İnsan yaş aldıkça yılları takvim yapraklarıyla değil, anılarla saymaya başlıyor. Bir yaz mevsiminden geriye bir kır çiçeği, uçuşan bir kelebek; bir sonbahardan sararmış yapraklar, sabah sisi, saçlarımızdan geçen serin bir rüzgâr kalıyor. Yaşam dediğimiz büyük yolculuk, sonunda böylesine küçük görüntülerle belleğimizde yer ediyor. ★★★ Gençlikte bunların çoğunu görmeden geçiyoruz. Güneş her sabah doğacak, bahar her yıl gelecek, dostlar hep aynı kapıdan girecek sanıyoruz. Zamanın sonsuz olduğu yanılgısı belki de gençliğin en güzel ayrıcalığıdır. Sonra insan bir gün duruyor. Geçmiş yazları düşünüyor. Eski yüzleri, sesleri, evleri, artık bulunmayan insanları... Ve ilk kez kendisinin göremeyeceği baharların da geleceğini kavrıyor. Bu düşünce ürkütücü olduğu kadar güzeldir de. Çünkü biz olmasak bile ağaçlar yeniden yeşerecek. Başka çocuklar başka ormanlarda, bizim hiç görmediğimiz yeşilleri görecek. Başka insanlar sevinecek, üzülecek, sevecek, ayrılacak; bizim bilmediğimiz bir dünyanın sabahlarına uyanacaklar. ★★★ İnsanın ölümlülüğü, yaşamın sürekliliğini ortadan kaldırmıyor. Tersine onu daha anlamlı kılıyor. Bizden önce yaşayanlar vardı. Ellerini tuttuğumuz kimi insanlar artık yok. Onların da umutları, kaygıları, bekledikleri kapılar vardı. Şimdi biz onların yerindeyiz. Bir gün başkaları bizim bıraktığımız dünyada yaşayacak. İşte sorumluluk burada başlıyor. Göremeyeceğimiz geleceğe nasıl bir dünya bırakacağız? Bizden sonra geleceklerin göreceği o “başka yeşil” temiz bir ormanın yeşili mi olacak, yoksa yitirilmiş güzelliklerin anısı mı? İnsanlara bıraktığımız miras kırgınlık mı olacak, sevgi mi; karanlık mı, aydınlık mı? Yaşam yalnız yaşadığımız yılların toplamı değildir. Bizden önce gelenlerden aldıklarımızla, bizden sonra geleceklere bıraktıklarımız arasındaki köprüdür. Yaşlandıkça insanın istekleri de sadeleşiyor. Büyük sözler, makamlar, gösterişler önemini yitiriyor. Bir odanın sıcaklığı, tanıdık bir ses, dostça açılan bir kapı, beklenen bir ayak sesi daha değerli oluyor. Belki yaşamın en insanca yanı da budur. Bütün geçmişi düşünürken bile kulaklarımız kapıdadır. Çünkü insan, sonbaharın geldiğini bilse de bir sesi beklemekten vazgeçmez. Kışın ardından göremeyeceği bir baharın geleceğini bilmek bile ona yetebilir. ★★★ Yaşam geçer. Mevsimler geçer. Biz de geçeriz. Ama sevgi, anı ve umut, kapının ardında duyulacak bir ayak sesi gibi yaşamayı sürdürür.