Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Manisa’nın 2 bin yıllık deprem gerçeği
Manisa’nın 2 bin yıllık deprem gerçeği
Depremlerle uyanan Manisa’da, bundan 2 bin yıl önce meydana gelen ve 12 antik kentin yıkılmasına neden olan büyük depremin izleri bulundu. Aigai Antik Kenti’nde yer alan yazıtta, yerle bir olan kenti yeniden imar eden Roma imparatoruna halkın teşekkürü yer alıyor.
İlker KILIÇASLAN
Yaşam 27 Şubat 2020 - 08:23

Manisa'nın Akhisar ilçesi 22 Ocak'tan bu yana depremlerle sallanmaya devam ediyor. Uzmanlar Manisa'nın Batı Anadolu fay hatları üzerinde olduğunu ifade ederken, birçok kentten hissedilen depremler endişeye neden oluyor. Arkeologlar, Manisa'da deprem gerçeğinin binlerce yıl önce de yaşandığını belirten eserleri gün ışığına çıkardı.

Manisa'nın Yuntdağı bölgesinde yer alan Aigai Antik Kenti'nde yapılan kazılarda, milattan sonra 17 yılında, yaşanan büyük depreme yönelik yazıt bulundu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Aigai Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, ortaya çıkarılan yazıtların 2 bin yıl önce yaşanan büyük depremi doğruladığını ve depremden sonra kentin yeniden imar edilişinin yer aldığını açıkladı.

Fotoğraf: SÖZCÜ

Antik kent ile ilgili bilgi veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, “Aigai'nin kuruluş tarihi milattan önce 700 civarı. Kenti yaklaşık olarak milattan sonra 3'üncü yüzyılda terk ediyorlar. Yani bin yıl boyunca kesintisiz bir yaşam olduğunu söyleyebilirim. Daha sonrasında Bizans döneminde kısa bir yerleşim ve Türklerin gelişi, 13'üncü yüzyılda tamamen terk edilmiş bir yer” dedi.

Fotoğraf: SÖZCÜ

BATI ANADOLU'NUN BAŞINA GELMİŞ EN BÜYÜK FELAKET

Antik yazarların da depremin şiddetinin çok güçlü olduğunu doğruladığını anlatan Doç. Dr. Yusuf Sezgin, depremin Batı Anadolu'nun başına gelmiş en büyük felaket olarak tanımlandığını söyledi. Doç. Dr. Sezgin şu bilgileri verdi:

* Antik yazarların bize aktardığına göre, milattan sonra 17 yılında çok büyük bir deprem meydana geliyor. Hatta yaşlı Plinius bu depremi, milattan sonra 17 depremini ‘Batı Anadolu'nun başına gelmiş en büyük felaket' olarak isimlendiriyor.

Fotoğraf: SÖZCÜ

* Sadece yaşlı Plinius değil birçok antik yazar, mesela Tacitus bu depremle ilgili ayrıntılar veriyor ve bu ayrıntılar aslında çok çarpıcı. Yazıttaki ifadelerden anlıyoruz ki bu bölgede çok şiddetli bir deprem meydana gelmiş. Yazıtlarda yaşanan deprem sırasında 12 antik kentin yıkıldığını söyleniyor.

* Bu kentlerden biri de Aigai. Ama ilginç olan nokta bu sayılan kentler arasında Kyme de var. Kyme neresi, bugünkü Aliağa'dan bahsediyoruz. Diğer bir kent ise Philadelphia, yani bugünkü Alaşehir. Yani toplamda 250 kilometrelik bir hat boyunca 12 büyük kent yerle bir olmuş. Bu da bize depremin çok şiddetli bir şekilde meydana geldiğini gösteriyor.

Fotoğraf: SÖZCÜ 

2 BİN YILLIK DEPREM YAZITLARI

Doç. Dr. Sezgin, yazıtlarla ilgili de şunları söyledi:

* Aslında son dönemin en güncel konularından biri deprem. Depremle yatıp depremle kalkıyoruz. Deprem gerçeği tabi ki antik çağda da vardı. Biz Aigai'de yürüttüğümüz kazı çalışmalarında bu depremlere ilişkin bir takım yazıtlar ele geçirdik. Yaklaşık 2 bin yıllık yazıtlar. Bize milattan sonra 17 yılındaki büyük bir depremin nasıl meydana geldiğini ve bu deprem sonrasında kentin nasıl yeniden imar edildiğini göstermekte.

* Yazıtlarda hem Latince hem de eski Yunan dili kullanılmış. Yazıtlarda depremle yerle bir olan kenti ayağa kaldıran Roma imparatoruna teşekkür ediliyor. Depremin yaralarının sarılmasını aslında Roma İmparatoru Tiberius'a borçlu bütün kentler. O kadar büyük bir felaket meydana geliyor ki Tiberius kentlerin her birine 5 yıl vergi muafiyeti sağlıyor ve çok ciddi bir para yardımında bulunuyor.

Fotoğraf: SÖZCÜ

* Yani kentler aslında Tiberius'un cömert yardımlarıyla yeniden ayağa kalkıyorlar. Zaten yazıtlardaki ifadelerde bundan bahsediliyor. Açık bir şekilde Asya'nın 12 kentinin Tiberius'un yardımlarıyla yeniden ayağa kaldırıldığı yazıyor.

* Yazıtlar muhtemelen kentin agorasında yani meydanında duruyordu. İnsanlar bu yazıtı devamlı görüyorlardı ve Tiberius'a olan şükranlarını her zaman ifade ediyorlardı. Bu aslında bir yandan da deprem konusunda bir bilinç geliştirdiğini düşünüyorum. Çünkü insanlar her zaman bu kentin 17 yılında yıkıldığını onlarca yıl sonra bile hatırlamış oluyorlar ve deprem gerçeğiyle yaşamışlar.