Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 5 Mayıs 2026 tarihinde TRT Haber'de gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.
Programı izlerken Sayın Bakanın "Akaryakıtta maktu ÖTV'den feragat edip şokun vatandaşa yansımasını sınırladık. 2 ayda bize maliyeti 90 milyar TL, yılın tamamında sürerse etkisi yaklaşık 600 milyar TL civarında olacak. Eşel-mobil olmasaydı mazot 89,4 TL, benzin 79 TL olacaktı." Sözlerini duyunca çok şaşırdım. Ve şöyle bir twit attım:
“Aşağıdaki açıklamaları görünce; ya Bakan fena yanıltılıyor ya da Bakan bizi fena yanıltıyor” dedim. Çünkü Mart ayında Petrol ve Doğalgaz ürünlerinden tahsil edilen ÖTV tutarı bir önceki aya göre sadece 8 milyar lira azaldı. Ancak akaryakıt ürünlerinin fiyatı arttığı için bunun önemli bir kısmı da KDV ile telafi edildi. Sayın Bakanın 2 ayda maliyeti 90 milyar lira olur ifadesi gerçekten izaha muhtaç. Ayrıca yılın tamamındaki etkisinin 600 milyar lira olacağı belirtilmiş. Oysa tüm yıl için akaryakıt dahil petrol ve doğalgaz ürünlerinden tahsil edilmesi hedeflenen tutar 656 milyar lira ve bunun 130 milyar lirası zaten üç ayda tahsil edildi. Ayrıca eşel mobil sadece akaryakıt ürünlerinde geçerli, diğer petrol doğalgaz ürünlerinde geçerli değil. Neresinden bakarsanız bakınız Sayın Bakanın paylaştığı verileri tutturmak mümkün gözükmüyor. Sayın Bakan kalem kalem açıklasa ve bizi de utandırsa…”
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ertesi gün “Kamuoyuna Duyuru” diyerek iki sayfalık bir duyuru ile yukarıda izaha muhtaç dediğim hesabı nasıl yaptıklarını açıkladı. Özetle; Mart ayı ödemelerinin aslında krizin henüz başlamadığı Şubat ortası ile Mart başı arasındaki dönemi kapsadığını, krizin asıl etkisinin Nisan ayında hissedildiğini ve bu ayda ÖTV tahsilatının 6,9 milyar TL olarak gerçekleştiğini belirtti. Bu verilere göre iki ayda 86 milyar ÖTV ve alınmayan bu ÖTV’lerin KDV’si olan 17 milyarı üst üste koyunca vazgeçilen verginin 100 milyarı aştığını belirtti. Bu hesaba göre yıllık kaybın da 600 milyarı geçeceğinde ısrarcı oldu.
Başkanlığa konuya gösterdiği hassasiyet nedeniyle teşekkür ederiz. Şimdi gelelim, yukarıdaki bilgiler ışığında hesaplamanın doğruluğuna.
İran Savaşı nedeniyle artan petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların önlenmesi ve pompaya yansımaması için eşel-mobil uygulaması konusunda ilk çağrıyı yapanlardan biriyim. Atılan adım doğruydu. Ancak, maliyet hesabı konusunda aynı şeyi söylemem mümkün değil. Neden mi? Açıklayayım.

GİB’in açıklaması da farklı
GİB açıklamalarına göre, beyan ve tahsilat dönemi gibi teknik nedenlerle Mart ayı tahsilatlarına eşel-mobilin tam yansımadığı anlaşılıyor. O zaman bir günlük ÖTV tahsilatı ortalamasını Ocak ve Şubat toplamının ilgili ayların gün sayısına bularak elde edelim. Buna göre petrol ve doğalgazdan elde edilen ÖTV tahsilatı eşel-mobil öncesi günlük ortalama 1 milyar 580 milyon liraya denk geliyor. Bakanlığın eşel-mobilin gerçek etkisinin görüldüğü dediği nisandaki tahsilat ise 6,9 milyar lira. Nisan ayında günlük ortalama 230 milyon lira ÖTV tahsilatı söz konusu. Buna göre eşel-Mobil nedeniyle ÖTV kaybı günlük 1 milyar 350 milyon oluyor. Şimdi bunu Mart ve Nisan ayları gün sayısı olan 61 ile çarpalım. Sonuç: 82,4 milyar yapıyor. Gelir İdaresi de ÖTV kaybını 86 milyar olarak hesaplamış. Dolayısıyla ÖTV kaybı konusunda aramızda çok bir fark yok. Asıl fark KDV’den çıkıyor.
GİB, vazgeçilen ÖTV’nin KDV’sini de hesaba katıyor. Yani 86 milyar için %20 KDV hesaplıyor ve vazgeçilen vergilere 17 milyar daha ekleyip eşel-mobilin maliyetinin 100 milyarı geçtiğini belirtiyor. Sayın Bakan GİB yetkililerine “Madem eşel-mobilin maliyeti 100 milyarı geçiyordu bana niye 90 milyar diye açıklama yaptırdınız? 10 milyar küçük bir rakam mı?” diye sorsa hakkıdır.
Ama işin rengi öyle değil. Aslında Hazine akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle KDV gelirlerinde azalma yukarıda belirtildiği kadar yüksek olmadı. Nasıl mı? Bir örnekle açıklayayım.
Eşel-mobil sistemi nedeniyle motorinde vazgeçilen ÖTV tutarı 13 lira 90 kuruştur. Bunun KDV’si 2 lira 78 kuruşa tekabül eder. Ankara’nın Çankaya ilçesinde motorinin litre fiyatı 30 Nisan’da 72 lira 78 kuruştu. Nisan ayı içinde daha yüksek fiyatları da gördü. 28 Şubat 2026 tarihindeki litre fiyatı ise 61 lira 45 kuruştu. Aradaki fark 11 lira 33 kuruştur. Bu farkın içindeki KDV tutarı 1 lira 89 kuruştur. Yani, aslında akaryakıt fiyat artışları nedeniyle Hazine’nin KDV kaybı iddia edildiği kadar yüksek değil. KDV kaybının %68’i fiyat artışından telafi edilmiş oluyor. Hesaplamada bu husus dikkate alındığında eşel-mobil nedeniyle KDV kaybı 17 milyar değil, 5 milyar lira civarında bir tutara tekabül ediyor, Bakanın açıkladığı 90 milyarlık tutara yaklaşıyoruz ama 100 milyarlık bir maliyete ulaşmak güçleşiyor.
Vatandaşın sırtına vergi yüklerken böyle ince hesaplar yapmayanların, detayları kamuoyu ile paylaşmayanların küresel kriz ortamında, enflasyonu daha da azdırmamak adına vazgeçilen vergi konusunu bir tür başa kakma edasıyla vatandaşa sürekli hatırlatma yolunu seçmeleri de ayrıca düşündürücüdür.