İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ekonomide son iki çeyrekte kamu ve inşaat harcamalarıyla yakalanan büyümenin bundan sonra sürdürülebilirliğinin izlenecek politikaya bağlı olduğuna dikkat çekti. Bali, İş Bankası’nın Londra’da 1.1 milyar doları aşan sendikasyon kredisinin imza töreni sonrasındaki sohbet toplantısında sorularımızı cevapladı. Önümüzdeki dönemde 2019 yılındaki seçimlere kadar geçecek sürede izlenecek politikaların ekonominin rotasında belirleyici olacağı mesajını veren Adnan Bali, ‘’Bekleyişler olumluya dönmez ve 2019’a kadar ekonomiye ivme yine kamu harcamaları ile verilecek olursa, bu ekonominin uzun süredir çapası olan mali disiplinden dönüş yapılamayacak kadar uzaklaşılması  anlamına gelir. Temel risk de budur’’ ifadelerini kullandı.

ÇEVİRDİK DİYEBİLMEK İÇİN

Büyümenin daha çok kamunun öncülüğünde ikinci çeyrekte ve inşaat harcamalarının öne çıkmasıyla yatırımların ivmelendirilerek başarıldığınadikkat çeken Bali, sözlerini şöyle  sürdürdü: ‘’Şimdi bundan sonrası için bunun ne kadar sürdürülebilir mahiyette bir büyüme kompozisyonu değişikliğine gidip gitmeyeceği önemli. Yani gene bekleyişlerde ciddi bir olumluya dönmeme nedeniyle özel kesimin yatırım harcamaları, özellikle imalat sanayinde, özellikle sanayi üretiminde ivmelenerek giden ihracattan pozitif katkı alan bir büyümeye dönüşürse, biz bunu çevirdik demektir. Bunun vergi gelirlerine  olan olumlu etkisiyle de bütçe açığı/GSYH oranındaki bozulmayı yeniden düzeltmeye doğru gidebilecek olunursa da 2008’in senaryosuna benzer bir şeyi bir daha yaşayabiliriz.’’

TEMEL RİSK UYARISI

Şu an büyümenin sürdürülebilir bir kompozisyona evrilip evrilmediğini göremediklerini vurgulayan Bali, önümüzdeki döneme ilişkin şu önemli bilgileri aktardı: ‘’Yok bu öyle olmaz, bekleyişler olumluya dönmez ve kamu 2019’a kadar gidecek siyasal süreçler nedeniyle de mecburen yine ekonomiye ivmeyi gene kendi vermek zorunda kalır ise bu defa Türkiye ekonomisinin uzun süreden bu yana aslında çapası olan mali disiplinden kolay dönülemeyecek derecede uzaklaşmak anlamına gelir. Temel risk budur. Şimdi bundan sonraki dönemin bu büyümeyi sürdürülebilir kılacak bir kompozisyona doğru evrilip evrilmediğini görmemiz gerekiyor. Benim gördüğüm bu. Şu anda bunun için bir öngörünüz var mı derseniz, şu an için bunu görmüyoruz, bilmiyoruz. Bekleyişler ne kadar değişecek? Mesela şunları biliyoruz; PMI endeksi 2011’in Mart’ından sonraki en yüksek değerinde. Sanayi üretimi 2011’in Ocak ayından sonraki en yüksek değerinde. İstihdam… 700 bin kişinin üzerinde net istihdam artışı var. Son bilmem 10 yılın ortalama artışı 332 bin… Bunun iki katı gerçekleştirilmiş durumda şu ana kadar. Yani işsizliğin düşmüyor olmasına takılmayınız. O, hep işgücüne katılımla ilgili. Türkiye, 7.7 milyon yeni iş yarattı. Avrupa’daki birçok ülkenin nüfusundan daha fazla. Bunlar sevindirici göstergeler.’’

ALENEN YANLIŞ YAPIYORLAR PARDON BİLE DEMİYORLAR

ULUSLARARASI kredi derecelendirme kuruluşlarının darbe girişimi sonrasındaki tutumunu eleştiren İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bu konuda gerekli tepki gösterilmediği için hem basına hem de ekonomi çevrelerine sitem etti. 15 Temmuz sonrası Türkiye’nin notunu kıran reyting cilerin birçok olumsuz rapor yayımladıklarını hatırlattı.

SORUMLULUKLARI VAR

Reytingcilerin bir ekonominin serbest düşüşe gitmesine imkan verecek pozisyon aldıklarına dikkat çeken Bali, “Bu basit mi bu kadar? Tahminini revize ettiğinde evvelkiyle ilgili hesabı vermiş oluyor. Pardon bile demiyor’’ dedi. Reytingcilerin brüt rezervle net rezervi birbirine karıştırarak teknik olarak hatalı rapor da hazırladıklarını belirten Bali, “Alenen yanlış yapılıyor. Kurumların ve bu işi yapanların bazı sorumlulukları var. Biz tane tane yanlışlarını anlattık, bir karşılığı olmadı. Bu durumdan  vazife çıkaran herhangi bir kimse yok mu yani? Kamudaki sözcüler hamaset üzerinden gidiyor. Siz veriyle konuşuyorsunuz. Veriyle konuştuğunuz zaman adamı susturabiliyorsunuz” dedi.

RAPORLAR BİR SKANDAL

Adnan Bali, bazı kurumların Türkiye’deki politika faizini bile doğru yorumlayamadıklarını dile getirerek şunları söyledi: “Hatırlayınız yüzde 4’lerdeyken politika faizi, Merkez Bankası faiz koridorunu başlatmıştı. Ve koridorun üstünden fonlama yaptığı için de fiili fonlama faizleri yüzde 7.5 – 8’lerdeydi. Sonra Merkez Bankası, politika faizini yüzde 10’a çıkardığında, bunlar rapor hazırladılar. Uluslararası bir organizasyonda raporu ‘politika faizi 6 puan yükseldi’ dağıttılar. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti ile politika faizi arasındaki ayrıma dikkat etmeden... Bu duruma vakıf değillerse bu bir skandal, bildiği halde böyle yazıyorsa da başka bir skandal.”