Son yıllarda özellikle çeteler ve kara parayla mücadelede sembol olan iki gazeteci arkadaşımız, sabah operasyonu ile gözaltına alındı. Alınma gerekçeleri de ilginç; “Yasa dışı bahis, kara para aklama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”la suçlanıp tutuklanan bir şahıs, bu iki gazeteciyi tehdit ve şantajla suçlamış.
Üstüne üstlük bu suçlama ile ilgili gazeteciler savcılığa ifadeye çağrılmış, öğlen saatlerinde gidip ifade vereceklermiş. Ancak savcılık kararıyla, bir şafak operasyonuyla, evlerinden gözaltına alındılar. Bu durum “gözdağı çabası” ve “bilgisayarlarında, edindikleri bilgilerin kaynağını soruşturma” amacı taşındığı şüphelerine neden oluyor.
Timur Soykan ve Murat Ağırel son dönem, “mesleğin yüz akı, zaten az sayıdaki gazetecinin öne çıkan isimlerinden” ikisi. Yıllardır yargı alanında araştırmalar yapıyor, bulduklarını yazıp, anlatıyorlar. Birçok yolsuzluk, çete gerçeğini, halk bu iki isimden öğrendi. Deneyimliler ve hata yapmamak için çok dikkatli çalışıyorlar.
Bu gazeteciler kamu görevi, yani halkın çıkarı için mesleklerini namuslarıyla yapıyorlar. Ne kadar birilerinin işine gelmese de; gazeteciler gerçeğin peşindedirler ve bu iki arkadaşımız bu görevi başarıyla yerine getiriyorlar.
Son dönemde didik didik ettikleri dava dosyaları arasında Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin ifadeler ve birçok soru işareti uyandıran gizli tanık konuları da var. Son olarak yeni kurdukları youtube kanalında, savcılık sorguları ve suçlama metinlerindeki çelişkileri, hukuki açıkları ortaya koydular. Bu nedenle “gözaltına alınmalarındaki asıl neden ve amaç” sorgulanıyor.
TÜM KESİMLER SAHİP ÇIKMALI
Her türlü zorluğu, gözdağı, tehdit ve şantajı göze alarak görev yapan arkadaşlarımız, iktidarın sürekli, “yeni turplar çıkacak” dediği, İmamoğlu dosyasına hakim oldular. “Çeteden, karapara aklamadan, yasadışı bahisten yakalanan şahsın suçlama zamanlaması bu nedenle manidar” bulunuyor.
Bu şahsın davasına ilişkin tapeler yayınlandı; iki gazeteci bu şahısla ilgili iddiaları konuşmak için, doğal olarak, kendisiyle iletişime geçmişler. Bu şahıs yüzyüze görüşmek istemiş ama tapelerde başka bir şey yok. “Şimdi birdenbire neden bu suçlamayı yaptığı”, ister istemez şüphe uyandırıyor.
İki gazeteci arkadaşın araştırmaları, basit adli olayları içermiyor; toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiren, aynı zamanda ekonomik konular. Ekonomik gelişme ve dengeler, karar alma süreçleri ile bunların neden ve sonuçları hakkında yazı yazan bir gazeteci olarak, sonuçta kamunun yani halkın yaşananlardan nasıl etkilendiğini göstermeye çalışıyorum. Bu iki gazetecinin yazdıklarının bu amaca uygun, çok önemli bir çaba olduğunu söylemem gerek.
Özetle, iki arkadaşımız, büyük riskler alarak, halkın çıkarı için çalışan gazeteciler. Bu iki gazeteciye toplumun tüm kesimlerinin sahip çıkması gerek.
Mevcut sistemden en fazla zararı gören işçisi, emeklisi tüm yoksul kesimlerin sahip çıkması gerek. Ancak en az onlar kadar, artık hukuki iklimi dayanılmaz hale gelen bu gidişatın, “bir avuç yandaş dışında herkesin işini kaybetmesine neden olacağı” gerçeğini görmeleri gereken, iş dünyası da sahip çıkmalı.
Onlara yapılana ne derseniz deyin, “genel olarak toplumun tüm kesimlerinin çıkarına karşı yapıldığını” görmeliyiz.