Sözcü Plus Giriş
BURAK GÖRAL

Farklı bir suikastçı hikayesi

24 Aralık 2016

İlk kez 2007'de piyasaya sürülen bilgisayar oyunu “Assassin's Creed”in ana kahramanının bir haşhaşi olması, konuyu daha da enteresan bir hale getiriyor.  İkibinli yılların en çok takip edilen oyun serilerinden biri olan “Assassin's Creed” sonunda Hollywood'un filmleştirdiği oyunlar kervanına katıldı. Bilgisayar oyunlarının hikayeleri genellikle güdük olurlar, karakter ya da olayların güçlü ve derinlemesine gelişimleri yoktur. Bir an önce oyunu oynayan kullanıcının hikayeye dahil olabileceği aksiyonlu kısımlara yüklenilir. “Assassin's Creed”de de olayların günümüzle İspanyol Engizisyonu döneminde geçiyor olmasının dışında öyle olağanüstü hikayeleri yok. Film, Tapınak Şövalyeleri ile Suikastçılar olarak bilinen haşhaşilerin peşine düştüğü ‘Cennet Elması'nın ele geçirilme hikayesi.

assassin_1

Hikaye 1492, 1986 ve 2016 yıllarında yaşanan olayları anlatıyor. 1986'da babasının annesini gözlerinin önünde öldürdüğüne şahit olan Cal adlı bir adam 30 yıl sonra işlediği ağır suçtan dolayı idama mahkum edilmiştir. Ancak beklenmedik gelişmeler, onu gelişmiş bir teknolojinin yardımıyla 500 yıl önceki suikastçı Aguilar'ın Endülüs'teki son derece tehlikeli anılarını yaşamaya yönlendirir. Tapınak Şövalyelerini günümüzde temsil eden Alan Rikkin ve yardımcısı, kızı Sofia bu teknoloji sayesinde Adem ve Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan ‘elma'yı bulmak istiyordur. İçinde insanlığın ‘özgür irade'si vardır çünkü.

Bu üfürükten hikayesine rağmen, 15. yüzyılın Endülüs'ünde çatıdan çatıya atlayan şövalye ve suikastçılar heyecanlı sahneler yaratıyorlar, tıpkı oyunlardaki gibi. Yönetmen Justin Kurzel, önceki filmi “Macbeth”teki estetik anlayışını aynen sürdürmüş. Bu yüzden biraz fazla karanlık, toz toprak içinde geçen aksiyon sahneleri benzer türdeki diğer filmler gibi alıştığımız rahatlıkla izlenemiyorlar. Hatta sevilen aktör Michael Fassbender çoğu sahnede seçilemiyor bile. Zaten kostümü de tanınmasını zorlaştırıyor. Ayrıca Cal adlı karakterinde de herhangi bir özellik, karakter bilgisi de yok. Öylesine bir adam işte. Böyle olunca canı için de endişe etmiyorsunuz film boyunca. Sofia ile arasında geçen sahnelerde de hep bir şeyler eksik.

Ama yine de olayların hızlandığı sahneler gerçekten iyi çekilmiş, iyi müziklerle desteklenmiş ‘ateşli' sahneler olmuş. Özellikle oyunlara aşina olanlar bu sahnelerden daha çok keyif alacaklardır. Fassbender'e suikastçı sahnelerinde eşlik eden yoldaşı Maria rolünde Ariane Labed da enerjisi ve duruşuyla, kendine has güzel bakışlarına ve iyi bir oyuncu olmasına rağmen Marion Cotillard'ın önüne geçiyor.

3 yıldız
Assassin's Creed
Yönetmen: Justin Kurzel
Oyuncular: Michael Fassbender, Marion Cotillard, Jeremy Irons
115 dk.

İçinizi ısıtacak bir kadın

Dünya tarihinin pek çok özel yeteneği, birbirinden iyi çekilmiş sinema filmlerinde konu edilmiştir. Yeteneksizliği ile tarihe geçmiş bir karakterden iyi bir film çıkarmak en başta çok da mümkün gözükmemektir haliyle. Dünyanın en kötü yönetmeni olarak ün yapmış Edward D. Wood'un hikayesini anlatan “Ed Wood” bunu başarmış filmlerden biriydi. Wood, fazla yetenekli değildi belki ama sinemaya karşı derin bir tutkusu ve sevgisi vardı. Tim Burton'ın 1994 yapımı filmi tam da bunu anlatıyordu işte. Usta yönetmen bu matrak hikayeden yola çıkarak bir ‘insan' hikayesi anlatıyordu.

florence_2

Florence Foster Jenkins de genç yaşta yaptığı yanlış evlilik yüzünden ömür boyu hasta yaşamak zorunda kalan, sanata ve müziğe aşık zengin bir kadındır. Çok aşık olduğu ama hastalığı yüzünden yakınlık kuramadığı kocası St. Clair ile 1940'ların New York'unda amatör olarak soprano eğitimi almaktadır. Hastalığı ve saf iyiliği karşısında kocası başta olmak üzere etrafındaki hiç kimse ona bu konuda bir yeteneği olmadığını söyleyememektedir. Florence dersler ilerledikçe plak kaydetmeye sonra da büyük bir konser vermeye karar verir. En başta kocası onun berbat sesi ve söyleme tekniğiyle kendisini rezil etmesini önlemeye çalışır. Engel olamayacağını anlayınca da olağanüstü bir destek hareketi başlatır..
Tecrübeli yönetmen Stephen Frears, filmin başlarında bu yaşanmış hikayeyi bir durum komedisi gibi algılamamıza rağmen bir yerden sonra öyle bir döndürüyor ki, değişik ve gerçekten de yüreklere dokunan bir aşk hikayesine dönüşüyor film. Florence'in kocası St. Clair ile yaşadığı ‘temassız' aşk, St. Clair'in başka bir kadınla olmasına rağmen karısına duyduğu düşkünlük, onu sürekli mutlu tutma isteği ve tabi ki zengin olmasına rağmen pek çok şeyden mahrum yaşamak zorunda kalan iyi niyetli, sanatsever ve yaşı geçkin ama çocuksu Florence'ın içten içe yaşadığı dram gerçekten etkileyici. Büyük oyuncu Meryl Streep'in yine olağanüstü bir performansla canlandıjrdığı Florence ve Hugh Grant'ın samimiyetle hayat verdiği St. Clair karakterleri kendilerini izleyiciye sevdirmekte hiç zorlanmıyorlar. Meryl Streep yüzde 99, önümüzdeki yıl yirminci kez Oscar'a aday olacaktır.

Daha çok “The Big Bang Theory” adlı komedi dizisinden tanınan Simon Helberg'in Florence'ın yeni piyanisti Cosmé rolünde de oldukça etkileyici bir komedi performansı sunduğunu belirtmek gerek.
Zaman zaman gülerek bazen de duygulanarak izliyorsunuz “Florence”ı. ‘Yeteneksizlik' herhalde daha önce hiç bu kadar sıcak bir hikayeyle anlatılmamıştı sinemada. Florence'a ve kocası St. Clair'e de bayılacaksınız!

3,5 yıldız
Florence
Yönetmen: Stephen Frears
Oyuncular: Meryl Streep, Hugh Grant, Simon Helberg
111 dk.

KISA KISA

Gizli Güzellik

Küçük kızını kaybeden acılı bir adam, bir türlü normal hayatına dönemeyince üç yakın arkadaşı onu kendine getirmek için farklı bir yol ararlar. Hollywood'un Noel tatili için yaptığı bol yıldızlı filmlerden biri. Çok iyi fikirlerle birlikte Will Smith, Edward Norton, Kate Winslet, Keira Knightly, Helen Mirren gibi yıldızlar da birer birer harcanmış maalesef! Yine de Will Smith'e dokunaklı karakterler yakışıyor. Filmde referans olarak gösterilen ve esinlenilen George Cukor filmi “Gaslight” ise bulup izleyin, bu filmden daha çok keyif alacaksınız.
2 yıldız

Meçhul Kız

Belçikalı ünlü yönetmenler, Dardenne kardeşlerin yeni filminde genç bir doktor olan Jenny, mesai saati geçtiği için, çalıştığı muayenehanenin ziline basan bir genç kıza cevap vermez. Kız ertesi sabah ölü bulununca Jenny onun kim olduğunu araştırmaya karar verir. Çünkü isimsiz bir mezarda gömülmesini istemez. Güçlü bir Dardenne Kardeşler filmi değil, kardeşlerin önceki filmleri “İki Gün Bir Gece” kadar vurucu hiç değil. Ama yine de vicdan meselesi üzerine iyi bir öykü anlatıyor film. 3 yıldız

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more