Sevgili okurlarım,
Dün Tayyip Erdoğan’ın Berkin Elvan’ın annesini mitingde yuhalatmasına getirdiği yorum nedeniyle toplumun büyük tepkisini çeken Yavuz Bingöl’ün babası 50 yıllık eğitimci Yılmaz Bingöl’le yaptığımız söyleşiyi okudunuz.
Bugün de Yavuz’un kardeşi Oğuz Bingöl’ün bana yazdığı çok çarpıcı tespitlerle dolu mektubu sunuyor, yorumu sizlere bırakıyorum.
* * * *
“Sayın Uğur Dündar,
Ağabeyim Yavuz Bingöl’ün tüm sevenlerini, kendisine umut bağlayanları, türküleriyle büyüyen tüm dinleyenlerini büyük hayal kırıklığına uğratan evrimini, herkes gibi ben de hayretle izliyorum. Son olarak Berkin Elvan’ın annesinin yuhalatılması konusundaki yorumu,15 yaşında 15 kilo olarak aramızdan ayrılan, katillerinin yakalanması konusunda sürekli bir kandırmaca ve oyalamaca süreci yaşanan, annesi zarar görmesin diye çıktığı sokakta ekmek almaya giderken polisler tarafından katledilen cesur evladım Berkin’in ailesi kadar, beni de yürekten yaraladı. Kardeş ve vicdan, kardeş ve adalet arasındaki tercihimi yapmak zorunda bıraktı. Ne kadar zor olsa da doğru bildiğimi yaptım.
Ben de Berkin gibi 14 yaşında olan Taylan Özgür isimli bir evlat babasıyım diğer oğlumun adını da Deniz koydum, onlar gibi kardeş olurlar ümidiyle...
Berkin’in yaşadıkları benim evladımın başına gelse, bir baba olarak böyle bir acıyı kaldırabilir miyim, bilmiyorum...
* * * *
Bu tabii ki birkaç aylık savrulma sürecinin son perdesi idi. Erdoğan’ın Başbakan iken verdiği iftar yemeği ile başlayan ve Tunceli’deki övgü dolu konuşma ile devam eden süreci, en başından beri mümkün olabilecek şekilde eleştirdim ve uyardım. Abisi olsam kulağından da çekerdim ama değilim. Ancak nafile... Her seferinde bir adım ötesi ile karşılaştık!.. Önce iftar, ardından beraber türkü söyleme, ardından Tunceli de AKP’yi övme ve en son olarak da evlat acısı ile yanan bir annenin yuhalatılmasını insani bir kılıf içine sokma çabası!..
Belki siz, belki okurlarınız da inanmayacak ama şunu da söylemeliyim: Yavuz Bingöl’e al şu 10 milyon dolar parayı hırsızları, zalimleri öv deseniz yapmaz, yüzüne bile bakmaz. Bu nedenle basında sık sık yazılan satın alma suçlamalarını yersiz buluyorum. Sorun bu kadar basit ve yüzeysel değil. Yılda zaten en az 20-30 konser veren, her sene birçok reklam filmi, sinema filmi, dizi teklifi alan, ayda ortalama 300 bin lira kazanan bir kişinin bunlarla kandırılması mümkün mü? Sorunun psikolojik bir savrulma, kendisini ait hissettiği yerde sahipsiz, değersiz ve yalnızmış gibi algılaması, bunun sonucunda da duygusal zaaflarına yenik düşerek, “bu kadar çoğunluğun bir bildiği vardır” savıyla, aşırı safça kandırılması olduğunu düşünüyorum. Sayın Yalçın Küçük “Bizim aydınlarımızı, sanatçılarımızı devşirerek büyüyorlar” diyor. Tamamen katılıyorum.
* * * *
Diyeceksiniz ki, peki Yavuz Bingöl nasıl bu tuzağa düştü? Yavuz Bingöl kadar, çevresini kuşatan şakşakçı, menfaatçi insanların da bu akıl almaz pozisyonda büyük etkileri olduğunu düşünüyorum. Tüm ülkenin kaderi iki dudağının arasında olan diktatöre Yavuz Bingöl’ün yakın olmasından fayda göreceklerini hesaplamış olmalılar. Çevresinde gerçek dost arıyorsa son aylarda kendisine küsenler listesini kalbine yazsın, bir daha da unutmasın onları derim. 50 yaşında, bu kariyerde, Yılmaz Bingöl gibi bir babanın, Şahsenem Bacı gibi bir annenin evladı, değil tok iken aç kalsa bile namerde boyun eğmemeli, zalimlerin, hırsızların karşısında dimdik durabilmeli idi. Biz hiçbir zaman böyle bir aile olmadık. 73 yaşındaki emekli milli eğitim müdürü, 50 yıllık öğretmen babam Yılmaz Bingöl kirasını ödeyebilmek için hâlâ evinde özel ders veriyor.
* * * *
Şu anda (Yavuz’un) yapması gereken ilk şey; bizzat Berkin Elvan’ın ailesini ziyaret ederek samimi, yürekten bir özür dilemek olmalı. Gerekirse dizlerinin üstünde. Buradan söz veriyorum eğer ağabeyim beni kardeşlikten silmemiş ise ve Berkin Elvan’ın ailesi de kabul ederse, her şeye rağmen ben de orada olmaya, bu büyük acının hafifletilmesinde katkı sunmaya hazırım. Bu özrün ardından, ülkeyi ele geçiren bu zalimler karşısında mazlumun, aç ve işsiz garibanların arasına, aslında ait olduğu yuvaya dönmek için sessizce affedilmeyi beklemeli.
Yavuz Bingöl’ü sevenlerden de bir ricam var:
Yavuz Bingöl’ü kaybetmek hiç kimseye bir fayda sağlamaz. Amaç; onu devşirmeye çalışan hırsızlara inat, onu en zayıf yerinden yani kalbinden tutarak aramızda kalmasını, en güzel türküleri yine bize, sadece bize söylemesini sağlamak olmalıdır.
Hem size, hem de sizin aracılığınızla tüm SÖZCÜ okurlarına saygılar sunuyorum...”