
Hiç kolay değil her hafta 150 dakikayı aşkın dizi yazmak.
Dizi eleştirisi yaparken tabii ki bunu göz önünde bulunduruyorum. Can olsa dayanmaz. Bütün hikâyelerin çabuk tıkanması normal.
Ama ‘Poyraz Karayel’ dizisinin son birkaç haftadır başına gelen şey hikâye tıkanmasından çok, hikâyenin bu dizinin özünden uzaklaşıyor olması.
Dizinin senaristi Ethem Özışık bize her bölüm sezon finali gibi senaryolar verdi.
‘Poyraz Karayel’in müthiş başarısını böyle perçinledi.
Bu nedenle de sanırım beklenti çıtamız çok yükseldi.
Ama sanki son üç bölümdür diziyi bir başkası yazmaya başladı. Şiddet dozu gereksizce çok yükselen dizide hikâye ne yazık ki eski akıcılığını ve heyecanını yitirdi.
Sefer gibi dizinin sac ayaklarından sayılabilecek bir karakterin öldürülmesi hikâyeye gereken hizmeti veremedi. Ve bence ciddi kayıp oldu dizi için.
Umarım bu bir geçiş dönemidir ve umarım Poyraz’ın ortaya çıkan kardeşi ile birlikte eski mesut günlerimize döneriz.
Ama dizinin böyle giderse kendi kendisinin karikatürü haline gelmesi an meselesi.

KALBEN'LE İLK TANIŞMA
Birkaç kez bahsetmiştim bu satırlardan. Kalben isimli yeni sanatçı hanım kızımıza bayılıyorum. Kendi adını taşıyan ilk albümü uzun zamandır dinlediğim en samimi iş. Önceki akşam bu samimiyetin gerçek olup olmadığına bakmak için Kadıköy’de buldum kendimi. Dorock XL’deki konser beni yıllar öncesine götürdü. Her geceyi Taksim Kemancı’da geçirdiğim, çıkan her grupla arkadaş olduğum o güzel yıllara gittim. Dorock XL hayli güzel bir mekânmış bu arada. Tek sıkıntı konser alanının çıkışının sürekli tıkanması. Ama Kalben sahne alınca tüm tatsızlıklar bir anda kayboldu. Müzikal kariyerinin başında çıtı pıtı bir kızın nasıl da devleştiğine tanık oldum. Tabii bir de yine kariyerinin başındaki bir sanatçının sahnedeki sahiciliğine coşkuyla eşlik ettim. Şarkıları albüm gibi çaldılar, Kalben de süper seslendirdi. Heyecanı performansına olumlu yansıdı. Umarım bu heyecanını asla yitirmez ve adına profesyonellik denilen ama ülkemizde aklını parayla bozmak olarak anlaşılan hastalığa yakalanmaz. Tebrikler hemşire!

Bunu ben de yaparım
DOT Tiyatro Kanyon’a taşındığından beri gidip oyun izleyememiştim. Kısmet İbrahim Selim’in tek kişilik ‘Bunu Ben de Yaparım’ oyununaymış. Nick Hornby’nin kaleme aldığı, Serkan Salihoğlu’nun yönettiği oyun gece kulüplerinde korumalık yapan bir adamın bir sanat galerisine yine aynı görevle geçmesi sonucu olanları çok gerçekçi bir dille anlatıyor. Sıradan insanın sanata bakışına muzip bir bakış atan oyun klişe deyimle kâh ağlatıyor kâh güldürüyor ama yer yer yanağımıza koca birer şaplak atmayı da ihmal etmiyor. Oyunculuğunu zaten çok sevdiğim İbrahim Selim yine formunda. Modern tiyatro sevenler mutlaka izlemeli.