Geleceğin meslekleri denildiğinde çoğu zaman uzay madenciliği, kuantum teknolojileri ya da henüz adı bile konulmamış işler anlatılıyor. Oysa tercih yapacak gençlerin derdi, “Önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de hangi alanlar büyüyecek?” Türkiye yaşlanıyor. Enerji sistemi yeniden kuruluyor. Tarım teknolojiyle birleşiyor. Fabrikalar robotlaşıyor. Otomobiller elektrikliye dönüyor. Ticaret internete taşınıyor. Buna karşılık işverenler elektrikçi, kaynakçı, bakım teknisyeni, CNC operatörü ve otomasyon uzmanı bulmakta zorlanıyor. Geleceğin meslekleri yalnızca yazılımcılardan ve mühendislerden oluşmayacak. Hem elini kullanabilen hem ekrandaki veriyi okuyabilen insanlar öne çıkacak. Asıl değer, mekanik bilgiyle elektroniği, saha deneyimiyle yazılımı birleştirebilenlerde olacak. İlk büyük alan tarım. Türkiye su zengini bir ülke değil. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1300 metreküpün altına indi. Kullanılabilir suyun yüzde 58’i tarımda tüketiliyor. Bu nedenle geleceğin çiftçisi yalnızca ürün yetiştirmeyecek; drone görüntülerini, toprak sensörlerini ve yapay zekâ verilerini de kullanacak. Bu dönüşümle birlikte hassas tarım uzmanlığı, tarımsal drone operatörlüğü, tarım teknolojileri mühendisliği ve tarımsal veri analistliği öne çıkacak. Hassas tarım uzmanları tarlanın tamamına aynı gübreyi ve ilacı vermek yerine hangi bölgenin neye ihtiyacı olduğunu hesaplayacak. Tarımsal drone operatörleri hastalıkları ve susuz kalan alanları havadan belirleyecek. Tarımsal veri analistleri kuraklığın hangi ürünü tehdit ettiğini, hastalığın hangi bölgeye yayıldığını, rekoltenin ne olacağını tahmin edecek. Sürücüsüz traktörleri ve tarımsal robotları ise ziraat mühendisleriyle birlikte mekatronik teknisyenleri, tarım makineleri teknisyenleri, sensör kurulum ve bakım uzmanları yönetecek. Akıllı sulama teknisyenleri ve su yönetimi uzmanları da toprağın nemini ölçecek, su kayıplarını bulacak ve aynı ürünün daha az suyla yetiştirilmesini sağlayacak. İkinci büyük alan enerji. Akkuyu tamamlandığında Türkiye elektriğinin yüzde 10’unu üretecek. Santralin çalışma ömrü 60 yıl, gerekli izinlerle 80 yıla kadar çıkacak. Bu da nükleer enerji mühendislerinden makine, elektrik-elektronik, kimya ve malzeme mühendislerine; radyasyon güvenliği uzmanlarından sertifikalı kaynakçılara kadar uzun süreli istihdam demek. Gündemdeki küçük mini reaktörler de yeni bir sanayi alanı yaratabilir. Üretim mühendisleri, kalite kontrol uzmanları, robotikçiler ve siber güvenlikçiler bu sistemlerde birlikte çalışacak. Dönüşüm nükleerle sınırlı değil. Güneş, rüzgâr, batarya depolama, şarj istasyonları, ısı pompaları ve bina otomasyonu da büyüyecek. Bu alanların tamamı dört yıllık üniversite gerektirmiyor. İki yıllık elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtımı mezunları arasından her 10 kişiden 9’u kayıtlı bir işte çalışıyor. Kontrol ve otomasyon ile elektrik bölümlerinde de her 10 mezundan 8’inden fazlası istihdamda. Üçüncü alan otomotiv. Türkiye’de elektrikli araç sayısı 2023 sonunda yaklaşık 80 binken bugün 450 bine ulaştı. Elektrikli araçlarda yağ değişimi, egzoz ve buji bakımı yok. Fakat yüksek voltajlı batarya, elektrik motoru, inverter, yazılım ve soğutma sistemi var. Oto tamirciliği bitmeyecek; biçim değiştirecek. Geleceğin ustası bilgisayarı araca bağlayacak, arızalı batarya hücresini bulacak, yazılımı güncelleyecek, kamera ve radarları ayarlayacak. Şarj istasyonu elektrikçileri, batarya teknisyenleri ve geri dönüşüm kimyagerleri de aranacak. Otonom araçlar yaygınlaştıkça (ki 5 yıl sonra otobanda şoförsüz TIR’lar göreceğiz) uzaktan araç operatörleri, otonom filo yöneticileri, otonom sürüş güvenliği uzmanları, araç yazılım teknisyenleri, sensör bakım teknisyenleri, kamera-radar kalibrasyon uzmanları, rota optimizasyon uzmanları, bağlantılı araç sistemleri uzmanları ve otomotiv siber güvenlik uzmanları öne çıkacak. Dördüncü alan robotik üretim. Dünya fabrikalarında her 60 çalışana bir robot düşerken Türkiye’de bu oran her 230 çalışana bir robot. Robotlar işçinin işini elinden alacak. Ama robot fabrikaya geldiğinde yeni meslekler de getirecek. Robotu birinin kurması, programlaması, bakımını yapması ve hata kodunu çözmesi gerekiyor. Bu nedenle mekatronikçiler, otomasyon uzmanları, CNC operatörleri, kaynakçılar ve bakım teknisyenleri daha değerli hale gelecek. Geleceğin fabrikasında bakım da makine bozulduktan sonra yapılmayacak. Sensörler titreşim ve sıcaklık değişimini önceden fark edecek; teknisyen arıza üretim hattını durdurmadan müdahale edecek. İŞKUR’a göre Türkiye’de 600 bin kişilik pozisyon için uygun eleman yok. Her 10 işverenden 7’si yeterli teknik beceriye sahip çalışan bulamamaktan şikâyetçi. Son büyük alan lojistik ve e-ticaret. Türkiye’de günde 5 milyondan fazla e-ticaret işlemi yapılıyor. Ürünlerin depolanması, paketlenmesi, taşınması ve bazen geri getirilmesi gerekiyor. Bu büyüme; tedarik zinciri uzmanları, depo otomasyon uzmanları, stok planlama analistleri, lojistik operasyon yöneticileri, rota optimizasyon uzmanları, robot bakım teknisyenleri, dış ticaret uzmanları ve gümrük müşavirleri için yeni iş alanları açacak. Sektördeki işletmelerin yalnızca yüzde 9’u dijitalleşebilmiş. Burada gidilecek daha uzun bir yolumuz olduğunun göstergesi. Türkiye’de e-ticaret yapan işletme sayısı da 635 bine yaklaştı. Bu nedenle e-ticaret operasyon uzmanları, pazaryeri yöneticileri, performans pazarlama uzmanları, dijital reklam analistleri, müşteri deneyimi uzmanları, dönüşüm optimizasyon uzmanları ve iade yönetimi uzmanlarına ihtiyaç artacak. Bu meslekler reklam harcamasının satışa dönüşümünü, müşterinin neden sepeti terk ettiğini, hangi ürünün ne zaman tükeneceğini, iade oranlarını ve stok hareketlerini yönetecek. Bütün bu alanların ortak noktası şu: Türkiye’nin önümüzdeki beş yıldaki ihtiyacı, teknolojiyle birlikte üreten, bakım yapan, veri okuyan ve sahada sorun çözen insanlar olacak. “Türkiye’de yükselen mesleklerin” ikinci bölümünü bir sonraki yazımda ele alacağım.