Üç nefli bazilikal planlı olan kilisedeki duvar işçiliğinden yapının en az iki farklı dönemi olduğu anlaşılmakta.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Başlangıçta iki nefli olan kilise güney ve doğu yönünde genişletilerek bugünkü halini almış.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
2006 yazında yapılan temizlik çalışmalarında kilise zemininde çeşitli mezarlar bulunmuş.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Kilisesi’nin kuzey duvarında ve kemer yüzeylerindeki freskolar hala görülebiliyor.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Freskolarda, kiliseye adını veren Meryem’in ölüm sahnesi (Koimesis) seçilebilmekte.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Kompozisyonun sol tarafında, İsa’nın kucağında Meryem’in çocuk ruhu, sağ tarafta ise başları haleli, öne hafifçe eğilmiş aziz figürleri yer alıyor.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Apsis önündeki payeleri birbirine başlayan kemer karınlarında ve paye yüzlerinde de ayakta, boydan resmedilmiş Meryem ve aziz tasvirleri bulunuyor.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Kilisenin doğusuna geniş bir mekan eklenmiş.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Dikdörtgen planlı olan bu mekan biri günümüze gelememiş dört ayak ile bölünmüş.
Foto: İhsan Sercan Özkurnazlı/DepoPhotos
Yapılan kazılarda tespit edilen ocak nişleri ile tahıl veya sıvı gıdaların saklandığı çukurlar, buranın bir manastır yemekhanesi (trapeza) olduğunu ortaya koyuyor.