Vücudun en güzel aksesuarı saçlar peki saç dökülme yaşı düşüyor mu? Saç dökülmeleri son yılların en sık karşılaşılan dermatolojik sorunlarından biri ve artık çok genç yaşlardaki hastaların başvurduğunu ifade eden Dermotolog Prof. Dr. Sibel Alper konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.'Saç dökülmeleri çok çeşitli, bazıları liken planus, diskoid lupus gibi deri hastalıklarına bağlı olabiliyor ve mutlaka ciddiye alınıp tedavi edilmeli çünkü geri dönüşü olmayan saç kaybına yol açabiliyor' diyen Prof. Dr. Alper; alannsal dökülmelerin daha çok çocukluk çağında oluştuğunu ama her yaşta bunun yaşanabileceğini de aktardı.
SAÇ DÖKÜLMESİNİN ASIL NEDENİ NE?
Vücudun en doğal aksesuarı olarak adlandırılan saçları kaybetmenin nedeni olarak bağışıklık sisteminin yanlış sinyaller vermesi ile oluştuğunu ve bunun yanı sıra stresin de çok önemli bir tetikleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sibel Alper sözlerine şöyle devam ediyor:
'Saç dökülmesi çocuklarda sınav dönemlerinde görülebiliyor. Sevindirici olan, tedavinin de yardımı ile 3 ayda %70 düzeliyor ama özellikle allerjik yatkınlığı olan bireylerde tekrarlama eğiliminde. Bazı hastalarda ise hızla ilerleyip tüm vücut kıllarının kaybına yol açabiliyor. O zaman güneş ısşınları ile tedavi, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar seçenek olarak düşünülmeli.'
GÜNDEN GÜNE ARTAN DÖKÜLME TİPİ : EFFLUVIUM
Saç dökülmesinin farklı tipleri olduğunu ve bu tiplerden birinin son yıllarda en sık görülen saç dökülme tipi olarak kabul edildiğini ifade eden Prof. Dr. Alper;
'Bir grup saç dökülmesi ise “effluvium” olarak adlandırılır, effluvium dökülme anlamına geliyor ki son yıllArda hızla artan bir problem. Bu saç dökülme şeklinde saçın değişik büyüme fazları etkileniyor.
Kıl folikülleri sürekli saç üretmezler, 2-3 yıl süren büyüme dönemini birkaç ay devam eden dinlenme evresi izler. Saçların %80-90'ı büyüme evresinde olmalıdır.
Telojen effluvium en sık görülen saç dökülmesi tiplerindendir. Burada %10 olması gereken cansız saç oranı artmıştır. Saçta genel bir seyrekleşme ve incelme söz konusudur. Telojen saçlar mikroskop altında incelenerek sayılabilir. Hastalarımız sabah kalktıklarında yastıklarında çok sayıda saç gördüklerinden, banyoda taramaya korktuklarından ve evde yerden sürekli saç topladıklarından yakınırlar. Genellikle şok, ciddi bir stres, ameliyat, kaza gibi önemli olaylardan 1-2 ay sonra ortaya çıkar ve bir yıla yakın devam eder. Önlem alınmaz ve tedavi edilmezse gözle görülür saç kaybı ile sonuçlanabilir. Genellikle dökülme yavaş ilerlediğinden başta farkedilmeyebilir.
Yaz öncesi yapılan plansız, şok diyetler de önemli bir faktördür.
Antidepresanlar gibi bazı ilaçlar da saç dökülmesini tetikleyebilir. Bu durumda ilaç değişikliği yeterli olacaktır' dedi.
DOĞUM SONRASI DÖKÜLMELERDEN KORKMAYIN
Doğum sonrası gebelikte dökülmeyen saçlar ile birlikte o dönemde dökülmesi gerekenlerin hızlı olarak döküldüğünü ve bu durumun da anneyi korkutabileceğini ifade eden Prof. Dr. Alper, bu durumun geçici olduğunu ancak annede demir, folik asid, biotin, çinko, gibi saç için önemli vitamin, amino asitler ve mineraller eksik ise ve tiroid bezi hastalıkları mevcutsa uzun sürer ve şiddetli saç kaybının ortaya çıkabileceğini ifade etti. Ayrıca son zamanlarda kullanılan gıda katkıları ve hormonların da katkısını da hatırlatan Prof. Dr. Alper; bu konuda özellikle yeni doğum yapan anneleri uyardı.
ÖNCE DÖKÜLME TİPİ BELİRLENMELİ
Uzmanlar saç dökülmesi sorununu önleyebilmek için önce saç dökülmelerinde tip belirlenmeli ve trkoskopi uygulanmalı diyor. Bu yöntemleri ve devamında kişinin yaşayacaklarını Prof. Dr. Alper şöyle değerlendirdi:
'Burada saçlar özel bir cihazla incelenir, ardından nedene yönelik araştırmalar yapılmalıdır. Zeminde yatan bir hastalık varsa tedavi edilmeli veya çinko, vitamin, amino asit eksiklikleri giderilmelidir. Özellikle tiroid hastalıkları mutlaka araştırılmalıdır. Biotin alınması, D vitamini düzeyinin bakılması, proteinden zengin beslenme, uygun saç kozmetiklerinin seçimi yarar sağlar. Aşırı A vitamini de saç dökebilir, alınıyorsa kesilmelidir.
Saçlar çok sıcak suyla yıkanmamalı, yıkandıktan sonra argan yağı gibi bir nemlendirici kullanılmalıdır. Dökülen saça mümkünse hiç kimyasal işlem, sıcak fön, düzleştirici uygulanmamalıdır.
Günaşırı kaliteli bir şampuan ile yıkama ideal olacaktır.
Dermatoloğunuzu görüp gerekli yöntemi izledikten sonra moral bozmadan önerileri uygulamalı, saça daha da zarar verebilecek, kulaktan dolma önerilere kapılmamalıyız. Tedavini birkaç ay sürebileceğini aklımızda tutmalıyız.' dedi.
Ayrıca saç sağlığını genel vücut sağlığından ayırmanın mümkün olmadığını ifade eden uzmanlar yine doğru beslenme, düzenli uyku, fiziksel egzersiz ve sigara kullanmamak koşullarının yerine getirilmesi durumunda da dökülmenin durabileceğini tavsiye ediyor.
Prof. Dr. Sibel Alper
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
Dermatoloji Kliniği