İnsanların yönelişlerinde, tutum ve davranış çizgisinde duygu ve düşünce yapısıyla eğilimlerinden çok eğitimin etkin olduğu, bilimin ortaya koyduğu gerçeklerden biridir. Yetişme ortamı, koşulları ve düzeninde kimi aykırılıklar, bozukluklar ve yetersizlikler olan kişiler, yadırganan ve kınanan söylem ve eylemlerle ortaya çıkabiliyor. İzlenen olumsuzlukların kaynağında bu sorun yatmaktadır.
“Hukuk” deyip hukuku çiğneyen, “Demokrasi” deyip dayatmanın, baskının, yasakların türlerini uygulayan, “Din” deyip inanç sömürüsüyle ahlâk ve insanlık dışı durumları sergileyen, “Onur ve namus” deyip bu değerlerle asla bağdaşmayan eylemler içinde olan, “Doğruluk-dürüstlük” deyip her tür yalan- dolan, sahtecilik, yolsuzluk içinde yüzen kimseler, hiçbir kuralla bağlı olmak istemezler. Değişik çıkışlar ve kalkışmalarla kendi güçlerinin egemen olduğu bir düzenin tutkusuyla yanıp tutuşurlar. Dünya üzerinde izlenen siyasal kötülüklerin, Hitler’den Pinoche’ye kadar bu çizgiden geldikleri ama hepsinin sonunun yıkım olduğu saptanmıştır.
Saltanat tutkusu kimseye yarar getirmemiştir. Osmanlı’nın yıkılmasının nedeni de kişisel ve dinci yönetimin gerçeklerden ve gereklerden uzak olması, halkıyla ilgisini keserek tahtını düşünmesidir. Son yıllarda ülkemizde de gösteri ötesi kimi yapılanmalar saltanat hevesini tartışmaya açmakta, bu yolda eleştiriler ve savunmalar birbirini izlemektedir. Saltanat, yalnızca tek kişinin egemen olduğu bir siyasal yapılanma biçimi değildir. Şaşaalı, cafcaflı, debdebeli, görkemli, gözalıcı (ihtişamlı), hukukdışı düzendir. Saraylar, varlıklar, villalar, köşkler, taşıtlar, özel alanlar ve özel yollar, halkın yoksunluğuna karşın aile boyu sınırsız giderler, banka hesapları, yavşaklar, yalakalar, yanaşmalar, dalkavuklar, amigolar, militanlar, soytarılar, mızıkacılar ve zurnacılar, şakşakçılar da bulunur. Saltanatın korunması ve sürdürülmesi için “özel görevli örgütü” de oluşturulur. Sözde sanatçılar kullanılır.
Usdışı-çağdışı
Demokrasiyle, hukukla hiçbir ilgisi bulunmayan bu düzenin çağdaş hiçbir niteliği de yoktur. Gerçekleştirip savunmak isteyenlerin yozluğu, kişisel çıkar bağımlısı oldukları dünyanın paylaştığı bir gerçektir. Ama kendileri için başka çıkış düşünemeyenler bu yolda yürümekten kendilerini alıkoyamazlar. Bunun için de her yola başvururlar. Hukuk dinlemez, kural tanımaz, kendileri gibi zayıf ve yetersiz kimselerle birleşir, bu yapıda insanları kullanır, yaptıklarının, yıktıklarının ayırdında olmadan daha ileriye giderler.
Tarih, bu tutumdaki kimselerin ibretlik yaşam öyküleriyle doludur. Ama ders alınmadığı için yinelenir, yenileri yaşanır. Baskılar, yasaklar, engellemeler, yandaşlıklar, sansürler, kayırmalar, gözdağları, dövmeler, işkenceler, paralı kullanımlar, karakol olayları, yargı yaraları hep değişik tür saltanat uygulamalarının tablolarıdır. Toplumu en zayıf yerinden okşayıp yanlarına alarak tepkileri önlemeye, durumlarını sürdürmeye ağırlık verirler. Seçim sistemleri ve sınırlamalarıyla değişik içerikli demokrasimizde Cumhurbaşkanı ile Başbakanı ayıramayan, görevlerinden habersiz, kendilerini tanımayan, hukuk ve yasa bilmeyen yurttaşlar Anayasa’nın halkoylamasında oy kullanırlar. Saltanatı isteyen ve onaylayanların çoğu da ne olduğunun ayırdında değildir.
Devlet borçlanmış, bütçe açıkları artmış, enflâsyon dizginlenemez olmuş, işçi, memur, emekli, halk çoğunluğu sıkıntı içindeymiş, saltanat düşkünlerinin umurunda olmaz. Onlar kaynakları belirsiz akçalı güçleri ve destekçilerinin katkısıyla “vur patlasın, çal oynasın” alemlerini sürdürürler. Görgüsüzlük, duyumsuzluk, ilkesizlik, kabalık, kandırmak için uygulayıp dağıttıklarıyla kapatılır. Tarımda, sanayide üretim azalır, çiftçi dönüm başına aldığı para, dullar ve anneler yardımla ses çıkaramaz. Üniversitelerde yandaşlar terör estirir. Alanlarda, sokaklarda, konutlarda, işyerlerinde aramalar ve gözdağlarıyla insanlar sindirilir. Kendi milletvekilleri ve bürokratları doyurularak susturulur ve her istedikleri yapılır.
Ama “son” kaçınılmazdır.
Bay RTE’nin sezeryanı ihanet sayan Türk dili ve Türkçe yazı ile felsefe konularındaki yanlış ve güldüren sözlerini ilgi ve bilgi yoksunluğuna bağlamak gerekir. Yeterli yanıtlar verilmektedir, yanıtların süreceği beklenmektedir.
Yeni yıla girerken ülkemiz ve yurttaşlarımız için, devletimiz için, lâik cumhuriyetimiz için her konuda, her alanda kötülüklerden ırak, esenlik ve mutluluk bekliyoruz. Umut, yaşam gücüdür. Dayanacak, kazanacağız.