Başlık iddialı.

Ama bir an gözlerinizi kapatıp son aylarda yaşadıklarımızı, gördüğümüz görüntüleri hatırlayın.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’yi bir “riviera”ya dönüştürme hayalini anlatan yapay zeka videoları…

Damadı Jared Kushner’in Davos’ta yaptığı “Yeni Gazze” sunumu…

Trump’ın yine Davos’ta, onlarca liderin karşısında kurduğu o cümle:

“Ben emlakçıyım. Her şey konumla ilgili. Şu deniz kenarındaki yere bakın, harika.”

O gün bu sözler birçok kişi için tuhaf bir fantezi gibi görünmüştü.

Ama bugün Ortadoğu’da yaşananlara bakınca, insan ister istemez başka bir yerden düşünmeye başlıyor.

*

Gazze’de on binlerce insanın hayatını kaybettiği, soykırıma varan bir katliamın ardından İsrail yönetimi ve Washington’daki bazı çevrelerin aklında başka bir senaryo olduğu uzun zamandır konuşuluyor: Filistinlilerin olmadığı bir Gazze.

Turizm merkezine dönüştürülmüş, yatırım projeleriyle dolu, “yeni başlangıç” hikayesi yazılmış bir Gazze.

Bugün kulağa ürkütücü gelen bu fikir, birkaç yıl sonra normalleşir mi?

İnsanoğlu balık hafızalıdır…

Yıllarca kan ve gözyaşıyla anılan bir coğrafyada birkaç yıl sonra festivaller düzenlendiğini görürsek şaşırır mıyız?

Bilmiyorum.

Ama son bir haftada Ortadoğu’da yaşananlara bakınca akla başka sorular da geliyor.

Çünkü Körfez’in “güvenli liman” olarak pazarlanan şehirleri birer birer ateş hattına giriyor.

Son yıllarda bölgenin vitrini belliydi.

Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan…

Doha, Dubai, Abu Dabi, Kuveyt, Riyad, Mekke, Medine…

Çölde kurulan dev eğlence merkezleri, çağdaş sanat müzeleri, marinalar, ultra lüks oteller, AVM’ler…

“Influencer”lara verilen oturum izinleri, yatırımcılara sağlanan vergi avantajları…

Hepsi aynı hikayeyi anlatıyordu:

Ortadoğu’nun ve Körfez’in yeni güvenli limanları.

Ama bugün o şehirlerin gökyüzünde füzeler uçuşuyor.

İHA’lar 7 yıldızlı otellere, marinalardaki AVM'lere, lüks rezidansların yakınlarına düşüyor.

“Beach club”lardaki partilerde gökyüzünü havai fişekler değil, füzeler aydınlatıyor.

Yani bölgenin “güvenli” diye pazarlanan merkezleri aynı anda risk altına giriyor.

*

Beyrut’u hatırlayın.

Bir zamanlar “Ortadoğu’nun Paris’i” denirdi.

Bugün yine bombaların hedefinde.

Seyahat etmek cesaret ister.

Ortadoğu’da güvenli liman diye bir şey gerçekten var mı?

Ya da başka bir soru: Yeni bir güvenli liman yaratılmaya mı çalışılıyor?

Bu noktada dolaşıma giren bazı iddialar da dikkat çekici.

İran, Türkiye ve Güney Kıbrıs’tan sonra Azerbaycan’ı da kendilerinin vurmadığını, bu konunun soruşturulması gerektiğini açıkladı.

İranlı bazı kaynaklar Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi Aramco'ya ait tesisleri vuran İHA'ların da kendilerine ait olmadığını söyledi.

Trump'a en yakın isimlerden biri olan, koyu MAGA'cı ama bu savaşa açık açık karşı olan bir isim, ABD'li gazeteci Tucker Carlson ise çok daha ileri bir iddia ortaya attı.

Katar ve Suudi Arabistan’ın, bu ülkelerde bombalı saldırı planladıkları öne sürülen Mossad bağlantılı bazı ajanları gözaltına aldığını söyledi.

Bu iddialar henüz net biçimde doğrulanmış değil.

Ama ilginç olan şu: Resmi bir yalanlama da gelmedi.

İsrail'in "İran'a, Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Suudi Arabistan'a, Bahreyn'e, Umman'a ve Kuveyt'e zarar vermek istediğini ve başardığını" söyledi.

*

Dolayısıyla gazeteci olarak şu soruları sormak kaçınılmaz:

Körfez’deki saldırılar gerçekten kimin işi?

Bölgedeki ülkeler neden aynı anda hedef oluyor?

Ve bütün bunlar kimin stratejik çıkarına hizmet ediyor?

Ortadoğu ve Körfez’de tarih boyunca çok sayıda şehir “güvenli liman” olarak pazarlanmıştı.

Beyrut, Dubai, Doha, Abu Dabi…

Ama her biri bir noktada savaşın gerçekliğiyle yüzleşti.

Ortadoğu’da turizm merkezleri, finans merkezleri, yatırım merkezleri birer birer ateş hattına girerken akla istemeden şu soru geliyor.

Bu coğrafyada yaşananlar yalnızca savaşın kaotik sonuçları mı?

Yoksa bir gün Gazze’nin o meşhur kıyısında kurulması hayal edilen yeni düzen için zemini temizleyen daha büyük bir hikayenin parçaları mı?