımasız uygulamalar hakkındaki BM'nin İşkence Konusundaki Özel Raportörü Juan E. Mendez, 'mahkumiyetlerini protesto etmek isteyenlerin zorla beslenmesi acımasız, insanlık dışı ve onur kırıcı' dedi. BM'nin Sağlık Konusundaki Özel Raportörü Dainius Puras ise 'hangi koşullarda olursa olsun açlık grevindeki mahkumların zorla beslemenin insan hakları standartları ile uyuşmadığını' gözlemledi."

"ZORLA BESLEME ASLA UYGULANMAMALI"
Dünya Sağlık Örgütü de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, hapishanelerde kesinlikle zorla besleme yönteminin uygulanmaması gerektiğinin altını çizerek, ancak akli dengede bozukluk olduğu durumlarda bu yönteme başvurulabileceğini kaydetti.
İsrail parlamentosu Knesset, 30 Temmuz'da , Filistinli tutuklu ve mahkumların "zorla beslenmesine" imkan tanıyacak yasa tasarısını onaylamıştı. Zorla besleme yasasının, İsrail hapishanesinde 53 günden bu yana açlık grevinde bulunan "idari tutuklu" Muhammed Allan için uygulanması gündemde. Filistinliler ve uluslararası insan hakları örgütleri ise buna karşı çıkıyor.

