Emin Çölaşan’ın notu:Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajlarda, gönderen okuyucularımın çoğunun isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.
__________________________________
Bu defa meclisteki yeni referandum maddeleri mecliste görüşülürken, AKP son dakikada ‘’Cumhur başkanı partili olabilir’’ maddesini ekleyerek yapacağı kuyruklu paketi meclisten geçirecek, böylece cumhurbaşkanını diktatör olarak tescil ettirip, meşru hale getirmiş olacaktır. AKP’nin bu referandumda tek hedefi bu olacaktır. Diğerlerinin tamamı garnitürdür. Zaten diktasını tescil ettirdikten sonra anayasanın tümü garnitür olacak,tır. RTE istediği maddeyi, istediği zaman, istediği şekilde değiştirme imkanına sahip olacaktır. Bu konu halka tam anlatilmadi. Aslinda köşe yazarlarına düşen en önemli sorumluluk bunu şımdi davul çalarak halka anlatmaktır.
Saygılar
__________________________________
Sevgili Emin Bey,
Size daha önce de bu konu da yazmıştım... Yazdığınız son yazılardan birinde Mustafa Sarıgül hakkında tarafsız kaldığınızı belirtmişsiniz.
Sosyal medyayı, özellikle Facebook'u yakından takip ediyorum. İnanın Mustafa Sarıgül'ün adaylığı konusunda CHP tabanı kaynıyor. Benim bile çevremde birçok CHP'li Mustafa Sarıgül ilk sıradan aday olursa CHP'ye oy vermeyeceğini söylüyor...
Açıkçası CHP'yi anlamak mümkün değil!... M.Sarıgül gibi partisi ile zamanında anlaşamamış ve ihraç edilmiş birisini aday göstermesi anlaşılır şey değil! E. Ülker Tarhan arka planda kaldı partide. Birileri bir şekilde onun da önünü tıkadı. M. Sarıgül'ün cemaatten olduğu ve AKP'ye kayacağı söylentisi var. Sözcü gazetesinin facebook'ta çıkan haberlerinde okuyucu yorumlarını okuyun, söylediklerime hak vereceksiniz. Bu şekilde giderse korkarım Büyükşehir'de yine AKP belediye başkanlığını ele geçirecek. Sarıgül'ü bir şekilde vazgeçilmez kılan, bizim bilmediğimiz bir şeyler varsa gazeteniz ve diğer ulusalcı gazeteler bunu okuyuculara mutlaka açıklamalı ve onları ikna etmeli. Aksi takdirde CHP ciddi bir hezimete uğrayacak!...
Bir de bu nasıl muhalefet böyle? D. Bahçeli, Cumhuriyet yürüyüşüne katılmayın diye tabanına sesleniyor; K. Kılıçdaroğlu son derece yetersiz, sesi soluğu çıkmıyor!...
Vaktinizi aldım; ancak endişe ve düşüncelerimi belirtme ihtiyacı hissettim...
Sevgi ve saygılarımla,
Yrd. Doç. Dr. Vehbi BÖLAT
Arel Üniversitesi
__________________________________
"Hacı Abdullah" diye küçümsediğin veya alay ettiğin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, senin dinsiz-ateist A.N.Sezer'den, siyasi münafık-mason morrison S.Demirel'den daha adaletli daha tarafsız görev yapıyor ve millet takdir ediyor. Cumhurbaşkanlığı Gn.Sekreterliğine mail yazdım, T.C. Cumhurbaşkanı'na hakaret etmekten C.Savcılığına suç duyurusunda bulunacaklar.
Ramazan KICIR
Öğretmen
__________________________________
Sn. Çölaşan, yazmaktan okumaya zamanınız varmıdır bilmiyorum.
Anayasanın, 4 partinin uzlaşarak kaleme aldığı 60 maddesi ile ilgili
değişiklikten dolayı muhalefeti eleştiriyorsunuz.
Öncelikle bilmenizi isterim ki, Anayasayı değiştirme komisyonu kurulurken
alınan ilke kararına göre, komisyondaki 4 partinin anlaşabildiği maddeler üzerinde
değişiklik olacak, bu maddeler mavi kalemle yazılacak,anlaşma sağlanamıyan
maddeler kırmızı ile yazılarak, değişiklik kapsamına alınmayacak. Sanırım siz bunu atladınız.
Değiştirilen maddeler ve tartışmalarda, zaman zaman medyada yer aldı.
Hatırlar mısınız, 12 eylül 2010 referandumu öncesi CHP Anayasa komisyonuna, AKP ye
güvenmiyoruz diyerek üye vermemişti ve RTE. meydan meydan gezerek bunu kullanmıştı.
[Hem komisyona gelip çalışmıyorlar,fikir beyan etmiyorlar, hem eleştiriyorlar vs diye]
Sonucu hepbirlikte gördük. Bugün, Anayasa Komisyonundan CHP nin çekilmesini en çok
RTE -AKP ve birde ne yazık ki İP. istemektedir. Chp o masada olmasa, akp istediği her değişikliği yapar
referanduma götürür. Bunu göremiyor musunuz?
CHP ye uzatılan elma şekerinin ne olduğunu yazınızdan anlıyamadım.
Lütfen, salt eleştiri olsun diye eleştirmek yerine, biraz da araştırarak yapın eleştirilerinizi.
Saygılar... Şemsettin Kadıköy
__________________________________
Büyük başlık yazdım. Dikkatinizi çekmek için. Çok kısa olarak şunu söyleyeceğim. Seçimler ile ilgili yazıyorsunuz, en büyük dolandırıcılık olan SEÇSİS denen ucubenin acilen değişmesi için harekete geçmenizi öneririm. Yoksa kimin aday olması farketmez. LÜTFEN araştırın.
Saygılar,
Arbak Dal
__________________________________
Büyük adamsın Emin ağabey.
Sen "çankayanın şişkosunda hain Tayyip e kadar kafalarına kafalarına vurdun, ama zavallı, güdülmesi gereken Türk halkı hala halinin farkında değil.
Pazar günkü yazında Tayyip Silahlı Kuvvetlerinin yandaş generallerinin BDP den nasıl özür dilediği yazın güzeldi.
Emin ağabey, ne olursun , sana yalvarıyorum.
1.sigara içme
2.sağlıklı beslen
3 spor yap
4.Ne olursun sen çok yaşa Emin ağabey.
ellerinden öperim
emekli astsubay ergun toprakhisar
__________________________________
SAYIN EMİN ÇOLAŞAN,
Aşağıdaki açıklamayı bazı gazetelere gönderdim ancak şu ana dek yayınlamadılar.
Bu kadar mı duyarsız ve kayıtsız olduk inanmakta güçlük çekiyorum.
Gerekirse görüntülü ses kaydını da sunabilirim..
Hiç olmazsa siz bilin istedim.
Saygı ve Sevgiler
Kemal ABDULLAHOĞLU
CUMHURİYET KUTLAMASINDA TASAVVUF MÜZİĞİ !
İstanbul Valiliğinin düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda baştan sona dinletilen '' acılı '' tasavvuf müziği
nedeniyle sözde kutlamada ne coşku vardı ne de kutlama sevinci .
Istanbul WOW Hotel 'deki resepsiyonda çok sayıdaki davetli saatler boyunca canlı tasavvuf müziği dinletilerek
adeta uyutuldu .
Tümüyle hüzün mesajı veren bu müziğin Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda ne işi vardı acaba. Birileri bunu açıklarsa
gerçekten memnun oluruz.
Tasavvuf müziği tabi ki bizim müziğimiz ancak Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda Cumhuriyet coşkusu
gurur ve sevinci ile bu müziğin ne ilgisi var anlayamadım.
İnanması çok güç ama ''ince hesapların '' nerelere kadar uzandığını görmek çok üzücü .
DYP olarak bu yaklaşım ve uygulamayı kınıyor ve reddediyoruz.
KEMAL ABDULLAHOĞLU
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ
DOĞRU YOL PARTİSİ , ANKARA
__________________________________
Ankara'da hava akşamları çok kirli! Çünkü Büyükşehir Belediyesi Kalitesiz kömürü bedava dağıtıyor.Kötü koku Ankara çanağını dolduruyor.İsli puslu kömür kokulu geceler, yetmişleri, seksenleri tekrar yaşatıyor.
Çayyolu, Eryaman,Yenimahalle,Etlik,Keçiören,Batıkent,Kızılay,Kavaklıdere,GOP,Birlik aklınıza neresi gelirse kömür kokusu her yerde! Kirli hava soluyoruz.Belediye'nin sorumsuz tutumu ile Ankara'da 'zehirli zamanlar'yine başladı.Varoşlarda seçim rüşveti olarak bedava kalitesiz kömür dağıtılınca, vatandaş soba kullanır oldu.Doğalgaz yokken, Ankara'nın konumu nedeniyle kaliteli kömürle kirliliğe bir ölçüde çözüm üretilmeye çalışılmıştı.Doğalgaz kullanımı yaygınlaştıkça kömür yasak oldu.Yasak dinlemeyenler seçmene selam kömüre devam bağlamında hem de kalitesizini dağıtınca Başkent, 70 lerin 80 lerin isli paslı günlerine geri döndü!Doğalgazın fahiş fiyatı bedava kömürü cazip kıldı.Henüz havalar tam soğumadı. Soğuk günler kapıda; soluk almak iyice zorlaşacak! Sebep olanlar,"marifetleri" ile ne kadar öğünse azdır. "Ne yapıyorsun,dursana" diyen yok, zehir saçmak serbest!..
Metin Altay
__________________________________
Değerli Emin Bey,
Demokrasi,laik ve sosyal hukuk devleti,Atatürk İlke ve Devrimleri'nin savunulması,en temel insan hakları mücadelenizi saygıyla,takdirle selamlıyorum.Birlikte ve beraber teslim olmayacağız.Ulu Önder'e,çocuklarımıza ve torunlarımıza sözümüz ve borcumuz var.Atatürk'ün NUTKU'nu yeniden okuyacak,GENÇLİĞE HİTABESİ'ni göğsümüzde muska yeniden yollara düşeceğiz.Gerekiyorsa şerefli öleceğiz.Samimi selamlar,saygılar.Şevki EREN/MERSİN
__________________________________
Merhaba Emin bey;
Ben ankarada bülbülderesinde oturmaktayım.Emekliyim.01/10/2013 cuma,cumartesi,pazar ve bügün sabahtan beri numune hastanesi ve polikinliklerinden göz randevusu almak için 182 arıyorum.15 günlük sürenin dolu olduğunu beyan ederek randevu veremediler.dün pazar günü tunus cad;Dünya Göz hastanesine gittim.98 Tl Fark istediler.bugün kudret hastansinden randevu aldım.22 TL verip muayene olacağım.bu şikayetimi alo 184'ü arayıp aynen ilettim:
Sonuç demokrasi diye diye ,her işi paraya döktüler.sosyal devlet ve beraberinde cumhuriyetide bitirdiler.türbanı devlete dairelerinde şifre çözücü hale getirdiler.Ammmaaaa;
Bu işin bu hale gelmesinin asıl sebeblerinin başında cehepe ve mehepenin akepeye koltuk değneyi olmalarıdır.SİNE_İ MİLLETE dönmeyerek ülkeyi bu çıkmazın içerisine sürüklemeleridir.Yazılarınızı sürekli okuyorum.kaleminize ,yüreğinize sağlık diliyor esenlikler temenni ediyorum.SADIK MUT / ANKARA
__________________________________
Sayın Çölaşan,
İzmir Alsancak Gar'ının İzban çıkış kapısı üzerindeki TCDD yazısının içindeki aydınlatmanın TC harflerine denk gelen lambaları karartılmış durumdadır. Günlerdir akşam oluduğunda DD harfleri görünüyor TC harfleri görünmüyor. Kötü niyetli olamayabilir düşüncesi ile gar müdürünü uyardık ama belli ki bilerek yapılmış kasıtlı bir durum.
İzmir'de ( ki ilimize demokrasinin bekçisi gözüyle bakarız ) böyle bir olaya cüret edilmesini kendilerine bu cesareti verenlere yaranma çılgınlığı olarak, deli cesareti olarak, sahte kabadayılık olarak görüyoruz.
Bilginize sunuyorum.
Saygılarımla
Bülent Dinçsoy
__________________________________
emin bey merhabalar;
ben sizin yüzlerce okurunuzdan biriyim
bu yazacaklarımı türkiyede olan son gelişmeler üzerine yazıyorum
zaten biliyosunuzdur baştaki iktidar ulu önderin izlerini
devletin bütün kurumlarında silmeye ant içmiş haberlerde sizde
görmüşsünüzdür.. şimdi de devlet nişanlarından t.c. ibaresini ve Atatürk silüetini
kaldırdılar..hem de bu nişanın birini sizin hırsız dediğiniz suudi kralına taktı
cumhurbaşkanı.. artık bu millet bunlara ne kadar tahammül eder bilemem artık.
andımızı kaldırdılar, Atatürk resmini okul kitaplarından çıkardılar resmi bayramların -ki bunların çoğu
Atatürk sayesinde olmuştur- kutlamalarını yasakladılar..meclise sıkmabaşı soktular..
şimdide başbakan gündem değişsin diye yurtlara el attı.. neymiş kız-erkek aynı yurtta
kalamazmış falan..emin bey bende devlet yurdunda kaldım vaktiyle..ama kız yurdu binası ayrı
erkek yurdu binası ayrı idi..yani hiç de başbakanın dediği gibi değildi..bunu bizzat yaşadım..
düşünün bir ülkenin başbakanı suni gündem yaratmak için bu kadar çabalar mı..hayret..
yani size daha öncede yazmıştım bunların derdi başka..Atatürkün izlerini silmek..
bu çok açık ve net...ben türküm diyemeyen bir başbakanımız var ne yazık ki..
neymiş ayrımcılık olurmuş.. ya ne ayrımcılığı ben yurt dışına gitsem sorsalar nerelisin diye
üstüne basa basa gururla TÜRKÜM derim bunun neresi ayrımcılık..ah emin bey ah
tabi bunca havadisten sonra sevindirici küçük bişey daha arz ederek yazımı bitirmek
istiyorum..şimdi çalıştığım yerde her gün sözcü gazetesi
alınıyor ve her sabah köşenizi zevkle takip edebiliyoruz emin bey...Saygılar..
ibrahim küren
__________________________________
Emin Bey merhaba,
Son zamanlarda bu Suriyeli mültecilerin TC vatandaşlığına alınıp AKP lehine oy kullanacakları söyleniyor.
Özellikle İzmirli bir yurtdaş olarak bundan endişe duyuyorum.
Ancak bildiğim kadarıyla TC vatandaşlığına geçmek için vatandaşlığa başvurup 5 sene bu topraklarda yaşamak gerekiyor.
Bu konuda kesin bilgiye sahipsenin paylaşır mısınız lütfen.
Biz de doğru bilgi ile savunalım fikirlerimizi
Saygılar,
Serhat Kutlu
__________________________________
Emin bey ,uzun bir aradan sonra yurt disinda oldugumdan ilk defa Eminonu'ne gittim.Orasi olmus Reyhanli...Adim basi onlerinde pasaportlari ailecek dilenen insanlar...Ogrendik ki Suriyelilermis....Birseyler yemek icin oturuyorsunuz sizeyalvararak bakan bir suru cocuk ...Icler acisi bir durum...Eger Istanbul boyleyse guneydogu illerinin hali kimbilir nasil?Basbakan su Musluman kardeslerine de bir elatsa iyi olur ...Gulcin firat
__________________________________
SAYIN ÇÖLAŞAN, GAZETENİZİN 05.11.2013 TARİHLİ
BAŞ SAYFA HABERİNİ VE DETAYINI OKUYUNCA HAYRETLER İÇİNDE
KALDIM.
SAYIN ÇÖLAŞAN ALLAH AŞKINA OKURUNUZ OLARAK NAMI HESABIMIZA
BU HABERİN SAHİBİNE SORARMISINIZ, AB'YE ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN
ZİNAYI SUÇ OLMAKTAN ÇIKARIP SONRADA KENDİNDEN OLMAYAN
GENÇLİĞİ YURTLARDAN ATTIRARAK GARİBAN ÇOCUKLAR EV KİRALA-
RINI NASIL DÜŞÜRÜRÜZ DERDİNDE ORTAK ARARKEN, BUNLAR (İKTİDAR)
ÖKÜZÜN ALTINDA BUZAĞI ARAYARAK KENDİNDEN OLMAYANLARI
KARALAMA KAMPANYASINA BAŞLADILAR.
ARDINDAN HOŞ GÖRÜNMEK İÇİN ABD KÜLTÜRÜ VE TERBİYELİ DANIŞMANI,
"ŞEYİNİ ŞEYETTİĞİMİN ŞEYİ"SÖZCÜSÜ OLAYI HAFİLETEREK AMAN SEÇİM YATIRIMLARI
BOZULMASIN TERANESİ BAŞLIYOR.
NEOLUR SAYIN ÇÖLAŞAN BUNLARA BU KONO İLE BİRŞEYLER YAZIN LÜTFEN
DİLİMİZ ŞİŞTİ BOĞAZLARIMIZ KAPANDI CEVAP VERMEMEKTEN.
KEMAL EĞİLMEZ
EMEKLİ
ANTRALYA
SAYGILARIMLA
__________________________________
Emin Ağabey Öncelikle merhabalar.
Ben Selçuk Türkmen.Niğde Çiftlik İlçesi Murtazaköy Aynur Filibeli Ortaokulunda İngilizce Öğretmeni olarak görev yaparken sene başında okul müdürü ve yardımcısının tayinlerinin çıkması nedeniyle okulun idari işlerine de ben bakıyorum.Bu görev süresince okulumuzda ihtiyaçtan doğan bazı yenilikler yapmak istiyorum.
Okulumuzda öğrencilerimiz halk dilinde kara tahta olarak bilienen tahtalarda eğitim görüyor ve bunları beyaz yazı tahtalarına değiştirmek istiyorum.bunu düşünmemdeki sebep; çocuklarımız tebeşir tozundan çok etkileniyorlar.Öğretmenler olarak her ne kadar tozsuz tebeşir kullanmaya özen göstersek de yazılar silinince onların tozları çocukları yine etkiliyor.Ateşlenen ve öksüren çocuk sayısı çok fazla.Birçok derneğe ve vakıfa mail attım cevaplarını bekliyorum.
Emin Ağabey senden ricam;senin bi çok yerde tanıdığın bizlere yardımcı olabilecek yardımsever olduğunu düşünüyorum.E-postamı dikkate alıp yardımcı olursan çok sevinirim..Kendinize çok iyi bakın.
Saygılarımla Selçuk TÜRKMEN
Okul Müdür V.
__________________________________
Merhaba arkadaşlar
Başbakanın dört çocuk tavsiyesinin asıl nedeni kadını dış dünyadan çekip ev hayatına hapis etme projesidir Tek çocuklu kadın çalışma hayatına pek ala devam edebiliyor Çocuğunu annesine veya kayınvalidesine teslim ederek çocuğu belli bir yaşa kadar büyüdükten sonra kreşe verebiliyor ve sosyal hayatın içinde bulunarak daha sosyal ve çağdaş yaşıyor hakkını çeşitli platform ve yerlerde savunma refleksi içinde bulunuyor Üç-dört çocuk sahibi haliyle zamanın akışı içerisinde bu sayıda çocuğunu baktıracak anne ve kayınvalide bulamıyor Hangi parayla üç-dört çocuğunu hangi mali imkanlarla kreşe verebilir ki mümkün değil İşte bu aldatmacaya inanan kadın evinde çocuklarıyla dış dünyadan daha kopuk haklarını dillendiremeyen ve kocasının eline mahkum oluyor ve asıl önemlisi koca egemenliği ve kadın üzerindeki baskısı daha da artıyor ve böylece kadın erkek eşitliği kadının aleyhine büyüyor Projenin aslı kadının yeri evi ve uyar oğlu olma projesi olup kadının iş ve sosyal hayattaki yaptırım gücünü eritme projesidir Söylenecek çok şey var ama bir posta notunda ancak bu kadarına dikkat çekebiliyorum Selam ve sevgilerimle Gani Hamutcu
__________________________________
Merhaba Emin Abi ,
umarım size abi dememde bir sakınca yok?
Eşim RUSYA FEDERASYONU vatandaşı 10 Yıldır birlikteyiz.1 Yıl önce vatandaş oldu Eşim adı LARISA .
Bu sizin tabirinizle TAYYİP efendinin yaptığı işlerden feci derecede utanıyorum.
LARİSAnın bana sorduğu sorular.
1.Neden Marmaray açılışında TAYİP in resmi var.O belediye başkanımı?
2.Neden ölmeden önce üniversitelere ve stadyumlara TAYIBIN adları veriliyo ?buna Abdullahda dahil.
3.Neden bu kadar çok sıkmabaş oluştu? özellikle son 3 yılda.
Bunlar belli başlılar abi çok utanıyorum ve cevap veremiyorum ne yapıcaz biz?.Biraz daha ileri giderlerse pılımızı pırtımız toplayıp çok sevdiğim ülkemden ayrılıcam.eşimle birlikte.
Saygılarımla Emin abicim
çok yaşayın.
Gün TÜRE
__________________________________
Sağlıkta reform dediler fos çıktı.Vahşi kapitalizmin bütün kurallarını harfiyen uygulama sevdalısı iktidar, devletin yapması gereken bütün hizmetleri vatandaşın sırtına yıktı. Temel görev,eğitim ve sağlık paralı oldu. Parası olan yaşadı olmayan yandı!Son düzenleme ile gelen yıldan itibaren, bazı kalemlerin genel sağlık sigortası kapsamından çıkarılacağı yani paralı olacağı kesinleşti.Buna göre ilk olarak ağız,diş ve göz sağlığı hizmeti almak isteyenler,faturaları ceplerinden ödeyecekler.Parası olmayanlar,dişleri dökülürken, gözler tedavi beklerken kaderlerine razı olacaklar.Uygulama belli periyotlarla güncellenecek kapsamı genişleyecek!Devlet devreden çıktığı halde adı yasalarda "sosyal" olarak kalacak!Öte yandan"mutlu azınlıklar"yedi sülaleleri dahil sağlık hizmetlerinden, bedava yararlanmaya devam edecekler.Kim bunlar; eski-yeni parlamenterler! Halka açıkların bedeli hayatları pahasına ödetilirken,vekillerin imtiyazı devam edecek!Onların maaşları,halkın tükettikleri zamlanacak!..Öyle bir yer ki, vahşi kapitalizm bile 'karma' uygulanacak,bedel ödeyenler ödemeyenler sınıflara ayrılacak,sosyal adalet lafta kalacak!..
Metin Altay
__________________________________
Sayın Çölaşan,
Dünkü açıklamalara ilişkin kaleme aldığım yazıyı sizinle paylaşmak istedim. İyi çalışmalar.
Tayyip Erdoğan: "Kızların devletin yurtlarında karışık kalmasına müsade etmedik, etmiyoruz. Kızlarımızın erkek arkadaşlarla ayrıştırmasını büyük ölçüde gerçekleştirdik. Aynı apartmanın içinde bakıyorsunuz komşuları ihbar ediyor. Kusura bakmasınlar bu ihbarları bir kenara bırakamayız. Buralarda nelerin olduğu belli değil, ondan sonra anne babalar feryat ediyor" demiş. Bir kaç saat sonra başka bir toplantıda bir gazetecinin "kişilerin özel evlerine nasıl bir yetkiyle denetim yapılacak" sorusuna Erdoğan, "Kişinin müstakil özel evlerinde bir kız ile bir erkeğin aynı evde kalması ne denli uygun olabilir? Siz böyle bir şeyi hoş karşılar mısınız? Eğer siz kızınızla ilgili böyle bir şeyi uygun buluyorsanız, size hayırlı olsun. Eğer bir yasal düzenleme gerekiyorsa biz yasal düzenlemeyi yaparız" demiş.
1-Evim anayasal mahremimdir, karışamazsınız. 2-Muhbir ve röntgenci vatandaşa prim vermeyin. 3-Gençlere potansiyel fuhuşçu muamelesi yapmayın. 4-İmam nikahı kisvesi altında çocuk gelinlere izin vermeyin. 5-Her yan yana duran kadınla erkeği toplum gözünde zinacı ilan etmeyin. 6-Toplumu şeriat esaslarına göre haremlik selamlık bölme projenizi kafanızdan atın. 7-Çağınızın insanı olun. 8-Elinizi kadının üzerinden çekin. 9-Doğum şekline, çocuk sayısına, çalışma hayatına karışmayın. 10-Özel hayata müdahale etmeyin.
Biz bugüne kadar omuz omuza, yan yana bilim ürettik, sanat ürettik, spor yaptık, alın teri akıttık. Yoksa yıllarca birlikte ders çalışırken anne babaların feryat etmesini gerektirecek bir şey yapmadık. Türk anneleri ve babaları oğlanlarına da kızlarına da güvenir. Türk gençleri diz dize, dirsek dirseğe bilim de yapar, spor da, tatil de... Olay, iki arkadaştan birinin, herhangi bir sebeple diğerinin evinde kalması kadar basit ve insanca bir olaydır; başbakanın zannettiği gibi ahlak zabıtalarını harekete geçirecek bir durum yoktur ortada. Son dönemde sergilenen tutum ve uygulamalar antidemokratiktir, antilaiktir, çağ dışıdır, insancıllıktan uzaktır... Kabul edilemez! Görülüyor ki Tayyip Erdoğan ve AKP'nin şirazesi kaymıştır! Aklı başında herkes, hergün birer birer kaybettiğimiz cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmalıdır. Yoksa geriye sahip çıkacağımız bir şey kalmamış olacak!
Eylem Selen, 05.11.2013
__________________________________
Sn. Emin Çölaşan;
Malumları olduğu üzere, kızlı-erkekli kalan evlere polis baskın yapacak. Sonrasında ne olacak bilmiyoruz. Benim aklıma şöyle bir şey geldi.
Diyelim ki polis, kızlı-erkekli yaşamın sürdürüldüğü bir eve geldi ve orada yaşayan çifte, "bu evde bu şekilde kalamazsınız" Yürüyün karalola dedi.
Onlar da; "Bakın memur bey, biz dini inancımız gereği, dini nikah kıydık ve dini nikahlı olarak yaşıyoruz. Biliyorsunuz, dini inançlara göre yaşamak isteyenlere müdahale edenlere, 3 yıla kadar hapis cezası geliyor. Lütfen bizi rahatsız etmeyin. Nasıl olsa bir süre sonra, resmi nikah kıyma mecburiyeti de kaldırılmayacak mı? Hiç değilse biz öncüler oluruz" deseler. Acaba ne olur? Saygılarımla.
Ismet KURTULAN
__________________________________
Sayın Çölaşan,
Son gelişmelerle ilgili size dün bir yazı göndermiştim. Bugün o yazının devamını gönderiyorum. İyi çalışmalar.
Başbakanın iki gün önce yaptığı açıklamanın -ki Arınç bunu yalanlamıştı- ardından, dün yine açıklama yapan Arınç, "tek otorite"nin sözlerini bu sefer can siperane savunmuş ve demiş ki: "Biz de apartmanlarda yaşıyoruz. Bizim de olduğumuz mahallelerde, sokaklarda herkes şunu söyler. 'Şurada bir daire tuttular, gelen giden belli değil.' Bunlar talebeyse arkadaşları da olacaktır. Kızlı erkekli arkadaşlar o daireye girip çıktıkça, halktan şu şikayet gelir: 'Burası neye döndü birader. Giren çıkan belli değil.' İkinci şikayet, 'Burası bir örgüt evi mi yoksa ' diye olabilir. Bir başkası, 'vur patlasın çal oynasın' yaparlarsa, apartman sakinleri şikayet eder. Peki, ne yapacağız bu durum karşısında? 'Hayır, kızlar ve erkekler bir arada öğrenci evi ya da kiraladıkları bir yerde kalmalıdır, tüm ilişkiler de serbest almalıdır' mı diyeceğiz? Bunun karşılığının halkta nasıl yansıyacağını da hep beraber, seçimlerde olması bile en azında on gün sonra görürüz."
AKP olarak verdiğiniz her bir örnek, ancak ilkokul çocuğunun vereceği örnekler kadar basit, konuyu açıklamaktan son derece uzak ve yanlı. Kaç milyon üniversite öğrencisi var ülkede, kaçı terör örgütüyle bağlantılı?! Oran nedir? “Burası neye döndü birader” ifadesi gençleri ötekileştirmek, potansiyel suçlu ilan etmek, haksız yere itham etmek değil midir?! Bu üslup ve anlayış, bilinçli ve olgun bir devlet adamı tavrı mıdır? Bu sözü yaşadığımız toplumda söyleyen çıkabilir mutlaka ama kaç kişidir? Bütün mahalleli paranoyak mıdır, aklıselim insan kalmamış mıdır? Kaldı ki bunu söyleyenler olsa bile devlet bu söylemi desteklemek değil, bunu söyleyen insanlara, bu sözü söyletmemek, bu ithama maruz kalanların hakkını da korumak zorundadır. "Vur patlasın, çal oynasın"a gelince, sanki bütün öğrenci evleri gece kulübü, alemci mekanı! Söyleyecek fazla şey yok, öğrenci olması gerekmiyor, komşunuz biraz fazla gürültü yaparsa gidip medeni bir insan olarak uyarırsınız, o da medeni bir şekilde sesi kısar, hepsi bu. Yaşadığınız örnekleri düşünün; kendiniz öğrenci değil miydiniz, çocuğunuz ya da bir yakınınız hiç mi öğrenci olmadı, hiç mi öğrenci komşularınız olmadı? Hangisi yapılan bu tanımlara sığıyordu? Saçma ve münferit örneklerin ardına sığınıp, kızların ve erkeklerin birbirinden soyutlandığı bir toplum yaratma düşünüzden vaz geçin.
Kızlı erkekli, bir arada yaşayan toplum modeli sizin görüşünüze aykırı olabilir ama siz kendi ahlak anlayışınıza göre başkalarını yönlendiremez, şekillendiremez ve koşullandıramazsınız. Kaldı ki her kız ve erkeğin bir arada olduğu evin içinde mutlaka ahlak dışı ilişkiler yaşandığı fikrini kasıtlı olarak mahalleliye şırınga edip, bu insanları hedef tahtası haline getiremezsiniz. Öğrenciler ders çalışamaz, insanlar arkadaş ve yakınlarını görmeye gidemez hale gelir. Yalnız yaşayacak olanların nispeten zor ev bulduğu bir ülkede kapıların bu insanların yüzüne daha fazla kapanmasına neden olamazsınız. Devlet eliyle bu ayrımcılığı, bu ötekileştirmeyi, bu haksızlığı, bu geriye gidişi, bu kapalı toplum modelini da-ya-ta-maz-sı-nız!
Eylem Selen,
__________________________________
Sağlıkta reform dediler fos çıktı.Vahşi kapitalizmin bütün kurallarını harfiyen uygulama sevdalısı iktidar, devletin yapması gereken bütün hizmetleri vatandaşın sırtına yıktı. Temel görev,eğitim ve sağlık paralı oldu. Parası olan yaşadı olmayan yandı!Son düzenleme ile gelen yıldan itibaren, bazı kalemlerin genel sağlık sigortası kapsamından çıkarılacağı yani paralı olacağı kesinleşti.Buna göre ilk olarak ağız,diş ve göz sağlığı hizmeti almak isteyenler,faturaları ceplerinden ödeyecekler.Parası olmayanlar,dişleri dökülürken, gözler tedavi beklerken kaderlerine razı olacaklar.Uygulama belli periyotlarla güncellenecek kapsamı genişleyecek!Devlet devreden çıktığı halde adı yasalarda "sosyal" olarak kalacak!Öte yandan"mutlu azınlıklar"yedi sülaleleri dahil sağlık hizmetlerinden, bedava yararlanmaya devam edecekler.Kim bunlar; eski-yeni parlamenterler! Halka açıkların bedeli hayatları pahasına ödetilirken,vekillerin imtiyazı devam edecek!Onların maaşları,halkın tükettikleri zamlanacak!..Öyle bir yer ki, vahşi kapitalizm bile 'karma' uygulanacak,bedel ödeyenler ödemeyenler sınıflara ayrılacak,sosyal adalet lafta kalacak!..
Metin Altay
__________________________________
Emin Bey Merhaba,
Hemen konuya girmek istiyorum. Çok kısaca anlatmaya çalışacağım. Bildiğiniz üzere, SBS sınavları yerine her öğrencinin kendi sınıfında gireceği 2/3 sınavlı bir sistem (!) getirildi. Bu sistemde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden de 20 soru soruluyor. ( Din dersi de mecburi) Fakat bu sorulardan gayri müslim öğrenciler muaf tutulacak. Ve bu sorular, yapılan deneme sınavlarına bakılırsa hiç te öyle genel din tarihiyle falan alakalı değil, kurban bayramında deveye en fazla kaç kişi girebilir. Yok bu ayet hangi surededir …. gibi .
Benim asıl derdim, bu kadar zamandır hazırlanan çocuklar bir anda sınav değişikliğiyle allak bullak edildi. Ayrıca yukarıda bahsettiğim konu çıktı.
Herşeyden önce bu eşitlik ilkesine aykırı değil mi? Laik devlet ilkesine aykırı değil mi? Benim çocuğumun dinine kim, nasıl, hangi hakla karar verebiliyor? Belki ataistim, belki hristiyanım ve çocuğumun kendi dinini kendinin seçmesini istiyorum.
Sizden yardım rica ediyorum, bu sene sınavlara girecek olan yeğenim için, bu haksızlığı durdurmak için ne yapmalıyız? Hangi mahlemeye ne davası açmamız lazım? Kağıt üstünde de olsa dinden çıktığımı nasıl ispat edeceğim bu insanlara ki, evlatlarımız bu 20 sorudan muaf olsunlar?
BU RTE ve mantığı, bırakın dindar gençlik yetiştirmeyi, bizim gibi insanları yukarıda dediğim gibi kağıt üstünde de olsa dinden ediyor. Aslında çok uzun tartışılması gereken bir konu ama vaktinizin olmadığını var sayarak kısa kesiyorum.
Yardımcı olursanız sevinirim.
Saygılarımla,
Osman Tunalı
__________________________________
Sayın Çölaşan, ben İzmir'in Dikili ilçesinde yaşamaktayım. Burada, arkasında herkesin çok iyi bildiği gıda sektörünün dev ismi ve yeşil sermayenin birinci holdingi olan fakat ÇAMLICA KÜLTÜR VAKFI adı altında çalışan tarım işletmesi var. İşletmenin çok geniş arazileri ve işleme tesisleri mevcut. Yakınındaki köyden bir köylü "geçen akşam saatlerinde köpeğinin havlaması üzerine bahçeye çıktığında kalabalık bir grubun Suriye Suriye diye bağırdıklarını ve yardım istediklerini "anlattı. O insanlara ekmek verdiğinde ceplerinden çıkardıkları çiğ bamyaları ekmeğin arasına koyup yediklerini söyledi. İşin enteresan tarafı aynı kişiler daha önce de gelmişler ve köylü onları traktörü ile işletmeye götürüp bırakmış. Demek istediğim hani bir deyim vardır: "boğaz tokluğuna çalışmak" diye. Bunlar Suriye'lileri köle gibi kullanıyorlar, adamlar aç. Köylü elinde silah nöbet tutmaya başlamış.
Bilginize sunarım. Saygılar.
ünal şengönül
__________________________________
Sn. Başbakan 18 yaşını doldurmuş gençlerin seçme hakları yanında seçilme haklarının da olması gerektiğini söylediğinde yadırgamış olsak da ileri demokrasi göstergelerinden biri olabilir diye düşünmüştük ama her yurtdışı seyahatine çıkmadan önce mutad olarak bize bıraktığı ev ödevi bu sefer demokrasinin nasıl hadım edileceği hakkındaydı. Onun mantığına göre vatandaşının yaşam şekline müdahale etmek devletin en tabii hakkıdır ama devletin yaşam şekli değiştiğinde müdahale etmeye kalkanlar darbecidir.
Kendilerine göre, yaşam tarzı kendi düşüncelerine uygun olmayanlara müdahale etmek tamamen onların ve ülkenin yararına yapılan bir müdahaledir, şimdiye kadar yapılan darbelerde darbecilerin hiçbirinin kötü niyetli olduklarını itiraf ettiklerine şahit olan var mı? Ben rastlamadım. Bir yandan benim kızım türbanlı olduğu için üniversiteye alınmadı derken diğer taraftan kendisinin iyi niyetli sözleri üzerine (!) kızlarını üniversiteye göndermekten vazgeçecek hatta eve kapatacak, özellikle kendisine oy vermiş önemli sayıda bir seçmen kitlesinin olacağını düşünmekten aciz mi? Hatta oğullarını bile okutmaktan vaz geçecek muhafazakâr demokratlar olacağından hiç şüphem yok. Bu öyle bir darbe ki hiç bir özel
görevli mahkeme bu davayı kabul edemez...İşte burada hakiki demokratlıkla, tatlı su demokratlığı arasındaki fark ortaya çıkmakta gerçek demokratlar bu gibi sözlerden etkilenmezken tatlı su demokratları teminat altında oldukları halde çocuklarını korumak adına okuldan almaktadırlar. Ve bütün bunların vebali bir dünya liderinin omuzlarına yüklenmektedir. Düşenin dostu olmaz sözü bizde şekil değiştirir, düşenin dostu azalırken oyları artar şekline dönüşür. Durmak yok gafa devam... Urcay Aslay
__________________________________
"Meşru hayat vardır gayri meşru hayat vardır" ne demek oluyor bir sorsak ya bakanların bakanına? Tayyip Erdoğan'ın kızı amerikalarda o buralarda iken ninesinin evinde mi kalmış?
Bir araştırma...
Yoksa benim kızım veya oğlum ya da bir başkasının kızı nerede kalıyor diye gece gündüz araştırma yapan, bir anne babadan önce namus bekçiliğini üstlenmeye kalkan dikizci birine mi güvenmeliyiz? Tayyip Erdoğan'ın kızı nerede kalmış ben merak ediyorum gerçekten. Siyah ya da beyaz ama hangisi?! Araştırsak... Bu da bizim işimiz olsun ne çıkar ki bundan? Benim Atlantik ötesinde kayda değer tanıdıklarım yok ama! Rica etsem efendim...
Görkem Özdoğan
__________________________________
Sayın Emin Çölaşan
İsmim Deniz 25 yaşındayım yazılarınızı takip eden düşüncelerinizden ve biz gençliğin önderlerinden biri olmanızı saygıyla ve memnuniyetle karşılıyorum.Ülkemiz çok sıkı sabır taşını deviren biz gençleri yıldırmaya çalışan bir politika izlemeye malesef ki devam ediyor..Kendi ülkemizde terörist olduk,aydınlık sürecimiz birebir kapatılıyor.Gelişmemiz engelleniyor.Kendi ülkemize faydalı olamıyoruz eğitim dönemimiz de hergün yeni bir zorlukla karşılaşmaktayız.İnşalah bu dönemi çok kısa bir dönemde atlatırız.Gençler olarak eylemlerde mitinglerde değil ülkemize ödül kazandıran biradım öne çıkartan projelerde adımızın geçmesini istiyoruz.Size hayatınızda başarılar diliyorum.
Saygılarla
deniz Aksüt
__________________________________
SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN; sizin yazılarınızı elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. her ne kadar bazen çok sert gelse de yazdıklarınızın çoğuna katılıyorum. benim bu aralar bir vatandaş olarak bir merakım var. sizler diyorsunuz ya bu hükümet artık gitmeli diye size katılıyorum ancak sayın başbakan sürekli olarak sandıkta görüşürüz, beni sandıkta yensinler türünde laflar ediyor. ben başbakanın hareket ve sözlerinden vatandaşına güvenmediğini açıkça anlıyorum, korktuğunu da biliyorum. geriye tek bir seçenek kalıyor sandık. anladığım kadarıyla başbakan sandığa yani o kutu parçasına çok güveniyor. benim merak ettiğim ise o kutu parçasına neden bu kadar güvendiği. bu yüzden de endişeye düşüyorum. sandık bir şekilde bazı oyunlara alet edildikten sonra yapılan seçimin ne anlamı var. bir laf vardır belki duymuşsunuzdur: 'oyu kullanan değil oyu okuyan önemli' diye. bu nedenle çok korkuyorum eğer birileri secim sonuçlarını şimdiden bir şekilde belirlediyse ve oy kullanmak sadece standart bir uygulamadan öteye geçemeyecekse ben bu ülkenin geleceğinden çok endişe ediyorum.
SAYIN ÇÖLAŞAN; bu yazdıklarımı okurmusunuz bilmiyorum. ancak bir gazeteci olarak lütfen hem sizin hemde gazetenizin bu konuyu araştırmanızı gönülden diliyorum ve bu halk ve ülkenin geleceği açısından çok önemli olacağını düşünüyorum. saygılarımı sunuyorum.
Ayşe Nurcan ÖZÜÇAĞLIYAN
__________________________________
Emin bey selamlar.
yazımı okurmusunuz bilemiyorum, fakat çok uzun yıllardır yazılarınızı okuyorum, her zaman çağdaş ve ileri görüşlü olup doğruları yazdınız.
sizler yazılarınızla bizlere ışık tuttunuz,düşünce yapımızı olgunlaştırdınız. Bu zor zamanda sözcü gazetesinin duruşu ve sizleri desteklemesi beni mutlu ediyor ve güven veriyor,
fakat şu anki hükümet ve yönetimdekiler, ülkeyi çağdışı uygulamalarla ayrımcılığa ve parçalanmaya doğru sağlam adımlarla götürüyor. Yazıkki toplumun büyük bir kesimi ve yalaka takımı uyumaya devam ediyor. Gericilik ve çağdışılık bir ibadet gibi yeşeriyor ve gelişiyor. Bu insanların kafa yapılarını değiştirmek ,yobazlık ve bağnazlığın önüne geçmek zor görünüyor. İyi niyet ve hoşgörüyle cahil ve yozlaşmış insanları doğru ya yöneltmek mümkün değidir.Duvara nerden vurursanız hep aynı sesi çıkarır,artık farklı şekilde ve daha etkili vurmanın zamanı geldi ve geçiyor.
ATATÜRK gibi insanlık tarihinin gelmiş en büyük liderini ve çağdaş bir insanı redetmek ve dışlamak bir insanlık suçu ve kara cahilliktir. Bu cahilliği cezalandırıp yok etmek en büyük amacımız olmalıdır.
daha etkin,çarpıcı bir muhalefet yaparak insanlık onurunu yaşatmak adına gerçek ve zorlu bir mücadele yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu zorlu yolda sizlerin öncülük etmeniz ve insanları daha etkin bir şekilde yönlendirmeniz gerektiğini düşünüyorum. hepimizin ellerimizi taşın altına koyma zamanı geldi sanırım.
saygılarımla Vedat meral