Emin Çölaşan - Saygı Öztürk / SÖZCÜ



Hurşit Tolon, ‘cezaevi mazgalından’ bakıldığında adaletsizliğin had safhada olduğunu belirterek, “Bizde nefret yok. Ama bu yapılanların hesabını da mutlaka soracağız” dedi

Hur­şit To­lon, Ege Or­du ko­mu­tan­lı­ğı, 1. Or­du Ko­mu­tan­lı­ğı, Ge­nel­kur­may Ge­nel Sek­re­ter­li­ği gi­bi önem­li gö­rev­ler­de yıl­lar­dır bu­lun­muş bir ko­mu­tan. Gün gel­di, emek­li­ye ay­rıl­dı. Boş dur­ma­dı. Kon­fe­rans­lar ver­di, ki­tap­lar yaz­dı, ül­ke­nin gi­di­şa­tı­nı ve bun­dan duy­du­ğu ra­hat­sız­lık­la­rı di­le ge­tir­di.
'Türkiye çok kritik bir dönemden geçmektedir'

O gün­ler­de bir “Er­ge­ne­kon Rüz­ga­rı­” es­ti­ri­li­yor­du. Ge­ne­ral­le­rin ika­met et­ti­ği ko­ru­ma­lı loj­ma­nı­na bir sa­bah 14 po­lis gel­di. Ev­de ara­ma yap­mak is­ti­yor­du. Loj­ma­nı­na çok ya­kın bir yer­de bu­lu­nan oğ­lu Tol­ga To­lon ise sa­bah evin­den iş­ye­ri­ne gi­der­ken ka­pı­da po­lis­le­ri gör­müş­tü. “Ha­yır­dır bir şey mi var?” de­di­ğin­de, önem­li bir şey ol­ma­dı­ğı söy­len­di. Tol­ga gi­der git­mez, o po­lis­ler evi­ne gir­di. Ara­ma yap­tı. Ay­nı sa­at­ler­de baş­ka­la­rı­nın da evi ara­nı­yor, “Er­ge­ne­ko­n” için suç ka­nı­tı bul­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar­dı. Hü­kü­met ve bu­gün on­la­rın “pa­ra­lel ya­pı­” de­dik­le­ri el ele, kol ko­la giz­li ta­nık­lar­la, im­za­sız ih­bar mek­tup­la­rıy­la in­san­la­rın ge­le­ce­ği­ni ka­rar­tı­yor, suç de­li­li ol­ma­dan ce­za­evi­ne gön­de­ri­yor­lar­dı.

Sınıf arkadaşları aynı odada

Ce­za­evin­de çok şey öğ­ren­di­ler. Hur­şit To­lon, sı­nıf ar­ka­da­şı 26. Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı İl­ker Baş­bu­ğ’­la bir­lik­te Si­liv­ri 5 No’­lu ce­za­evin­de ay­nı oda­yı pay­la­şı­yor­du. Son­ra ara­la­rı­na MGK es­ki Ge­nel Sek­re­te­ri emek­li Or­ge­ne­ral Tun­cer Kı­lınç da ka­tıl­dı. Or­du ko­mu­tan­lık­la­rı yap­mış, ge­nel­kur­may baş­kan­lı­ğı yap­mış ki­şi­ler “te­rö­ris­t” ola­rak ay­nı oda­ya atıl­mış­lar­dı. On­lar da na­sıl te­rö­rist ol­duk­la­rı­na şa­şır­mış­lar­dı. Te­rör­le mü­ca­de­le eden­ler, te­rö­rist ol­muş­lar­dı. Te­rö­rist­ba­şı Ab­dul­lah Öca­la­n’­ın İm­ra­lı Ada­sı’n­da yar­gı­lan­ma­sı aşa­ma­sın­da Ada­nın da so­rum­lu­su olan To­lon Pa­şa, şim­di Ab­dul­lah Öca­la­n’­la ay­nı ke­fe­ye ko­nu­lu­yor­du...

Ha­di, “düz­me­ce te­rö­rist­li­ği­” an­la­dık da, Ma­lat­ya Zir­ve Ya­yı­ne­vi­’n­de 3 ki­şi­nin bo­ğaz­la­rı ke­si­le­rek öl­dü­rül­me­si ola­yı­na ne de­me­li? Hur­şit To­lon, on­la­rın öl­dü­rül­me­si em­ri­ni ver­miş! Breh bre­h...

Prof.Dr. Fa­tih Hil­mi­oğ­lu, Ma­lat­ya İnö­nü Üni­ver­si­te­si­’nin rek­tö­rü. Or­ge­ne­ral Ha­san Iğ­sız, Ma­lat­ya­’da Or­du ko­mu­ta­nı. Hur­şit To­lon, üni­ver­si­te­ye kon­fe­rans için çağ­rıl­mış. 21. Yüz­yıl­da Tür­ki­ye­’ye an­la­ta­cak. Onun üni­ver­si­te­de ko­nuş­tu­ğu 18 Ni­san 2007’de, Zir­ve Ya­yı­ne­vi­’n­de bü­yük bir kat­li­am ger­çek­le­şi­yor, bu ey­le­mi ger­çek­leş­ti­ren­ler de olay ye­rin­de ya­ka­la­nı­yor­lar­dı. Bir “giz­li ta­nı­k” bu­lun­du­ğun­da ne se­nar­yo­lar üre­ti­lir, bu da­va da Er­ge­ne­ko­n’­a bağ­la­na­bi­lir, To­lo­n’­a de ne­ler ya­pıl­maz­dı ki... Ve so­nun­da, Zir­ve kat­li­amı­nı söz­de Er­ge­ne­kon ör­gü­tü­ne bağ­la­dı­lar, Hur­şit Pa­şa­’yı da da­va­nın sa­nı­ğı yap­tı­la­r...

Katliam emri!..

Er­ge­ne­kon Da­va­sın­dan hü­küm gi­yen her­kes, ge­rek­çe­li ka­rar Yar­gı­ta­y’­a za­ma­nın­da gön­de­ril­me­di­ği için tah­li­ye edil­di. Bir tek Hur­şit To­lon kal­mış­tı. O, Er­ge­ne­kon da­va­sın­dan tah­li­ye edil­miş ama Zir­ve Ya­yı­ne­vi kat­li­amın­dan do­la­yı ser­best bı­ra­kıl­ma­mış­tı­... O na­zik, o be­ye­fen­di in­sa­na “kat­li­am em­ri­ni ver­di­” id­di­ası bi­le onun den­ge­si­ni boz­muş­tu. İf­ti­ra ama bu ka­da­rı da olur mu? To­lo­n’­un avu­ka­tı İl­kay Se­zer, da­va­nın hem giz­li ta­nı­ğı, hem de ta­nı­ğı olan TSK’­dan di­sip­lin­siz­li­ği ne­de­niy­le atıl­mış uz­man on­ba­şı İ.Ç.’nin ya­lan­la­rı­nı bel­ge­ler­le or­ta­ya ko­yu­yor, her id­di­ayı res­mi bel­ge­ler­le çü­rü­tü­yor­du ama na­fi­le­... Giz­li ta­nık, her ya­la­nı or­ta­ya çık­tık­ça ye­ni ya­lan­lar üre­ti­yor­du. O, ne söy­len­me­si ge­re­kir­se on­la­rı söy­lü­yor­du. Özel yet­ki­li Mah­ke­me­le­rin kal­dı­rıl­ma­sıy­la bir­lik­te da­va­la­rın sey­ri de de­ğiş­ti. To­lo­n’­un de­yi­miy­le “vic­dan­lı ha­kim­le­r” de var. To­lon, Zir­ve Da­va­sın­dan tah­li­ye edil­di. An­ka­ra­’y­la ge­lir gel­mez ön­ce Ana­ya­sa Mah­ke­me­si önün­de “A­da­let Nö­be­ti­” tu­tan­la­rı zi­ya­ret et­ti. Ce­za­evin­de olan ko­mu­tan­lar da, ül­ke­nin gi­di­şa­tıy­la ya­kın­dan il­gi­le­ni­yor. Hur­şit Pa­şa­’ya “Ce­za­evin­den ülke na­sıl gö­rü­nü­yor?” di­ye so­ru­yo­ruz. Şun­la­rı söy­lü­yor:
“En va­him gö­rün­tü, düz­me­ce de­lil­ler­le, sah­te bel­ge­ler­le, im­za­sız ih­bar mek­tup­la­rıy­la, ya­lan­cı giz­li ta­nık­lar­la adil yar­gı­la­ma ku­ral­la­rı çok cid­di şe­kil­de ih­lal edi­li­yor. Bu yüz­den çok sa­yı­da in­san mağ­dur edil­di­ği için ada­le­te, yar­gı­ya olan gü­ven kay­bol­muş. Bu hal­kın ge­ne­lin­de yar­a­lar aç­mış. Ce­za­ev­le­rin­de bu­lu­nan as­ker­ler res­men tut­sak.

En vahim görüntü

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­nin var­lı­ğı­nı ve ba­ğım­sız­lı­ğı­nı tem­sil eden, yü­ce mil­le­ti­mi­zin onur tim­sa­li bay­ra­ğı­mız, ha­in el ta­ra­fın­dan in­di­ri­li­yor. 50 yıl­lık bir as­ker ola­rak, ül­ke­mi­zin çok kri­tik bir sü­reç­ten geç­ti­ği­ni söy­le­ye­bi­li­rim. İçer­den ve dı­şa­rı­dan pro­vo­ka­tif ey­lem­ler­le te­la­fi­si ol­ma­yan sı­kın­tı­lar­la kar­şı­la­şı­rız. Her ve­si­ley­le ay­rış­tı­rıl­ma­ya ça­lı­şan mil­le­ti­mi­ze dü­şen gö­rev bu ül­ke­nin bü­tün­lü­ğü­nü ko­ru­ma ka­rar­lı­lı­ğıy­la bir dağ gi­bi, bir çığ gi­bi güç­lü ol­mak­tır. Ak­si hal­de hüs­ran olur. Hal­kı­mız çok uya­nık ol­mak du­ru­mun­da­dır.
Ce­za­evi maz­ga­lın­dan bak­tı­ğı­mız­da Tür­ki­ye­’de cid­di bir ada­let­siz­lik gö­rür­sü­nüz. Ken­dim­den ör­nek ve­rir­sem, çok­tan ve­ril­me­si ge­re­ken Zir­ve Da­va­sıy­la il­gi­li tah­li­ye hak­kım uzun sü­re ve­ril­me­di. Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­’ne bi­rey­sel baş­vu­ra bu­lu­nan as­ker­ler bü­yük bir mağ­du­ri­yet için­de­ler. TSK’nın en seç­kin kad­ro­su, önem­li gö­rev­le­re gel­me­si­ne ke­sin gö­züy­le ba­kı­lan­lar bu­gün ce­za­evin­de­ler. Hür­ri­yet­le­ri­ne ka­vuş­tu­rul­ma­la­rı ve hak­la­rı­nın ia­de edil­me­si mil­le­ti­mi­zin bek­len­ti­si­dir.

Biz kin­dar de­ği­liz ama...

Bi­ze ya­pı­lan­la­ra kar­şı kin­dar ol­ma­yız. Biz­de nef­ret yok­tur. Ama ‘yok­tu­r’ der­ken uğ­ra­dı­ğı­mız hak­sız­lık­la­rın ­ya­sal ze­min­de hak­kı­mı­zın aran­ma­sı ko­nu­sun­da da ka­rar­lı­yız. Açık­ça­sı sa­bır­lı bir öf­ke için­de­yiz. Biz­ler ya­sa­dı­şı ne yap­mı­şız? Sav­cı, si­hir­baz Za­ti Sun­gur gi­bi, Göl­cü­k’­te ‘a­çın şu­ra­yı­’ di­yor ve ora­dan hard disk­ler çı­kar­tı­yor. Sah­te ol­du­ğu an­la­şı­lan bel­ge­ler­le 237 as­ker ce­za­evin­de.”

Her odada mutlaka SÖZCÜ gazetesi var

Hurşit Tolon’un evindeyiz. Eşi Ayla Hanım, oğulları Tolga, gelinleri Harika Tolon büyük bir mutluluk içinde. Hurşit Paşa, çayından bir yudum aldı. Cezaevinde geçen 3 yıl 3 gününü düşündü. Sözlerine “Kumpasların mağduru olan herkesin, SÖZCÜ gazetesinin tüm yetkililerine, yazarlarına, muhabirlerine derin saygısı, sevgisi var. Böyle bir dönemde Allah bu ülkeye böyle bir gazete nasıp etti. İnanın, cezaevinde kumpas mağdurlarının bulunduğu her odada mutlaka SÖZCÜ var” diye başlıyor.

Devam ediyor Hurşit Paşa:

“O kadar insanın özgürlüğünü gaspettiler, mağdur edilmememize neden oldular. Genelkurmay Başkanlığı’nın belgelerine değil, ‘tedarik edilmiş’ gizli tanıkların yalan beyanlarına itibar edildi. Düşünün Zirve davası için tedarik edilmiş tanık tam 15 ayrı değişik ifade verdi. Her ifadede önem arz eden kısımları düzeltilmiş, tanzim edilmiş ifadelerdir.”

YARIN: Açılım, Türkiye’yi nereye götürüyor?