Sevgili okurlarım, dünyanın dört bir yanında nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir sürü ülke ve o ülkelerde yaşayan bir milyar dolaylarında dindaşımız var.
Ramazan bütün bu ülkeler ve Müslüman nüfus için saygın ve kutsal bildiğimiz bir ay. Ama bizim burada işler biraz farklı.
Müslümanlık bizim gibilerde tamamen din tüccarlığına ve din sömürüsüne dönüşmüş durumda.
Üstelik bu iş eninde sonunda siyasi propaganda ve dinimizden çıkar sağlamaya dönüşüyor ki, işin en acı ve utanç verici boyutu işte o zaman karşımıza çıkıyor.
Dünya haritasında yer alan İslam ülkelerinden çoğunun nüfusu fakir fukara kesimlerden oluşuyor,
Bir sürü Afrika ve Asya ülkesi ne yazık ki böyle.
Onlar yerlerde sürünüyor.
Sudan, Bangladeş, Afganistan, Pakistan, Suriye...
Sayın sayabildiğiniz kadar. O ülkelerde insanlar perişan durumda. Parasızlık yanında bir de, hayatta hiçbir güvenceleri yok.
Bir tarafta ise refah içinde yüzen ve paraya para demeyen zengin İslam ülkeleri var. Onlar petrol zengini! Allah’ın onlara yer altından verdiği petrol ve doğalgazla köşeyi dönmüş olan şımarık ve yarı sömürge ülkeler.
★★★
Osmanlı döneminde bizim memleketimiz de büyük bir hızla sömürge olmaya doğru koşarken, işgal altına alınırken, Allah’ın bir lütfu olarak ortaya Mustafa Kemal Paşa isimli bir adam çıktı da hem onurumuzu ve hem de memleketimizi kurtardı.
Yoksa hiç kuşkum yok, günümüzde biz de bir Bangladeş, bir Afganistan olurduk... Çünkü bu işlerin altyapısı bizde fazlasıyla vardı ve tam kadro beklemeye geçmişlerdi.
Şimdi Ramazanı yaşıyoruz. Ama bazı olaylara tanık olunca utanıyoruz, kızıyoruz, sinir sistemimiz bozuluyor.
Bir örnek vereyim... Recep Tayyip hemen her gece çeşitli kesimlere Saray’da görkemli iftar sofraları kurarak kürsüden hitap ediyor.
Kadınlara, gençlere, askerlere, çeşitli kuruluşlara falan...
Salonda yüzlerce davetli var. Yemekler muhteşem, dört dörtlük.
Katılanlara ismini daha önceden hiç bilmediğimiz, duymadığımız yemekler ikram ediliyor.
★★★
Her iftar sonrasında değişmeyen bir kural var.
Recep Tayyip kürsüye çıkıp siyasi bir nutuk söylüyor. Başka bir deyişle, açıkça parti propagandası yapıyor.
Peki bu görkemli sofraların harcamaları nereden karşılanıyor?
Elbette devlet parasından! Yani bizlerin cebinden...
Bu beyefendi bu durumda acaba sevap mı kazanıyor yoksa devlet parasını kendi siyasi çıkarlarına alet ettiği için günaha mı giriyor?
Bu basit sorunun yanıtını kendisi verebilir. Bunu yapmayacağına göre görev din bilginlerine düşüyor ama onlar da konuşamaz ki!
Bu sorunun yanıtını öteki üst düzey devlet büyükleriyle birlikte örneğin Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, bakanlar falan da verebilir ama kime ne?
★★★
Türkiye’de son yıllarda ortaya yeni bir ‘moda’ çıktı. Neredeyse bütün dinci kuruluşlar, dinci vakıflar ve dernekler şimdi Asya ve Afrika vurgunları peşinde.
Bunlar kampanyalar başlatıyor, özellikle televizyonlarda sürekli çağrıda bulunuyor...
“Afrika’da susuz yaşayan dindaşlarımıza su kuyuları açıyoruz!..”
“Bangladeş’te Arakan Müslümanları için iftar sofrası kuruyoruz!..”
“Sudan’da zor durumda kalan Müslümanlara gıda gönderiyoruz!..”
Bunların tamamı yalan, sakın tuzağa düşüp paralarınızı bu üçkağıtçılara kaptırmayın... Çünkü hepsi sizden para istiyor.
Bunlar dinimizi kullanan dolandırıcılar.
Daha birkaç gün önce bir televizyon kanalında baştan sona izlediğimde kanım dondu.
Bangladeş’te çocuklara düzenlenen bir iftar sofrası! Bir tek yemek var, ne olduğunu bilemedim. Bulgur pilavına benzeyen bir nesne.
Herkes yere çökmüş. Bizim sahtekârlar o zavallı çocuklara bir plastik çatal bile vermemişler. Yemeği elleriyle yoğurarak yiyorlar.
Türk vatandaşı olan herifin biri orada, sözüm ona iftar sofrasında almış eline mikrofonu, Türkçe nutuk atıyor, para istiyor ama kendisini kameraya göstermiyor...
“Muhterem vatandaşımız bir iftarın hediyesi 300 liradır. Sen de katıl, şu zavallı çocuklara bir faydan olsun!
Küçük kızların tamamı kapalı, kara çarşaflı. Kızlarla oğlan çocukları yan yana oturmuyor.
★★★
Türkiye’de din ticareti ve din sömürüsü hiç bitmiyor. En yüksek düzeyde devlet görevlilerinden tutun da İslamcı kuruluşları yöneten dolandırıcılara kadar her şey muhteşem!..
Hedef bazıları için Ramazan ayını kullanıp siyasi propaganda yapmak, bazıları için ise bu yolla para vurmak!
Filler tepişiyor, arada kalanlar ise bu gibilere muhtaç bırakılan bizim milyonlarca gariban ama iyi niyetli Müslümanlarımız.
★★★
Emin Çölaşan’ın notu:
Ankara’da Hacettepe Hastanesi Onkoloji Enstitüsü Vakfı’nın Umut Evi, Ankara dışından gelip kanser tedavisi olan yoksul hastalara tedavileri boyunca konaklama olanağı sağlıyor. Umut Evi varlığını hayırsever kişi ve kuruluşların bağışlarıyla sürdürüyor.
Bağış yapmak isteyenler için: Hacettepe Onkoloji Enstitüsü Vakfı. Yapı Kredi Bankası Hacettepe Şb, Hesap No. 710 924 24.
İBAN: TR 40 0006 7010 0000 0071 0924 24.