İstanbul’u 1-15 Ekim 2019 tarihleri arasında müzikle ele geçiren Red Bull Music Festival İstanbul kapsamında gerçekleştirilen söyleşiye katılan Ceza, müziğe olan tutkusu, kariyerine başlangıç öyküsü, karşılaştığı zorlukları ve Türkçe Rap’in dünü, bugünü ve yarınını konuştu. Babasının müziğe çok ilgili olduğundan bahseden sanatçı, ilk albümünü yayınlayabilmek için kendisinin yıllarca biriktirdiği albüm koleksiyonunu satmak durumunda olduğunu söyledi: "Nefret albümümü çıkarabilmek için 3-4 bin albümden oluşan müzik arşivimin tamamını elden çıkardım. Bir başka deyişle müzik yapabilmek uğruna müziği harcadım." 'ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR, DIŞLANIYORDUK' Klasik müzikten heavy metale kadar birçok türe ilgi duyduğunu söyleyen Ceza, "Yeni yeni adımızı duyurmaya, konserlere çıkmaya başladığımızda Türkiye’de rap müziğe kötü gözle bakılıyordu. Rock müzik odağındaki bir festivalde yer aldığımız zaman ötekileştiriliyor, dışlanıyorduk. Bugün ise birçok müzik türü aynı festival çatısı altında toplanabiliyor, her katılımcı tarafından saygıyla dinlenebiliyor ve herkes birbirinin müzik zevklerine saygı gösterebiliyor” dedi. 'RAPSTAR DÖNÜM NOKTASI OLDU' 2004 yılında yayınladığı ‘Rapstar’ albümünün kendisi için bir dönüm noktası olduğuna değinen Ceza, şöyle devam etti: "Cartel’den sonraki en yüksek satışa ulaşan albüm. Bana hem müzisyen olarak daha ağır olmam gerektiğini öğretti, beni olgunlaştırdı. Hem de müziğimle büyük kitlelere ulaşabileceğimi, bana kendi gücümü gösterdi. Türkçe Rap’in artık giderek yerini kanıtladığı dönemdi. Yapımcılar peşimizden koşmaya başladı. Müziğe ilgili olan herkese tavsiyem, müzik kulağını geliştirebilmek için devamlı araştırmaları ve dinlemeleri. Hiçbir iş kolay değildi. İnsan kendisine karşı eleştirel olmalı ve bu eleştirileri de karşılayabilmek için azimli olmak gerekiyor." [old_news_related_template title="Karantina Söyleşileri | Mine Söğüt: İnsanlığın tecrübelerden aldığı derslere güvenilmez" desc="Edebiyatımızın önemli yazarı Mine Söğüt'ü Karantina Söyleşileri'nde ağırladık ve Can Yayınları'ndan çıkan son kitabı Alayına İsyan'ı konuştuk. Söğüt, bu kitabı yazma amacıyla ilgili şöyle diyor: 'Gerçekte kim olduğumuzu ve ne istediğimizi hiç unutmayalım diye... İmkânsız denilenin mümkün; mümkün denilenin imkânsız olduğunu hep düşünelim diye...' Ahlak, gelenek, kapitalizm ve mülkiyet, ulusal sınırlar gibi birçok konuyu kitapta ele alan Söğüt, 'Corona virüsü salgınıyla birlikte insanlık ders alır mı?' sorusuna ise şu yanıtı veriyor: 'Daha önce, Nazi tecrübesinden, Hiroşima’dan, veba salgınlarından, engizisyon dönemlerinden falan almadığımız dersi bu salgından almamız için hiç bir neden yok. Ama hayat sürprizlerle doludur. Belli mi olur?'" image="https://sozcuo01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2020/03/24/iecrop/mine-sogut2_16_9_1585056228.jpg" link="https://www.sozcu.com.tr/hayatim/kultur-sanat-haberleri/karantina-soylesileri-mine-sogut-insanligin-tecrubelerden-aldigi-derslere-guvenilmez/"]