Riyakârlık, sahtecilik, ikiyüzlülük...
Çıkarcılık, gaddarlık, avantacılık...
Her şey, her ahlâksızlık var, uygar denilen Batı’da...
Batı dünyasının liderleri istemiş olsa, İsrail’i de, Hamas ve IŞİD gibi örgütleri de hemen dize getirebilir.
Ortadoğu’daki hiçbir devlet ve örgüt, Batı’nın teknolojisi ve üstün silah gücü karşısında direnemez!
Hal böyleyken, Ortadoğu’da insanlık faciaları yaşanıyor!
Gazze’de, Irak’ta, Suriye’de her gün insanlar ölüyor, sokaklar parçalanmış cesetlerle doluyor!
* * * * * *
Evet, İsrail’den dayak yemek için devamlı kaşınan Hamas Örgütü de, Hamas militanlarının attığı “çatapat gibi” etkisiz füzeleri bahane edip, Gazze’yi mezarlığa çeviren İsrail de suçludur ama tüyler ürpertici katliamları, tribünlere oturup gladyatör oyunları gibi seyreden dünya liderlerine ne demeli?
Bence onlar daha suçlu!
Ya Birleşmiş Milletler?
Bunların hepsi sahte barışsever!
Tümüne lânet olsun!
Türkiye Yahudileri
Gazze’de İsrail’in yarattığı insanlık dramı, vicdanları parçalıyor!
“Savaş” adı altında, orantısız bir güç kullanılarak, katliama dönüştürülen saldırıları protesto edelim...
Bu tamam da...
Olayları saptırıp, bunu Türkiye’deki, Yahudi vatandaşlarımıza bir tepki haline getirmeyelim, ne olur!
Türkiye’de dal-budak salmaya başlayan Yahudi düşmanlığından söz etmek istiyorum.
Dünyanın en büyük yanlışı olur bu... Hatta yanlıştan da öte, en büyük ayıbı olur!
* * * * * * *
Biz ne kadar Türk vatandaşıysak, Yahudi yurttaşlarımız da o kadar Türk vatandaşıdır...
Bu topraklarda bizim ne kadar hakkımız varsa, Yahudi yurttaşlarımızın da o kadar hakkı vardır...
Yahudi aileler Türkiye’ye 1500’lü yılların başlarında İspanya’nın zulmünden kaçarak gelmişlerdi.
Padişah İkinci Bayezid onları bağrına bastı, Osmanlı vatandaşı yaptı...
Avrupa ülkeleri Yahudileri katlederken, asil Türkler onları korudu.
Yahudi aileler, 500 yılı aşkın süredir bizlerle birlikte yaşıyor ve tanıdığım Yahudiler, emin olun, Türkiye’yi en az bizim kadar seviyorlar.
İsrail Devleti’nin Gazze’de yarattığı zulmü bahane edip Yahudi vatandaşlarımıza diş gösterenler, tahriklere uyup onlara zarar vermeye kalkışanlar gerçek Türk değildir!
Dini hayat araştırması
Saygı Öztürk’ün haberine göre, 550 bin liralık bir harcamayla “Türkiye’de Dinî Hayat Araştırmaları” yapılmış...
Doğruluğu tartışılır olan anket sonuçları gerçekten ilginç...
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez “Bu çalışmanın bugüne kadar yapılan bütün çalışmalara yeni bir yön vereceğini” söylüyormuş...
TÜİK’in belirlediği 12 ayrı bölgede, 21 bin 632 kişi üzerinde yapılan araştırmada ortaya çıkan sonuçlardan bazıları şöyle:
* * * * * * *
“Hayatını hemen her zaman, dinin emirlerine göre şekillendirdiğini belirtenlerin oranı: Yüzde 64.9... Kırsal alanda bu oran yüzde 75.6’ya çıkıyor.
Ara sıra şekillendirdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 28.3...
TÜİK’in Diyanet adına yaptığı araştırmada halkın yüzde 83’ünün oruç tutuğu sonucu da var.
Ülkede “Dindarım” diyenlerin oranı yüzde 68.1... “Oldukça dindarım” diyenler ise yüzde 19.4. Bunların oranı, eğitim seviyesi yükseldikçe genel olarak azalıyor.
Araştırma, Türkiye’de halkın büyük çoğunluğunun “dinci ya da dindar” olduğunu gösteriyor.
Bu durumda AKP’nin, dini kullanıp, din propagandasıyla defalarca seçim kazanmasını yadırgamamak gerekir!
Tebessüm
Adalet nerede?
Hikâye bu ya... Bizim siyasetçilerden biri İsviçre’ye gitmiş...
Başkent Bern’de, İsviçre’nin “Ermeni Soykırımı yoktur” demeyi yasaklayan kanunu konuşulmuş... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu nedenle İsviçre’yi cezalandırmasından bahsedilmiş... Sohbet sırasında bizim politikacı:
“Yavu” demiş “Çok merak ettim... Sizin deniziniz ve bir tek savaş geminiz bile olmadığı halde neden Denizcilik Bakanlığınız var?”
İsviçreli siyasetçi gülmüş:
“Usulen olsa gerek dostum... Mesela, sizin ülkede de adalet olmadığı halde Adalet Bakanlığı var ya!”
Günün Sözü
Hiçbir ülke, başındaki adamın seviyesinden yukarı çıkamaz!