“Montella neden bu kadar defansif taktik belirlemiş?” diye soran çok olacaktır. Ben söyleyeyim, İspanya maçında yediğimiz 6 golü unutması mümkün değil çünkü. Fransa maçına klasik taktiğimizi benimseyerek çıksak, çok erken üzülmeye başlardık. Savunmanın beşli düzeni ve ani atak planlama fikrimiz olumluydu. Ferdi ile öne de geçebilirdik. İlk devrenin son 6 dakikasına girildiğinde ise sahada topu hemen kaybeden ve baskı yiyen bir görüntü başlamıştı. İyi ki devre fazla uzamadı. Hakan Çalhanoğlu, Orkun ve Kenan’ın eksikliği net olarak belli oluyordu. Arda yalnızdı ve istediği topları da atamamıştı. Maçın içinde bazı anlar vardır, senaryoyu baştan yazdırır. İsmail’in kafa vuruşu gol olsa her şey çok farklı olacaktı bizim için. Savunmadan çıkarken top kaybetmek maalesef çoğu zaman bedel ödetir. Dengesiz yakalanmıştık ve Mbappe boş kalmıştı. Kendisi böyle pozisyonlarda affetmez. Golü yedikten sonra risk aldık. Fransa ceza sahası çevresine çok adamla geliyorduk ama gol yollarında etkili olamayınca işimiz her geçen dakika daha da zora giriyordu. Teknik kapasitesi çok yüksek olan Fransa, top hakimiyetini aldığı anda zorlanırsınız. Son bölümler de maalesef bu şekilde geçmişti. Uğurcan’ın kırmızı kartı İtalya maçı öncesi üzdü ama yapacak bir şey yok. Yüksek standarda sahip rakiplerle oynarken gol bulamazsanız, kaybetme ihtimaliniz çoğalır.