Reklamsız Sözcü

Turnayı gözünden vurmak

13 Aralık 2015

Ben bile Bilgi Üniversitesi'nde tarih yüksek lisans programına başlayıncaya kadar “Turnayı gözünden vurmak” deyimini avcılıkta başarılı olmaktan yola çıkan başarılı bir iş yapmak anlamında sanırdım. Meğerse bu deyimde adı geçen turna, bildiğimiz turna kuşu değilmiş. Turna, devşirme yoluyla yeniçeri yapılacak acemilere verilen isimmiş. Osmanlılarda, Balkanlarda bir yer fethedildiğinde o bölgedeki gençler ve çocuklar toplanır, lisanlarını bilmeyen turnacıbaşılar bu çocuklarla bir mülakat yaparak seçemeyeceği için sadece gözlerine bakarak nereye alınması gerektiğine karar verirlermiş. İçlerinden bazıları Enderun'a yollanır, büyük devlet adamı olması sağlanırken, bazıları da yeniçeri yapılırmış. Beğenmedikleri ise köylerinde kalırlarmış. Mesela Sokullu Mehmet Paşa, Pargalı İbrahim Paşa, Rüstem Paşa, Mimar Sinan gibi isimler gözünden vurulan turnalarmış. Turnacıbaşının seçtiği acemi çok iyi çıkarsa turnayı gözünden vurdu, denilirmiş.

KARNIMIZ ZİL ÇALINCA…

Ben, dünyaca ünlü ağrı uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci ve medikal direktörümüz Onur Gündemer ile yeni açılan Maltepe'deki Onkoloji Hastanesi'ndeyiz. Kanser alanında Türkiye'nin en iyi hastanelerinden biri… Biz de kendi alanımızda onlara en iyi desteği sağlamaya çalışacağız. Hastaneyi geziyor, gerekli toplantımızı yapıyoruz. Ama vakit öğleni vuruyor, karnımızdan zil sesleri duyuyoruz.
Maltepe Meydanı'na indiğimizde etrafımızda bizi tabelalarıyla davet eden o kadar çok yer var ki. Vaktimiz de az, kimin ne yaptığını, lezzetini bilmiyoruz. Ufacık bir mekan, MALTEPE KÖFTECİSİ, ilgimizi çekiyor, oraya yöneliyoruz.
Önce mönüye bakıyoruz, isminden de anlaşıldığı gibi köfte ağırlıklı bir mekan. Çıtır tavuk ve Özbek mantısı da var. Ortaya çıtır tavuk, her birimize karışık köfte söylüyoruz.
Mekanın sahibi olduğunu sonradan öğrendiğimiz Oktay Kayaoğlu, telefonla verilen siparişleri yetiştirmeye, eşi Ayşe Hanım, yemekleri pişirmeye, muhtemelen aileden olduğunu sandığım bir bayan ise garsonluk yapmaya çalışıyor. Topu topu üç kişiyle dönüyor Maltepe Köftecisi. Öğle saatlerinde de yoğunlaşınca yavaşlıyor trafik. Biraz suratımız asılıyor, ne de olsa acelemiz var. Ortaya çıtır tavuk gelince yüzlerimiz gülmeye başlıyor, İzmit'te Tavukçu Necdet'te yediğimiz o enfes tavuklar geliyor aklımıza.

KÖFTESİ ÇOK BAŞARILIYDI

Köfteler gelince, tamam diyoruz turnayı gözünden vurduk. Bilmediğimiz, duymadığımız bir mekana gittik ve köftesi çok başarılı çıktı. Özellikle benim gibi pek acı sevmeyen birini bile hayran bırakan acılı köftesi ve kaşarlı köftesi çok başarılıydı. Kaşarı sonradan koydukları için etin arasında kaynayıp gitmemiş, kendini ortaya koyup nefis bir lezzet ortaya çıkarmış.
Tatlıya gelince yanımızda şoförümüz Orhan Uzunoğlu da olduğu için trileçe istedik. Çünkü şimdiye kadar yediğim en güzel trileçeyi eşi Suna Hanım yapıyor ve onun yaptığı ile karşılaştırmak istedim. Ama şansımız yokmuş, kalmamış, yetişememişiz. Onun yerine önerdikleri sütlacı isteksizce kabul ettik. Ama iyi ki kabul etmişiz. Ayşe Hanım'ın yaptığı bu ev tipi sütlaç bizi geçmişe götürdü. Kimimiz annesinin sütlacını hatırladı, kimimiz anneannesinin, kimimiz de babaannesinin… Çok da lezzetliydi, bizden tam puanı aldı. Çaylarımızı içip bizi bekleyen hastalarımıza doğru yola çıkarken hepimiz aynı fikirdeydik, turnayı gözünden vurmuştuk.

NEREDEN ÇIKTI BU GARİP MEYVE?

Bu günlerde hangi manava gitsem, hangi markete uğrasam daha önce çok nadir görmeye alıştığımız bir meyve çıkıyor karşımıza: TRABZON HURMASI.
Domatese benziyor ama domates değil, adı hurma ama hurma değil, sanki çürümüş gibi, ama çürümüşü daha lezzetli. Bir garip meyve anlayacağınız. Biz çocukken dedem çok severdi, ama aşırı tanenli, pas yalamış hissi veren tadı yıllarca yememe mani oldu. Ama son çıkan Trabzon hurmalarında o tanen tadı büyük ölçüde giderilmiş, sanki muhteşem bir tatlı yiyorsunuz. Muhtemelen iyi bir aşılama ürünü. Her ne kadar çoğunlukla Bursa ve Antalya'dan gelse de adı yine de Trabzon hurması.
Bugünlerde nerdeyse bağımlısı oldum denilebilir, her gün bir iki tane yiyorum. Öncelikle sindirim sistemine iyi geliyor, kabızlığı önlüyor. Zayıflama diyetleri için ideal, sanki okkalı bir tatlı yiyorsunuz ama kalorisi düşük. Şeker hastaları illa tatlı veya meyve diye tutturursa biçilmiş kaftan, sakaroz oranı çok düşük, früktoz oranı yüksek. Demir de içerdiği için kansızlığa, A vitamini içerdiği için gözlere, B vitamini içerdiği için de yorgunluğu giderici faydası var. Ben çok seviyorum, umarım siz de seversiniz.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp