Ekonomi yönetimi halka ve piyasalara güven veremediğinin farkında. O nedenle kamuoyunda oluşan rahatsızlıklar için yaptıkları resmi açıklamaları, son dönemde artırdılar. Ancak “güveni sözlerle değil yaptıklarıyla sağlayabileceklerini” artık görmeleri gerekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, eski başkanlarından Birol Aydemir’in “kurumun enflasyon rakamlarını düşük belirlediği, bu nedenle çalışanlar ve emeklilerin mağdur edildiğine” ilişkin açıklamalarına, dün bir açıklamayla yanıt verdi.
Aydemir, “İTO ile TÜİK rakamları arasında belli bir döneme kadar paralellik olduğunu, farkın son dönemde 30 puana çıktığını, emekli ve çalışanların bu nedenle düşük zam aldığını” söyledi. TÜİK endekslerin farklı olduğunu, buradan yola çıkarak bu sözün edilemeyeceğini söylüyor. Zaten Aydemir aynı endeks olduğunu söylemiyor, paralellik varken bunun kaybolduğunu söylüyor.
Aydemir, “veri toplama yöntemindeki değişikliklere karşı çıkan 8 bölge müdürünün görevden alındığını” söylemişti. TÜİK detaylı açıklama ile bölge müdürlerinin görev değişikliklerini açıklıyor.
TÜİK bu açıklama ile piyasalara ve halka güven vermek istiyorsa; yolu bu değil. Yapması gereken, bir ara gündeme gelen “bağımsız akademik kurul oluşturulup işlemlerin gözden geçirilmesi” ne izin verip, bir tür bağımsız denetimle kamuoyuna açıklaması sağlanmazsa, güven verebilmesi artık çok zor.
Tartışmaların odağına oturan “madde bazında fiyat açıklamalarına geri dönmesi” de gerekiyor. Uluslararası standartlara göre bunu açıklamaya zorunlu olmadığını söylüyor ama tartışmaların çoğu buradan çıkıyor. Eğer bir sıkıntısı yoksa; yeniden bu hesaplamaları yapıp, kamuoyuna açıklaması gerekir. Bu arada açıklamada Birol Aydemir’in itibarına dönük, “çeşitli partilerde görev alıp, sonra bu açıklamaları yapıyor” gibi, olayın siyasi olduğunu ima etmesi de, kurumun kendisine zarar verir. TÜİK yönetimi “Aydemir’in DPT uzmanıyken, bir grup arkadaşıyla, AKP’nin ilk ekonomi programını yazan grup içinde yer aldığını” unutmasın. Bir kurum eski Başkanı hakkında bu sözleri etmemeli.
MERKEZ BANKASI’NDAN KARARLILIK GÖSTERİSİ
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da, son günlerde daha fazla açıklama yapıyor. Karahan New York’ta AA’ya verdiği demeçte, yüzde 24’lük yılsonu enflasyon hedefini gerçekleştirmek için her şeyi yapacaklarını söylemiş.
Karahan, “daha yılın ikinci ayında, yeni koydukları yılsonu enflasyon hedefini revize edilmesiyle Merkez Bankası’nın itibar kaybına uğradığını” sonradan fark etti. Şimdi sürekli, yeni koydukları hedefi savunacaklarını söyleyip, sıkı para politikasının hedefe ulaşana kadar korunacağını söylüyor.
Karahan’ın güven vermek için bu kadar çabalamasının ardında, piyasalardaki “Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyümeden taviz verilmesini istemez, gevşek politikayı devam ettirir” algısının yattığını biliyoruz. Zaten şimdiye kadar da öyle oldu; “harcamaları kısarak para piyasalarına istenen mali desteği verecek önlemleri” Erdoğan önledi. Yeterince sıkı program uygulamasına, “büyüme hırsı” nedeniyle izin vermedi.
Bu noktada değişen bir şey yok; “iş insanlarından gelen şikayetler daha da arttığında, Erdoğan’ın yine büyümeden yana tavır alıp piyasaları gevşetecek kararları alacağını” herkes biliyor.
Başkan Karahan, “sıkı durmaya devam edeceğiz” diye güven vermeye çalışsa da, karar verenin başkası olduğunu herkes biliyor. O nedenle artık söze bakılmıyor, “yapın da görelim” deniyor.