Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Hukuksuzluk

10 Mart 2016

Toplumsal yaşamın güneşi ve güvencesi saydığımız hukuk, Arapça kökenli bir sözcük olmakla birlikte günümüzde ulusal yaşamın düzen ve güven içinde gerçekleşip sürmesini sağlayan devlet yaptırımlı kurallar bütünüdür. “Haklar” anlamında da kullanılmaktadır. Özellikle çağdaş demokrasilerde devletin temelini oluşturan bilimsel yapıyı anlatmaktadır. Türkiye'mizde cumhuriyetin kaynağı ve dayanağıdır. Yurttaşların yaşam güvencesidir.
Adalet, hukuktan türetilmektedir. Hukuku gerçekleştirme, yerine getirme, hakkı sağlayıp koruma, haksızlığı önleme olarak özetleyeceğimiz adaletin anası olan hukuk, uluslararası ilişkilerde de etkinliğini sözleşme, anlaşma ve antlaşmalarda belirgin kılan bir insanlık kurumudur. İlk çağlarda dinlerin kotarmaya çalıştığı kimi sorunları giderek uygarlaşan ilişkilerde hukuk üstlenmiş, lâiklikle birlikte bilimsel bağlamda devletin özgün niteliği durumuna gelmiştir. Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olduğu devlettir. Devlet gücünü anayasa, yasalar, tüzükler, yönetmelikler ve öbür hukuk düzenlemeleriyle kullanır ve yaşama geçirir. Hukukun egemen olduğu yerde aydınlık vardır.

AYKIRI YÖNTEMLER

Devletin yurttaşlarıyla, yurttaşların birbirleriyle ilişkilerinde hukuku gözardı ederek gelişigüzel, bildikleri gibi davranmaları hukuksuzluktur. Devlet yapısında demokrasiye aykırı yöntemler, kişisel yaşamda yasak ve aykırı güç kullanımı yoluyla sonuç alma girişimleri hukuksuzluğun dayatmalarıdır. Eşitlik, genellik, denge, düzen, güven, yasallık, bilimsellik ve sağlık kavramlarının tersine çevrilmesi, esenlik, erinç ve mutluluğun karanlığa gömülmesidir.
Tarihin kara sayfaları, bu tür dönemlerin ve yönetimlerin belgeleridir. Bir ailenin, bir kişinin ya da belirli bir sınıfın egemen olduğu yönetim halkın ezilip yadsındığı bir düzendir. Siyasal yaşamda güçle ya da şöyle veya böyle bir yere gelmiş olan eğitimsiz, bilgisiz, doyumsuz, kimi bağımlılıkları olanlar kuruntularıyla kendilerini hukukun üstünde görüp despotluğa soyunurlar. Bunların yıktıkları ilk temel, hukuktur.

YURTTAŞIN GÖREVİ

Demokrasilerde seçimler hukukun yaşama geçmesinin aracıdır. Oylarını namus ve onur bilerek kullanmak, seçmenin yurttaşlık ve insanlık bilincinin gereğidir. Seçimler için başta konuşmalarla, sonra olanaklar sözüyle, yardım ve armağanlarla aldanıp oy kullanmak oyunu satmaktır. Ülkeyi, ulusu, çocuklarımız öncelikli geleceği düşünerek oy kullanmalıdır. Partizanlıkla, dincilik ve mezhepçilikle, tarikatçılık ve aşiretçilikle, bölgecilik ve çıkarcılıkla seçimi yaşamak ona yaraşır olmamaktır.
Unutulmamalıdır ki hukuksuz kalmak, adaletsiz, güvencesiz, kimsesiz, devletsiz, ülkesiz, yarınsız kalmak demektir. Çok şeyle bağın kopması demektir. Kötülükleri, haksızlıkları çekmek, ezilmek, soluksuz, ekmeksiz, susuz, ışıksız kalmak demektir. Yargıya, karakola koşmak zorunda kalanlar, yargıdan sonuç alamayanlar, haksızlık ve kötülüklerin acısını çekenler hukuksuz kalmanın ne demek olduğunu daha iyi bilirler. Hukuksuz kalmak, her şeyini yitirmekle, yok olmakla birdir.
Görevi, kendisini korumak için yapmaktan çok başkalarını korumak, onlara yararlı olmak için yapmak anlamlıdır. Yurttaşların adalete saygısı, inancı ve güveni toplumsal barışın kaynağıdır. Hukukçuların görevlerini tam anlamıyla yerine getirmeleri seçkinliklerinin başlıca koşuludur. Etiket hukukçusu değil, ahlâkı ve bilgisiyle, bağımsız, yansız duruşu ve tutumuyla adaletin anıtı olmalıdırlar.

GÜNÜMÜZ

Kayyum yönetimleri çalkantısında şehit haberleri, gereksiz ve üzücü tartışmalar, kimi sakıncalı konuşmalar ve kalkışmalarla üzüntüyü ağırlaştıran olumsuzluklar yaşanmaktadır. Bir zamanlar “Boğaza 3. köprü intihardır” diyen Bay RTE şimdi âlâyıvâlâ ile köprü etkinliklerine katılıyor. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanı'nın usdışı önerileri insanı ürpertiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, anlamsız ve çağdışı görüşlerle insanımızın yaşam aydınlığını gölgeliyor. Lâik cumhuriyetin başkentinde şeriat çılgınlarını seyretmekle, çığlıklarını dinlemekle yetinen iktidar, 5 bin yargıcı paralelci savıyla dışlamaya kalkışıyor. Dünya kadınlar gününde polisler kadınlara sert davranışlarıyla kınanıyor. Şeriatçılara sessiz kalınması, o kesim başkasına oy vermeyeceği için iktidarın siyasal beklentilerine bağlanıyor. Yeni Anayasa ve bireysel başvuru sınırlamaları tartışılıyor. Hepsinin önünde ve ardında Atatürk düşmanlığı ve inanç sömürüsü.
Baharın değişik oluşumlarını sağlıkla izlemek dileğiyle.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more