U­zun za­man­dır bek­le­nen do­ğal­gaz ve elek­trik zam­la­rı açık­lan­dı. Den­di­ği­ne gö­re, ma­li­yet ar­tı­şı he­sa­ba ka­tı­lır­sa, ya­pı­lan zam­lar ye­ter­siz­miş. Do­ğal­gaz ve elek­trik sa­tış­la­rı, zam­lı fi­yat­lar­dan ya­pıl­sa bi­le, dev­let des­te­ği de­vam ede­cek­miş. Bes­le­me ba­sın ya­ra­tan, sa­ray­lar in­şa et­ti­ren, mil­yar li­ra­la­ra uçak­lar alan hü­kü­met­le­rin “dev­le­tin her im­ka­nı kul­la­na­rak, hal­kı da­ha faz­la sı­kın­tı­ya sok­ma­mak için zam­la­rı dü­şük tu­ttu­k” ben­ze­ri şey­ler söy­le­me­si ayıp­tır. Çün­kü bu hal­ka “ap­tal­sı­nız, si­zin bu iş­le­re ak­lı­nız er­me­z” de­mek­le ay­nı şey­dir. Dev­let de­ni­len ku­rum pa­ra­sal iş­ler­de bir “em­me-bas­ma­” tu­lum­ba ola­rak ça­lı­şır. Bir ye­re pa­ra ve­ri­yor­sa, bir yer­den ver­gi alı­yor­dur. Kal­dı ki, Türk dev­le­ti akar­ya­kı­ta en yük­sek ver­gi bin­di­ren ül­ke­ler­den bi­ri­dir. Ener­ji Ba­ka­nı, do­ğal gaz da­hil, her tür pet­rol ürü­nün­den alı­nan ver­gi­le­ri de açık­la­sın. Biz de “e­ner­ji ma­li­ye­ti ile ener­ji sa­tış fi­ya­tı­” ara­sın­da ger­çek­ten büt­çe­ye yük ge­ti­ren bir fark mı an­la­ya­lım.

ZAM YA­PA­RAK ENF­LAS­YO­NU ÖN­LE­MEK

Tur­gut Özal ye­ni baş­ba­kan ol­muş­tu. Bir de bak­tı ki; Kİ­T’­ler çok za­rar edi­yor. Za­rar da büt­çe­den kar­şı­la­nı­yor. Bu se­fer büt­çe açık ve­ri­yor. Bu açık da borç­la da­ha da kö­tü­sü ba­zen Mer­kez Ban­ka­sı­’nın pa­ra bas­ma­sıy­la ka­pa­tı­lı­yor. Baş­ka se­bep­ler ol­ma­sa bi­le, za­ra­rı­na ka­mu­sal iş­let­me­ci­lik “enf­las­-yo­n” ya­ra­tı­yor. Bu­nun üs­tü­ne KİT yö­ne­ti­ci­le­ri­ne, ge­lir-gi­der­le­ri­ni denk­leş­tir­me gö­re­vi ve bu­nun için de ge­rek­ti­ği ka­dar fi­yat zam­mı yap­ma yet­ki­si ve­ril­di. Ben o za­man Hür­ri­ye­t’­te ya­zı­yo­rum. “Zam Ya­pa­rak Enf­las­yo­nu Ön­le­me­” baş­lık­lı bir ma­ka­le ka­le­me al­dım. As­lın­da Tur­gut Öza­l’­ın hak­lı ol­du­ğu­nu söy­le­dim. Ama şu­nu ila­ve et­tim. Zam­lar fi­yat­la­rı arttı­ra­cak ve “öl­çü­le­n” enf­las­yon ar­ta­cak­tır. Dik­kat ede­lim bir “fa­iz-fi­yat-üc­ret-de­va­lü­as­yon-enf­las­yo­n” sar­ma­lı­na gir­me­ye­lim de­dim. Ak­şam be­ni te­le­fon­la ara­dı. Me­rak et­me; ben her şe­yin far­kın­da­yım, se­nin kork­tu­ğun ol­ma­ya­cak­tır de­di. Ama öy­le ol­du.

NİS­Pİ Fİ­YAT AR­TIŞ­LA­RI ÖN­LE­NİR­SE, Fİ­YAT AR­TI­ŞI GE­NEL­LE­ŞİR

İk­ti­sat bil­gi­ni Adam Smith (1723-1790) ik­ti­sa­di ha­ya­tın için­de her şe­ye yön ve­ren bir “gö­rün­mez el” bu­lun­du­ğu­nu söy­le­miş­tir. So­yut bir an­la­tım olan “gö­rün­mez el” kav­ra­mı, so­mut­ta “fi­yat me­ka­niz­ma­sı­”n­dan baş­ka bir şey de­ğil­dir. Ya­ni mal ve­ya hiz­met fi­yat­la­rın bir­bir­le­rin­den fark­lı oran­lar­da yu­ka­rı-aşa­ğı ha­re­ket et­me­si­dir. Bu­nun zıt­tı, dev­le­tin fi­yat­la­rı tes­pit et­me­si­dir ki bu tu­tum, gö­rün­mez eli felç eder. İş­te o za­man, mü­kem­mel ol­ma­sa bi­le, her şe­yi tan­zim eden el işe ya­ra­maz.

Son söz: Fi­yat, fi­ya­ta; ba­ka, ba­ka zam­la­nır.