Kaptan-ı Derya Ali Paşa’nın cenazesinin denizden çıkarılışı ve yanan Amiral Gemisi.Bundan tam 194 yıl önce, 22 Haziran 1822’de büyükbabamın büyükbabasının babası, Kaptan-ı Derya Ali Paşa, Sakız Adası’nda şehit oldu. Rumların, Osmanlı’ya ilk büyük isyanı 1822 yılında İngilizlerin kışkırtmasıyla başlayan Sakız isyanıdır. Bu isyanı bastıran kumandan, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Kaptan-ı Derya Ali Paşa 5. kuşak büyük babamdır...
İsyan bastırıldıktan ve kontrol Osmanlı Donanması’na geçtikten sonra, Osmanlıların Amiral Gemisi’ni ateş kayıklarıyla düzenlediği saldırıda yakmayı başaran ve Yunanlıların “Kara Ali” dediği büyük büyük büyük dedemi şehit eden Kanaris adlı gözüpek Yunan denizci, kendi ülkesinin milli kahramanlarından biridir. Bu olaydan sonra başbakanlık makamına kadar yükselmiştir. Sakız Adası’nın en büyük meydanındaki en büyük heykel, bu olayın anısına dikilmiş Kanaris’in heykelidir. Bu acı olaydan sonra Mahrukizade olan aile lakabımız, 1934 Soyadı Kanunu’yla birlikte, ateşte yanmış anlamına gelen Mahruki olmuş ve ailemize şerefli bir miras olarak kalmıştır...
Büyük dedem Şehit Kaptan-ı Derya Ali Paşa.Osmanlı bahriye teşkilatının en yüksek mevkisi olan Kaptan-ı Derya rütbesi (günümüzde Oramiral rütbesi) öncesindeki hayatı hakkında geniş bilgiye sahip olmadığımız Nasuhzâde Ali Paşa’nın Osmanlı hâkimiyetindeki Arnavutluk bölgesinde yaşayan denizci bir babanın oğlu olarak dünyaya geldiği elimizdeki kaynaklardan tespit edilmektedir. Denizcilik konusundaki bilgisi ve maharetiyle dikkati çeken Nasuhzâde, devrin Kaptan-ı Derya’sı Küçük Hüseyin Paşa (ö.1803) tarafından tersaneye kabul edilmiş, kısa süre içinde gösterdiği başarılar göz önüne alınarak 1810 yılında donanma ümerası (kaptan) sınıfına terfi etmiş, 1812 yılında ise Kaptan-ı Hümayun payesiyle kalyon kaptanlığına getirilmiştir.
Osmanlı Donanması’nın Amiral gemisini yakmayı başaran Kanaris ve arkadaşları.Bir süre sonra bilinmeyen bir sebeple bu görevinden ayrılan Ali Paşa, meşhur tarihçi Şânizâde’nin de ifade ettiği gibi denizcilikte şöhret ve maharet sahibi olduğundan, aynı göreve devrin padişahı II. Mahmud’un aşağıda günümüz Türkçesiyle ifade edilen Hatt-ı Hümayun’u ile tekrar getirildi:
“Onur ve şeref sahiplerinin önderi, daha önce Amiral gemisi kaptanı olan Kumandan Nasuhzâde Ali’ye - ululuğu, şanı artsın - ulaşacak yüce buyruğum şöyledir: Senin denizcilikteki ustalığın ve kaptanlıkta bulunduğun sürede gösterdiğin çalışma gayretin ve bana olan sadakatin herkes tarafından kabul edilmiştir. Yetki ve beceriklilik bakımından senden önce görevde olan kişiye üstünlüğün ise tartışılmazdır. Amiral gemisi kaptanlığı rütbesinin sana verilmesi konusunu, kanun ve düzen üzere hareket eden vezirim Amiral Abdullah Paşa -Allah, ululuğunu devamlı kılsın- bana bildirerek seni tavsiye etmiştir. Hükümdar sıfatıma yakışacak şekilde sana yardım ve merhamet ederek, iki yüz otuz dört (1234) senesi kutsal ramazan ayının yirmi ikinci gününde (22 ramazan 1234 / 15 Temmuz 1819) karşılık beklemeden gösterdiğim iyilik ve hediyelerle şeref bulan bu fermanım gereğince, Amiral gemisi kaptanlığı görevi maaşı ile bir kısım erzakın sana verilmesine karar verilerek, ...... ( isimli kişi), sana bunu bildirmek üzere görevlendirilmiştir.
Daha sonra başbakanlığa kadar yükselecek olan Konstantin Kanaris.Bu yüce fermanım ve vezirim Abdullah Paşa’nın ricası gereği, adı geçen Amiral gemisi kaptanlığı görevi için verilecek maaş ve erzakın belirtilen tarihten itibaren kullanım hakkı sana aittir. Bu şerefli belgeye güvenip dayanasın. Bin iki yüz otuz dört senesi ramazan ayının yirmi ikinci günü yazılı olarak bildirilmiştir.”
Kaptan-ı Derya Ali Paşa’nın mezar taşı kitabesi.Ali Paşa’yı şehit eden beklenmedik saldırının mimarlarından Konstantin Kanaris, Kaptan-ı Derya Ali Paşa’nın ulağı Ömer’in ifadesine göre gece karanlığından yararlanıp Ali Paşa’nın sancak gemisi üzerine siyah yelkenli burlota sevk ederek yangın çıkardı. Çıkan yangını söndürmek ve gemiyi kurtarabilmek için çabalayan Ali Paşa’nın üzerine bu sırada yanmakta olan bir enkaz parçası isabet etti ve denize düşerek boğuldu. Ertesi gün cesedi Sakız yakınlarında Değirmen Altı’nda askerleri tarafından bulunup kale içinde toprağa verildi. Kişisel eşyaları İstanbul’a ailesine gönderilerek yerine Muhtar Bey geçici olarak Kaptan-ı Derya tayin edildi. Bu elim hadise gerçekleşmemesi halinde, Kaptan-ı Derya Ali Paşa’nın isyanları bastırmak için Çeşme’de hazırlanmakta olan diğer askerleri Sakız’a geçirdikten sonra Mora’ya gönderilmek üzere görevlendirildiğini tarihi belgelerden öğreniyoruz. Sakız Adası kale içindeki mezarlıkta bulunan Nasuhzâde Ali Paşa’nın mezar taşında günümüz Türkçesiyle şu ifade yer almaktadır:
Bâki kalan Allah’tır
Denizin efendisi; şerefli, kutsal donanmayı şereflendiren
Vezirlik makamının güzelliğini artıran, eşsiz, benzersiz inci tanesi
En yüksek doruğun yiğidi, meşhur at binicisi
Câfer-i Tayyâr’ın kahramanlığı gibi ikinci Tayyâr, deniz ilminde tek
Yüreklilik meydanının aslanı, itibarlı bir vezir
Deniz gibi engin gönüllü, doğru yol tutan Nasuhzâde
Ali Paşa
Din ve devlet hizmetinde ömür sermayesini harcayıp
Vezirlik mevkiiyle; artıp çoğalan üstünlüğü buldu
Sakız önünde demirli iken
Gemisini hileyle, alçak Rum ateşe verip
Hakikaten, dünyada arzularına kavuşmuş olarak, huzur içinde ölmeden
Ecel şerbetini dağıtan, ümitsiz ecel kadehini Ali Paşa’nın eline sundu
Fürûğî o zamanda vefat tarihini yazdı
Ali Paşa gemisiyle can verip şehîd oldu
Sene 1237 Şevval ayının ilk günü - (21 Haziran 1822 Cuma)
Konstantin Kanaris’in benim gibi 5. kuşak torunu, New York’ta yaşayan müzisyen Pericles Kanaris’le birkaç yıl önce tanıştık. Ege’de atalarımız ölümüne savaşmış, biz 200 yıl sonra New York’ta arkadaş olduk. Hayat ilginç ve sıra dışı karşılaşmalarla dolu...
Kanaris ve Ali Paşa’nın 5. kuşak torunları, Pericles ve Nasuh 200 yıl sonra NY’ta arkadaş olduk.