Yapılan çalışmada fraktal desenler, kendine benzer bir çok farklı ölçekte de yayılıyor ve analizde beliren fraktal imaja yakınlaştırıldığında, büyük haline çok benzer küçük benzerlerin oluştuğu gözüküyor. Bu matematiksel yöntemler sayesinde karmaşık gözüken yapıları daha iyi anlamaya yarayan desenler kan damarları, beyin hücreleri ağları ve nehir ve sahillerde de bulunuyor. Şimdi bu analiz  yöntemi sayesinde şehir sokaklarının yayılmasını analiz etmekte kullanılıyor.


HEP AYNI DESEN OLUŞUYOR


Gizmodo'da yayınlanan habere göre, London College'den Robert Murcio ve ekip arkadaşlarının Physical Review E'de yayımladığı ve 5 yılını alan araştırmada 1786'dan 2010'a Londra'nın 9 dijital haritası istatistiksel olarak analiz edildi ve analizde kavşak ve sokak sayılarına odaklanıldı. 1786'da kavşakların çoğu Londra'nın merkezinde yer alırken, 2010'a gelindiğinde şehrin birçok yerinde aynı sayıda kavşakların oluştuğu ortaya çıktı.

TEKLİ FRAKTAL, ÇOKLU FRAKTAL FARKI


Fraktal analizde özellikle, yayılım deseninde çoklu fraktal dağılımdan tekli fraktal dağılıma dönüşen bir değişim gözlendi. Bunların arasındaki ayrımı ölçmek oldukça zor olarak bilinıyor. Murcio bunu zorluğunu anlatabilmek için buzun kırılması örneği veriyor. "Eğer bir yolu ölçersek, çatlak boşluğu doldurur ve bu bir fraktal boyuttur. Çatlak ise tekli fraktal olarak tanımlanır."  Bu bir ağı tanımlamak için tek bir rakama ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor. Buna karşın Murcio, "Çatlağın parçalarının gelişimin olasılığını ölçmek isterseniz bu çatlak çoklu fraktal olur. Bizim çatlağın orta kısmındaki farklarının büyüme ihtimalini bilmek için birçok rakama ihtiyacımız var" diyerek iki fraktal türünün arasındaki farkı açıklıyor.

TEK BİR DESENE DÖNÜŞTÜ


Londra'da, eski zamanlarda şehir plancıları, kentsel plan hazırlarken sokak ağı planı üzerinden hareket ediyorlardı. 1935'te şehri kırsal alanlara taşımak ve kentsel yayılımla mücadele için yeşil alanlar teşvik ediliyordu. Ancak bu işe yaramadı. Yerel yöneticiler nerede bir boşluk varsa hemen oraya ulaşım hizmetleri, sokak ve kavşaklar ekleyerek boşlukları doldurdular.  Şehir büyüdükçe sokak ağı giderek boş alanları içinde yeşil alan barındıracak şekilde doldurmaya başladı ve bu bir yandan homojen bir desen de oluşturmaya başladı. Murcio'ya göre bu süreç çoklu fraktalın kademeli kaybına ve Londra'nın tek bir fraktal üsse kavuştuğunu gösteriyor.

Bu çalışmayla birlikte Londra gibi gitgide yoğunlaşan ve gelişen şehirlerde insanların kentsel yaşamı sevdiği ortaya çıkıyor. Bu çalışma modern şehirlerinin nasıl evrildiğini anlamaya ve gelecekteki kent büyüme politikalarının oluşturulmasına yardımcı olacak.

Çeviri: Reha BAŞOĞUL