Sevgili okurlarım, CHP’de olup bitenleri haftalardan beri hayretle, dehşet ve ibretle izliyoruz. Özellikle de mahkeme kararıyla genel başkan seçilmeyi içine sindiren KK’nın yaptıklarını!..Aslında partisini zor durumlara düşürerek bütün gücüyle Recep Tayyip’e ve onun partisine çalışan bu siyasetçi, belki de kimlere, hangi kesimlere hizmet verdiğinin farkında bile değil.Ama hayır!..Böylesine kıdemli bir siyasetçinin bunu bilmemesi mümkün olamaz. Kendisi algılamasa bile çevresine topladığı çalışma arkadaşları kendisini uyarır...“Sayın genel başkanım biz ne yapıyoruz, bu yaptıklarımızla acaba kimi en başta mutlu ediyoruz! Lütfen biraz olsun kendimize gelelim. Bakın, CHP’li seçmenlerin çoğu öbür tarafta kaldı. Bize gelmediler. Şimdi elinizde mahkeme kararları olabilir ama bu işin sonunu böyle getiremeyiz. Gelin şu hatalı yoldan bir an önce dönelim” derler.Bu konuşmalar elbette kapalı kapılar ardında olur.Belki de oluyordur!..Ama bu saatten sonra artık KK’dan anlayış beklemek abestir...Çünkü başkaları tarafından hazırlanıp eline verilen senaryoyu bu saatten sonra değiştirmesi biraz zordur.* * * Şimdi gelelim başlıktaki soruya...Bu soruyu bir CHP seçmeni bana çıtlattı... Daha doğrusu doğrudan sordu da ben ilk anda yanıt veremedim.Soru aynen şöyle ve CHP’ye oy veren milyonlarca insanımızın da sanırım ilgi alanına girecek nitelikte.“Varsayalım bütün bu siyasi kavgalar günün birinde sona erdi ve KK, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak seçime girme hakkını elde etti. Partiyi tümüyle ele geçirmeyi ve muhtemel rakiplerini saf dışı bırakmayı başarmıştı!Öbür tarafta ise aday olarak, doymak bilmeyen Recep Tayyip vardı. Öteki partilerin adaylarından bir şey beklemek zaten anlamsız olurdu. Bu durumda seçim AKP adayı ile CHP adayı arasında geçecekti.”Sorunun devamı ise şöyle geliyordu:“Siz bu durumda hangisine oy verirdiniz? Recep Tayyip’e mi, yoksa KK’ya mı?”* * *Açık söyleyeyim, bu soru beni ciddi bir biçimde şaşırttı...Çünkü iki gün öncesine kadar hiç düşünmediğim bir konuydu. Sorana teşekkür ettim, “Gerçekten önemli bir konu” diyebildim ve cümlemi noktaladım:“Bana izin verin, biraz düşüneyim!”Bir gece boyunca düşündüm...Gerçekten, böyle bir durumda acaba ne yapardım...Recep Tayyip’e oy vermeyeceğim zaten kesin ama ortada öteki var, benim gibi milyonlarca insanımızın oy verdiği CHP var.Yani KK’nın delik deşik olmuş, yargı kararlarına güvenen ve iktidarın kucağına oturmuş CHP’si...Genel başkanı seçilmiş değil atanmış!Bir sürü katakulli sonucunda günün birinde elbette ‘seçilecek’ ama geçmişte yaptıkları, partiden uzaklaştırdığı arkadaşları, yaşadığı ve bize de yaşattığı seçim hezimetleri ve her şeyi ile sürekli belleklerde kalacak.* * * Bu durumda, bu soruyu soran kişiye şu yanıtı verdim:“İş aynen böyle giderse, Recep Tayyip’e asla oy vermeyeceğim için geriye KK kalıyor.Böyle bir durumda bile ben oy vermeye gitmem. Ya da gidersem boş oy veririm.”Ancak son anda aklıma bir şey daha geldi. Soruyu soranı hemen aradım ve şöyle dedim!“Ancak burada benim açımdan çok önemli bir husus daha var. Eğer Recep Tayyip aday olmazsa, bir şartla AKP’nin adayına oy verebilirim.”İlgili kişi sordu:“Kimdir o?”“Eğer kendisi yerine oğlu Bilal’i aday gösterirse oyum onadır.”“Niçin babasına değil de oğluna?”“Çünkü Bilal çok parlak bir çocuk. Son derece akıllı, zeki! Devlet işlerinde pişmeye zaten şimdiden başladı. Para işlerinin ustası. Babasının oğlu kimliği ile dört dörtlük bir eleman. Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinde de iyi işler başarır! Bilal’i iyice sürsünler piyasaya, işte o zaman benim oyum onlaradır!”Soruyu soran kişi gülmeye başladı!..Kendimizi tutamayıp karşılıklı gülüşmeye başladık!Buna da şükür, gerilimlerle dolu bir süreçte biraz olsun neşemizi bulmuştuk.