Haftanın Kitapları

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...

Haftanın Kitapları

Dış politikanın bilinmeyen yönleri

Onur Öymen'den Baskılara Direnirken-Bir Cumhuriyetçinin Siyaset Anıları. Yazar Zor Rota (1964-2002) kitabında diplomasi anılarını anlatmış ve dış politikanın bilinmeyen yönlerine ışık tutmuştu. Yazar, kitapta ise 2000'li yıllardan bu yana siyaset alanında yaşadıklarını, gözlemlerini, görüşlerini paylaşıyor. Dokuz yılını milletvekili, yedi yılını da CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak geçiren yazar, 1 Mart tezkeresinin Mecliste reddedilmesini, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin başlamasından sonra Türkiye'ye yapılan engellemeleri, Kıbrıs'ta Kofi Annan Planı'yla ülkemize ve Kıbrıs Türklerine kurulan tuzakları, Türkiye'nin ilkelerinden uzaklaştırılarak Ermenistan'la anlaşma yapmaya zorlanmasını belgelerle sunuyor. (Remzi Kitabevi)

Atatürk’ü daha iyi anlamak ve anlatmak için

Mavisel Yener'den Atatürk’le Birlikte Düşünelim. Yapıtlarıyla yüzbinleri kucaklayan üretken yazar Mavisel Yener’in, bir kültür hizmeti olarak, geleceğimizin umudu olan çocuklarımıza armağan ettiği kitap! Büyük Önder’le ilgili kaleme alınan proje kitaplara yeni bir yaklaşım getiriyor, sağladığı duyarlılık ve kazanımlarla farklılaşıyor. Yazarın, Atatürk’ün bize bıraktığı değerleri çocukların daha iyi özümsemeleri gayesiyle tasarladığı 50 farklı etkinliğe, Atatürk’ün hayatından önemli izler taşıyan 20 unutulmaz anıya ve Atatürk’ün hayatını incelikle yansıtan 140 fotoğrafa yer vererek bu alanda hazırlanmış tüm eserlerden ayrışan bu benzersiz başvuru kitabı, Atatürk’ün yaşamına dair esin verici bilgiler sunan “Biliyor musun?” sayfalarıyla da dikkat çekiyor. (Tudem Yayınları)

Hayatımla ne yapmalıyım?

Bahar Eriş'ten Senin Yolun Hangisi? İnsanın büyük arayışı: Hayatımla ne yapmalıyım? Kendini gerçekleştirme yolculuğunda, 3K’nın buluşması önemli: Kalp, karakter ve kabiliyet. Peki, insan kalbini, karakterini, kabiliyetini ve kariyerini nasıl uyumlu hale getirebilir? Kendini bulmak, kabiliyetlerini keskinleştirmek ve hayat yolunu seçmek için ne yapabilir? Yazar bu kitapta kendini gerçekleştirmenin beş katmanını anlatıyor: Doğal eğilimlerimizi tanımak, istikrarlı motivasyon sağlamak, verimli çabalamayı öğrenmek, doğru destek sistemi bulmak. Bunları esnek, sağlam ve sarsılmaz bir karakter üzerine kuruyor. Akademik araştırmalardan antik filozoflara, efsane CEO'lardan bu toprakların düşünürlerine zengin kaynaklardan besleniyor. (Alfa Yayıncılık)

Yalnızca tek gönüllü vardı

Alison Friend'ten Bu Ayı Çocuk Bakamıyor. Bay ve Bayan Tavşan deliği çocuklarına bir geceliğine bakacak birini ne kadar arasalar da bulamıyorlardı. Ne yazık ki kimse onların yedi güzel tavşancığına bakmak istemiyordu. Yalnızca tek bir gönüllü vardı, o da… Ayı Çoko'ydu. Peki, acaba Ayı Çoko çocuk bakabiliyor muydu? (Altın Kitaplar)

Hayatta kalma savaşı

Gordon Korman'dan Suç Dehaları/İntikam. Osiris Projesi klonları eski arkadaşlarından birinin ihanetine uğradıktan sonra bir kez daha kaçmaktadır. Eli’yle Tori ve Amber’la Malik iki gruba ayrılmış, gerçek dünyada hayatta kalma savaşı veriyorlardır. Amber’la Malik, Osiris Projesi’nin varlığını kanıtlayabileceğine inandıkları tek kişinin –Malik’in DNA bağışçısı olarak da bilinen azılı gangster Gus Alabaster’ın– peşine düşer. Ancak –gerçek bir aile edinme ihtimaliyle boş umutlara kapılan– Malik suç dünyasının içine çekilirken eylemleri Amber’la hayatlarını büyük tehlikeye sokar. (Bilgi Yayınevi)

Günümüz insanının en büyük çelişkileri

Neslihan Önderoğlu'ndan Yakınlık Korkusu. Tutkuyla bağlı olduğun bir şey var mı? Nasıl yani? Ne bileyim işte. Hani böyle peşinden gözünü kırpmadan gideceğin bir şey? Uğruna her şeyi göze alacağın… Uzaktaki ağaçlara bakıp düşündüm. Galiba yok. O zaman için boş, dedi. Yazar bu öykülerde günümüz insanının en büyük çelişkisini anlatıyor: İlişkilerdeki yalnızlıklar ve yalnızlıklardaki ilişkiler. Evliliklerde, işyerlerinde, ebeveyn-evlat ya da kardeş ilişkilerinde süregiden çatışmalar, rahat vermeyen dostluklar; çetin ıssızlıklar, münzevi haller… Sözgelimi bazı öykü kişileri bazen gündelik hayatın sıkıntılı rutinine bazen de sürüklendikleri çaresiz duruma isyan etseler de asla bir “ada” olamayacaklarını tecrübe ediyorlar; acı vermesine karşın kopamayan bağlarıyla, sırtlarından atamadıkları sorumluluklarla yüzleşiyorlar… (Can Yayınları)

Hikâye anlatıcılığı hakkında

Gabriel Josipovici'den Goldberg: Çeşitlemeler. Bir on sekizinci yüzyıl beyefendisi olan Westfield uykusuzluktan muzdariptir. Bir yazar olan Samuel Goldberg’ün görevi de Westfield’a kitap okuyarak onun uyuyabilmesini sağlamaktır ve bunun için de her gece okunmak üzere yeni bir hikâye yazmak zorundadır. Sanat, müzik, edebiyat, mitoloji, felsefe ve daha birçok konuya temas eden bu hikâyeler, uyutmak için anlatılsalar da, dinleyeni uyandıracak cinstendir. Labirenti andıran eserleriyle tanınan, okuru metin içinde oyunlara sürükleyen yazarın romanı, hikâye anlatıcılığı hakkında bir hikâye anlatıyor. (Çınar Yayınları)

Ömür boyu sevginin bedelini ödemek

Şule Hatipoğlu'ndan Beklenen. Kendi hatalarından çocuklarını uzak tutarken bencil davranmakla suçlanan bir anne; Nedret. Böyle bir annenin sarıp sarmaladığı, ömür boyu bu sevginin bedelini ödeyen Tekin. Hayatla ilgili kararlar almaya çalışırken kayıtsız şartsız güvenilmeyi arzulayan Yücel. Kendini gerçekleştirmek isterken başka bir yöne savrulan, Nedret, Tekin ve Yücel'in kurduğu üçgenin içinden çıkamayan, geçmişin hayaletleriyle yolunu kaybeden Oya. Gerçeklerin göründüğü gibi olmayabileceğini gösteren bir kurgu. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Düşüncenin temel önerileri

Hamza Celaleddin'den Søren Kierkegaard-Hayat Çözülecek Bir Problem Değil Yaşanacak Bir Hakikattir. Søren Kierkegaard, bireyi merkeze alan, keder, melankoli, korku, kaygı gibi duyguları bireyin varoluş durumuna yerleştiren, yaşamı bütünüyle ironik kavrayan bir felsefe ortaya koyar. Bu felsefe, aynı zamanda onun yaşam öyküsüne de içkindir. Babasından miras bir melankoli ve bir lanetlenmişlik psikolojisi, bu lanetlenmişlik psikolojisinin gölgesinde geçmiş ve Büyük Deprem’le sarsılmış bir çocukluk ve ilk gençlik ile son büyük kırılma olarak Regine Olsen’le evlilik meselesi; Kierkegaardian düşüncenin temel önerilerini açığa çıkartmıştır. Onun spekülatif felsefesi, yalnızca kendisinden sonraki felsefeye tesir etmekle kalmamış, psikolojiden edebiyata, resimden sinemaya kadar pek çok disiplin için de esin verici olmuştur. (Destek Yayınları)

Çocukların endişeleri ve korkuları olacak

Sepin İnceer'den Noa Monark Kelebekleri ve Her Şey. Dünyada olan biteni anlamaya çalışan, büyüklerin hiçbir şeyi merak etmemesine kalbi kırılan ve aklı iyice karışan Noa, merak ediyor, kırık kalbinin sihriyle yollara düşüyor ve her şeyin güzelliğine hayret etmeyi öğreniyor. İlk kez bu kitap için bir ön söz kaleme alan Kanadalı yazar ve aktivist Stephen Jenkinson “Sen ne dersen de çocukların yine de endişeleri ve korkuları olacak. Bilmemenin gölgesinde senin de onların yanında, onlarla birlikte olduğunu, yaşamın muazzam gizemlerinin çözülmesi gereken sorunlar olmadığını bilmeleri gerekir” diyor. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

İnsanlığın yıldızının parladığı anlar

Sadık Usta'dan Şair ve Matematikçi Ömer Hayyam. Stefan Zweig’ın ünlü bir eseri var: “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar” Hayyâm, bilim ve kültür tarihine yaptığı katkılarla insanlığın yıldızının parladığı anlardan birinin unutulmaz bir simgesi olmuştur. Hayyâm, çok geç keşfedilmiş ve değeri az bilinmiş de olsa, müstesna bir bilim adamı, düşünür ve şairdir. Okuyacağınız bu kitap, onun hikâyesidir… (Epsilon Yayınevi)

Katılacakları seans hayatlarını değiştirecek mi?

Banu Demir'den Seans. Alda, Samrina, Monica, Isabella ve Dorothy. Çeşitli ülkelerden ve kültürlerden gelen birbirinden farklı beş kadın… Tek ortak noktaları, ruhlarında saklı kalan bir şeylerin peşinde olmaları. Birlikte katılacakları seans hayatlarını değiştirecek mi? Dönüşmek isteyen bu kadınlar sorunlarını çözebilecek güce sahip olabilecekler mi? Yazarın romanı, hepimizin gündelik hayat koşturmacası içinde cebelleştiği sorunlara ışık tutuyor. İnsan ruhunun derinliklerini aydınlatan küçücük farkındalıklarla çakralarımızı dengeleyerek sorunların üstesinden nasıl gelebileceğimiz konusunda bize rehberlik ediyor. Yedi ana çakra az ya da çok çalıştığında neler yaşayacağımızı, seansa katılan kadınların hayatlarından kesitlerle anlatıyor. (Sumru Yayınevi)

Yeri doldurulamayan Köy Enstitüleri

Batuhan Nar'dan Yeni Okul – Bir Öğretmenin Barışa Adanmış Öyküsü. Öyle bir okul düşünün ki matematik, Türkçe, fen gibi bildiğimiz derslerle beraber hayatla ilgili ne varsa öğretiyor. Sabahları spor faaliyeti olarak halk oyunları çalışması yaptırıyor; her çocuk bir müzik aleti çalmayı öğreniyor; ev işleri ve tarımla ilgili çok önemli uygulamalar hayata geçiriliyor. Bu okulları biliyoruz, her zaman yeni olan, yeri doldurulamayan Köy Enstitüleri…

Kemal ailesinden ayrılıp bu “yeni okul”a geldiğinde gördükleri karşısında çok şaşırmıştı. Ama sıcacık bir yuva gibi gelen okuluna kısa sürede alışmıştı. Artık yeni ailesi, her biri ülkenin biricik öğretmenleri olacak pırıl pırıl genç öğrenciler ve değeri unutulmaz öğretmenlerdi. (Dinozor Çocuk)

İnsanlığı bekleyen olasılıklar

Edward Bellamy'den Geriye Bakış-2000’den 1887’ye-Modern Klasikler 158. Uykusuzluk sorunu çeken Julian West, 1887 yılında Boston'da hipnotik bir uykuya yatar ve 2000 yılında uyanır. Birleşik Devletler, her şeyin yepyeni bir devlet düzeniyle yönetildiği, demokratik ve eşit bir toplum haline gelmiştir. Yazarın kitabı, okuyucuyu kapitalizmin hükmündeki 19. yüzyılın sonlarından alıp 21. yüzyılın sosyalist idealine götürür. Kitap birçok yönden 19. yüzyıla has romantik bir ütopyadır; başka bir açıdan da anlatıcı ve zaman yolcusu Julian West ile onun 21. yüzyıl rehberi ve akıl hocası Dr. Leete arasındaki konuşmaların ışığında, insanlığı bekleyen olasılıkların karmaşık bir incelemesidir. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Doğal olmayan bir şey

Andrew Mayne'den Natüralist. Yazar kitabında Profesör Theo Cray, başkalarının kaos gördüğü yerde anlamı bulabiliyor. Montana’da ormanlığın derinliklerinde parçalanmış cesetler bulunduğunda herkes bunun bir ayının işi olduğunu düşünse de Theo onların kaçırdığı bir şey görecekti. Doğal olmayan bir şey. Sadece onun durdurabileceği bir şey. Bilişimsel bilim ve biyologluğun kesişim noktasında çalışan Theo, aslında bir cinayet soruşturmasının karanlık sanatlarından çok dijital kodlar ve mikroplara aşinaydı. Ancak onu örnek alan eski öğrencilerinden birisi Montana’da ölünce kendini katilin peşinde bulacaktı. Theo ona inanmayan polisin bir adım ötesinde hareket edip sadece bilimsel yöntemler kullanarak katili yakalamalıydı. Acaba bu yırtıcıdan daha da kurnaz olabilecek miydi? (İthaki Yayınları)

Tuhaf ve ürpertici olaylar

Cahide Birgül'den Ah Tutku Beni Öldürür müsün. Köklü ve zengin bir aile olan Mabeyinoğulları’nın Ortaköy’deki apartmanı bir süredir esrarlı olayların merkezidir: Dedenin ölümü ve aile fertlerinin geçirdiği gizemli bir kazadan sonra apartmandaki kiracılar bu tekinsiz binayı terk edip gitmiştir. Yine de Mabeyinoğulları’nın bahçe katındaki dairesine farklı amaçlar için girip çıkanlar kendilerini ailenin etrafını saran gizemden kurtaramazlar. Dedikoduların, maddi hırslarının ve tutkularının peşine düşen iki genç adam, “perili” evin davetli ya da davetsiz misafiri olarak kendilerini tuhaf, ürpertici olayların ortasında bulurlar. (Kafka Kitap)

Hiçbir hastalığım yok ama ihtiyarım

Selim Nüzhet Gerçek'ten Canvermezler Tekkesi. Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nde İlk Türkçe Gotik Roman – ilk defa latin harfleriyle – “Evvela benim deli olmadığıma emin olmalısınız. Akıl sağlığım tamamen yerindedir. Hiçbir hastalığım yok ama ihtiyarım. Ah gücünü tüketmenin en üstünde olan bir ihtiyar, bütün ihtiyarların ihtiyarlığından daha fazla ihtiyar… Kaç yaşındayım? Seksen? Yüz? Yüz yirmi yaşında mıyım? Bunun aslını bilmiyorum. Bu husustaki hissimi aydınlatmaya yarayabilecek hiçbir şey yok. Ne yazılı bir vesika, ne hatıra, ne şahit! Çünkü ancak birkaç günden beri ihtiyarım.” (Karakarga Yayınları)

Mizah ile nükte, hikâye ile ibret iç içe

Nihat Gül’den Mimli Sözlük. Osmanlı'nın son dönem devlet adamlarından Ahmet Vefik Paşa'ya Bursa'da vali iken, “İyi bir devlet adamı nasıl olmalıdır?” diye sorarlar. Devlet adamlığı ve diplomatlığının yanı sıra iyi bir çevirmen, tarihçi ve yazar olup nüktedanlığıyla da bilinen Paşa, “mim” harfinden; muteber, mutedil, mutena, muvaffak, muvakkit, muzaffer, müceddid, müdebbir, müfekkir, mükrim, mültefit, mümeyyiz, münevver, mümtaz vb. bazı kelimeleri sıralayarak cevap verir. Yazar, elinizdeki eserde, dünden bugüne kadar hep bir şekilde konuşulan ama bir kitap bütünlüğüne kavuşturulamayan bir işi üstleniyor. Lider, yönetici, devlet adamı, siyasetçi, âmir… Konumundaki insanlarda olması veya olmaması gereken nitelikleri “mim” harfinden derlediği kelimelerle açıklıyor. Mizah ile nükte, hikâye ile ibret, düşünce ile yaşam incelikleri iç içe geçiyor. (Kapı Yayınları)

Kadın ve Kurgu Edebiyatı’nı ele alıyor

Virginia Woolf'tan Kendine Ait Bir Oda. Yazar, kadınların tarih boyunca karşılaştıkları dezavantajların bir bir altını çiziyor. Edebiyatın ve tarihin kadınları marjinalleştiren bir erkek yapısı olduğunu söylerken, yıllarca süregelmiş bir kabulü, kadınların daha aşağı varlıklar ve daha aşağı yazarlar oldukları kabulünü reddediyor. Jane Austen'dan George Eliot'a, Brontë kardeşlerden Shakespeare'in kurmaca kız kardeşine kadar geniş bir yelpazede “Kadın ve Kurgu Edebiyatı”nı farklı başlıklarda ele alıyor. O unutulmaz, “Bir kadın kurgu edebiyatı yazacaksa paraya ve kendine ait bir odaya sahip olmalıdır” sözüyle de kendi adına düşünebilme ve yazabilme özgürlüğünün önemini belirtiyor. (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Hırs ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayat

Michael Guillen'den Dünyayı Değiştiren Beş Denklem. Harvard Üniversitesi'nde fizik ve matematik dersleri veren yazar, beş küçük denklem üzerinden beş büyük bilim insanının mücadele, hırs ve hayal kırıklıklarıyla dolu hayat hikâyesini gözler önüne seriyor. Bu kitapta Isaac Newton'un yerçekimi, Daniel Bernoulli'nin hidrodinamik, Michael Faraday'in elektromanyetik, Rudolf Clausius'un termodinamik ve Albert Einstein'ın özel görelilik üzerine yaptığı çalışmalar herkesin anlayabileceği bir dille anlatılıyor. Bugün bu muhteşem keşifler sayesinde elektrik enerjisinden yararlanıyor, uçakla seyahat ediyor, Ay'a insan gönderiyor, nükleer enerjiyi kontrol ediyor ve dünyadaki yaşamın ölümlülüğünü anlayabiliyoruz. (Nemesis Kitap)

Türkiye'yi kucaklamaya hazırdı

Birol İnan'dan Biliyordu Dönmeyecektim. Anasının lafı kulaklarındaydı: Önce adam olacaktı adam! Turan Demir, dağların, taşların, asırlık ağaçların, köyün çamurlu gölündeki kurbağaların sesini dinledi; hepsi de “Başaracaksın” diyorlardı. Ailesi kendisi ile gurur duyacaktı. Öyle çok bakmıştı ki evlerindeki külüstür radyoya; üstüne serilmiş dantelin her bir ilmeği beynine kazınmıştı. Diline yapışmış türkülerini, gizli sevdasını sırtlandı ve Diyarbakır'dan yola çıktı: Aşkını duyurmaya, plaklar yapmaya, radyonun yıldızı olmaya karar vermişti bir kere. Uzun hava okumaya başladığında sesi ile bardakları çatlatan bir efsane, Turan Demir, Türkiye'yi kucaklamaya hazırdı! Diyarbakır'ın yoksul bir köyünden Ankara TRT koridorlarına uzanan bir sanatçının öyküsünde, yazar okuruna sadece bir güç ve azim hikâyesi anlatmıyor; 1970'li yıllardan günümüze dek Türkiye'nin dönüşümünü de gösteriyor. Bibi, Yakışıklı, Eşek Hasan, Kulaksız, Lebdeğmez Murat, falcı Figo ve bergomot kokulu parfümler süren Ayda gibi karakterleri ile Biliyordu Dönmeyecektim, sizi uzun süre etkisi altında bırakacak. (Mona Kitap)

Heyecan verici fosil bulgular

Bernhard Kegel'den Dinozorların Tükenmeyen Soyu. Britanyalı anatomist Richard Owen 180 yıl önce onlara isim koyduğundan beri dinozorlar bir kült olup çıktı. Son yıllarda ulaşılan heyecan verici fosil bulguları ve yeni bilimsel bilgiler zihnimizdeki dinozor imgesini bir kez daha kökten değiştirmek zorunda olduğumuzu gösteriyor. Onları önceleri dev sürüngenler olarak görürken, iki ayakları üzerinde duran ejderhalar olarak görmeye başladık; onları hantal ve ilkel hayvanlar olarak düşünürken çevik ve zeki avcılar olarak tasarlamaya başladık; bir zamanlar onlar bizim için pullu dev kertenkelelerdi ama sonra onları tüylü dev tavuklar olarak görür olduk. Bugün artık soylarının tam olarak tükenmediğini biliyoruz. (Say Yayınları)

Tüm dilleri öğrenme tutkusu

Pascal Mercier'den Sözlerin Ağırlığı. Kendimi Livia’ya hiç sakınmadan açabilirdim, çünkü böyle yaparak onu rahatsız edeceğimden, hatta şaşkına çevireceğimden korkmam gerekmiyordu. Yine de bu iş, duygusuz ve suskun bir duvarla ya da hiç tanımadığım ve neler hissedeceğine aldırmadığım biriyle konuşmaktan çok daha farklıydı. Beni dinleyen kişi Livia olmalıydı. Benim sözlerim onun ruhuna erişmeli ve orada beni anlamasını sağlamalıydı. Amcasının evinde gördüğü bir haritadan esinle Akdeniz’de konuşulan tüm dilleri öğrenme tutkusuna kapılan ve sonrasında usta bir çevirmen olan Simon Leyland, ailesinden kendisine bir yayınevi miras kalan eşiyle birlikte edebiyatın önemli şehirlerinden Trieste’ye yerleşmiştir. Eşinin ölümünden sonra yönettiği yayınevi, büyüyen iki çocuğu, çevirileri ve dostlarıyla sürdürdüğü sakin yaşantısı, geçirdiği sağlık krizi sonrasında alt üst olacaktır. (Sia Kitap)

Dünyada karşılaştığımız sorunlar

John D. Kelleher, Brendan Tierney'den Veri Bilimi. Bugün internette gördüğümüz ilanlar, bizlere önerilen kitap ve filmler, istenmeyen e-postalar, hatta sağlık sigortamızın primi veri bilimiyle belirleniyor. Veri toplamak, depolamak ve işlemek hiç bu kadar kolay olmamıştı; bu da veri biliminin büyük bir hızla gelişmesini açıklıyor. Kitap alanın tarihçesiyle açılıyor; temel veri kavramlarını, veri bilimi projelerinin aşamalarını, veri altyapısını, çoklu kaynaklardan veri elde etmenin zorluklarını ve bu konudaki uzmanlığın gerçek dünyada karşılaştığımız sorunlara nasıl bir yaklaşım getireceğini ele alıyor. (Tellekt Yayınları)

Atatürk ve doğa sevgisi

İlknur Güntürkün Kalıpçı'dan Çınar Ağacı ve Yürüyen Köşk. Yazar Yalova’daki yürüyen köşkün hikayesi! 1929 yazında İstanbul'dan Bursa'ya giden Atatürk, Yalova açıklarında sahilde gördüğü kocaman, yeşil mi yeşil çınar ağacından çok etkilenmiş ve yanına bir ev yapılmasını istemiş. Bu isteği üzerine hemen minik bir köşk yapılmış ve Atatürk yaz aylarını orada geçirmeye başlamış. Yazar, tarihte yaşanmış bu ilginç olayı çocuklar için hem masalsı bir dille anlatıyor hem de Atatürk ve doğa sevgisini vurguluyor. (Uçan Fil Yayınları)

Toplumsal gerçekler

Faruk Duman'dan Sus Barbatus!-2. Çetin kış koşullarında geçen ürkünç olaylarla dolu ilk cildin ardından ikinci ciltte bahar mevsimi bütün görkemiyle gözler önüne seriliyor. Romanın arka planını oluşturan siyasal olaylar iyice belirginleşerek hız kazanıyor. Üçüncü ciltte mevsim yaza dönecek ve üçleme 12 Eylül darbesiyle sona erecek. Faulkner, Yaşar Kemal gibi yazarların kaleminde destanlaşan modern romanın çağdaş bir çeşitlemesini sunuyor yazar. Gerçeküstünün dilini yaratarak siyasal, tarihsel, toplumsal gerçekleri ete kemiğe büründürüyor. (Yapı Kredi Yayınları)