Bayramın son gününde bir yanda Sayın Özel’in, diğer yanda Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmaları vardı. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını pür dikkat dinledim. Eğer son günlerde Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’nin içine düştüğü, yani düşürüldüğü bu durumun içinde yer almasaydı, Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını toplumla barışma adına alkışlardım.

Ancak...

Artık sağır sultan da biliyor ki bu senaryo iktidar tarafından yazıldı ve yargı desteğiyle vizyona sokuldu. Acı olan da Cumhuriyet’in kurucu partisine 13 yıl genel başkanlık yapan Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu senaryo içinde başrolde yer almasıydı.

Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasında siyaset öncesi yaşamından örnekler verdi ve "Kul hakkı yemedim." dedi. Sayın Kılıçdaroğlu, o dönemlerinize ait size şu veya bu diye kimse aleyhte bir söz söylemiyor. Size "Kul hakkı yediniz, harama el sürdünüz." diyen de yok. Temiz ve başarılı bir kamu görevi yaptığınızı, vicdanı olan hiç kimse aksini söyleyemez. Ama ne yazık ki bu anlattığınız özellikler AKP iktidarı döneminde adeta övünç kaynağı oldu. Konuşmalarınızda sıkça özür dilediniz. Sayın Özel ve yönetim görevinde olanlarla ilgili de haram işlere bulaştılar iddiasında bulundunuz. Bu dile getirdikleriniz henüz iddia. Yargı kararları açıklanınca ak koyun kara koyun belli olacak. Şimdi kul hakkı ve haramla itham ettiğiniz ekibin tümünü, siz o makamlara taşıyarak yol arkadaşlığı yaptınız. 13 yıl genel başkanlık yapıp en yakınlarınıza getirdiklerinizi tanımadığınız için meydanda özür diliyorsunuz. Hatırlarsanız, 15 Temmuz sonrası Sayın Erdoğan da FETÖ'cüler için "Aldandık, aldatıldık." diye ifadeler kullanmıştı.

Kemal Bey, meydan konuşmanızda Sayın Özel, yönetim arkadaşları ve belediye başkanları ile ilgili henüz kesinleşmeyen bir yargı süreci için "harama bulaştılar" demenin, diğer yandan FETÖ ile ilişkilendirmenin hiçbir vicdan ölçüsüne sığmadığı gerçeğini size hatırlatmak isterim. Unutmayın ki sizin genel başkanlık döneminde de bazı danışman ve mesai arkadaşlarınız arasında FETÖ'cü diye adlandırılan kişilerin olduğu, bugün sizi göklere çıkaran yandaş medya tarafından günlerce yazıldı, çizildi!

Kaynak olarak ekle

Cumhuriyet’in kurucu partisinin şu günlerde içine düştüğü kaos, gelecek aydınlık günler için yola çıkan milyonların yüreklerini kanatıyor. Acı olan da bu yürek kanamasına sebep olanların CHP yöneticileri olması. Artık halkına söyleyeceği hiçbir sözü kalmayan AKP, şimdi Kemal Bey’e kurtarıcı olarak bakıyorlar.

Kemal Bey, genel başkanlığınız bitiminde ofis tutarak yola çıkmanız, gelecekte yeniden parti başkanlığına gelme hayallerinizin olduğu gerçeğini yok sayamazsınız. Kongredeki kaybedişinizi bir türlü içinize sindiremediniz. Gerek İstanbul İl Kongresi gerekse o kurultayda neler olup olmadığını bizler bilemeyiz. O kararı yargı verecek...

Değerli okurlar, bu yazılan senaryo ne Kemal Bey ne de Özgür Bey meselesidir; bu tamamen emperyal bir oyunun parçası. Bu oyunun temel amacı sadece CHP’yi parçalayarak AKP’yi rakipsiz bırakmak değil, peşinden yeni bir anayasa ile Cumhuriyet’in üniter yapısı ile ilgili maddeleri değiştirmek.

Kemal Bey, genel başkanlığınızda size her türlü saldırıyı yapan yandaş medya ve TRT bugünlerde sizi yere göğe sığdıramıyor. Bu durum için dikkatinizi çekmek isterim. Bu muhabbet neden? AKP’yi yeniden iktidara taşıma durumuna düşmeyin. Yeni gelenler sizin öğrencileriniz. Parti büyük bir rüzgâr yakaladı ve yapılacak seçimde iktidar olacak. Gelin parti büyüğü olarak Sayın Özel’i çağırın, "45 gün içinde kurultay kararı alalım" deyip el sıkışın. Bu arada Sayın Özel’in ekibindeki ayrık otlarını siz hepimizden daha iyi biliyorsunuz, onları da etrafından uzaklaştırma öğüdünü verin. Bunu yaparak “Laik Demokratik Sosyal Hukuk Devletini” korumuş olacaksınız.

NOT: Saygın hukukçuların, CHP’nin 26 Temmuz tarihine kadar kurultay yapmaması durumunda seçimlere giremeyeceği uyarılarını da unutmayın.

SON SÖZ:

“Artık sağcı-solcu kalmadı.

Elimizde bir vatan kaldı,

bir de vatan hainleri!”