2025’in ekonomi verileri arasında sessiz ama çarpıcı bir gösterge ortaya çıktı.
Eski Merkez Bankası başekonomisti Hakan Kara tabloya dikkat çekti.
"Ödemeler dengesinde 'net hata noksan' artışının altın kaçakçılığından kaynaklanabileceğine bir süredir işaret ediyordum ama somut kanıt sunamamıştım. Ticaret Bakanlığı gümrük istatistikleri bu düşüncemi destekliyor. 2025’te altın kaçakçılığı patlamış" diye yazdı.
Grafiklerle anlattı.
2022 yılında gümrüklerde 156 milyon TL'lik değerli maden yakalanmıştı.
2023’te bu rakam 909 milyon TL’ye çıktı.
2024’te yüzde 273 artışla 3 milyar 391 milyon TL oldu.
2025’te ise yüzde 734’lük sıçramayla 28 milyar 303 milyon TL’ye ulaştı.
Rakamlar zaten her şeyi anlatıyor.
Kaçakçılık patladı.
Asıl soru şu: Nasıl patlamasın?
***
Ağustos 2023’te altın ithalatına kota getirildiğinde amaç belliydi: Dış ticaret açığını kontrol altına almak.
Ama altına talep hiç azalmadı.
Resmi kapı daralınca arka kapı genişledi.
Özellikle Dubai hattı…
Dubai’de altının kilosu daha ucuz.
Aradaki 5–8 bin dolarlık fark, kilo başına ciddi bir kazanç demek.
Hem de valize "sığan" bir kazanç.
Dubai'ye gidip kilo kilo altın alanlar(!) bavula koyup Türkiye'ye getirmeye başladı.
Büyük bir vurgun kapısı oldu.
Hafızamızı tazeleyelim.
Bu iş için İstanbul Havalimanı’nın VIP salonları bile kullanıldı.
Ekim 2024’te kamuoyu şu haberi konuştu:
Eski AKP milletvekili ve Ekonomi, Tarım, Gümrük ve Ticaret Bakanlıklarında bakan yardımcılığı yapmış bir isim; Fatih Metin ve onun refakatinde VIP geçişi kullanan eski özel kalem müdürü Yunus Emre Morkoç'un valizlerinde 60 kilo kaçak altın yakalandı.
O günkü değeri 175 milyon TL’ydi.
Bugünkü karşılığı yaklaşık 440 milyon TL.
Metin hakkında işlem yapılmadı.
Morkoç hakkında soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
Sonrası sessizlik.
Soruşturmanın akıbeti ne oldu bilinmiyor.
Ardından olay üç MHP’li milletvekiline uzandı.
Onların da aynı şekilde İstanbul Havalimanı'nın VIP Salonu'ndan ülkeye altın soktuğu iddia edildi.
Gazeteci Timur Soykan VIP'nin bu amaçla tam 128 kez kullanıldığı yazdı.
Milletvekilleri partilerinden istifa etti.
Ama kamuoyuna yansıyan bir yargı süreci yine olmadı.
2025 sonunda altın piyasasının büyük şirketlerine operasyonlar düzenlendi.
Hayali ihracat, teşvik suistimalleri, milyarlık zarar iddiaları…
Fakat gümrük ve darphane bağlantıları yine derinleşmedi.
Tahmin edersiniz ki; örnekler çoğaltılabilir.
***
Altın kaçakçılığı parlayıp patladıkça aslında başka bir şey kararıyor: Hukuka olan inanç.
Çünkü mesele sadece altın değil.
Milyonlar uzun süredir aynı hissiyat içinde.
Kurallar var ama herkese eşit değil.
Denetim var ama herkese aynı mesafede değil.
Ceza var ama herkese işlemiyor.
Kayıt dışı ekonomi büyürken, kayıtlı olanın yükü ağırlaşıyor.
Vergisini ödeyen, kurala uyan, sistem içinde kalmaya çalışan daha fazla sıkışıyor.
Ve adalet duygusu sessizce gün gün aşınıyor.
En tehlikelisi de şu: İnsanlar artık öfkelenmek yerine kabulleniyor.
“Demek ki böyle yürüyor” diyor.
Suça alışıyor.
Toplumsal çürümede her gün bir başka eşik aşılıyor.
Sonra herkes biraz daha susuyor.