Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

40 gün sabah namazına giderseniz

12 Eylül 2018

İllerde, ilçelerde çok ilginç olaylar yaşanıyor. Neler olduğunu, çoğu kez okuyucularımızın bize ulaştırdıklarından öğreniyoruz. Gönderilen iletileri, belgeleri inceliyoruz, araştırıyoruz, konunun taraflarına soruyoruz. Bazı olayları isim vermeden duyuruyoruz. Okuyucularımızdan son iki günde gelen iletilerinden örnekler vereyim. AKP'li bazı belediyeler hem dini kullanıyor, hem de dini dayanak yapıp seçim yatırımı da yapıyor. Örneği Konya'dan vereceğim. 80 TIR dolusu bisiklet getirildi ve bunların ilginç bir dağıtım yöntemi var. Dün itibariyle Konya ve ilçelerinde dağıtılan bisiklet sayısının 7 bin 459'a ulaştığını öğrendim. Merak etmeyin daha dağıtılacak çok bisiklet var.

DEVLET PARASIYLA

“Bir okurunuz olarak yaşadığım şehirdeki adaletsiz bir durumu size yazıyorum” diyor ve şunları aktarıyor:

“Konya Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, sabah namazına 40 gün giden çocuklara bu fakir fukara milletin parasıyla bedava bisiklet dağıtıyor. AKP'li belediye başkanları, madem çok hayırseverse, kendi maaşlarından versinler bu bedava dağıttıkları bisikletlerin paralarını. Belediye başkanları kimin parasını kime veriyor?

Maalesef bu haksız duruma böylesine demokrasinin ve hukukun olmadığı bir Türkiye'de hiç kimse tepki gösteremiyor. Hiçbir basın yayın organı gündeme getirip eleştiremiyor. Yapılan İslam dinine de aykırı bir durum. İslam dinine göre isteyen namaz kılar isteyen namaz kılmaz. İslam dini açısından bu durum Allah ile kulu arasındaki bir durumdur. Buna hiç kimse karışamaz. Ama bunların anlayışına göre namaz kılmayan zaten Müslüman falan değil. Camide sabah namazı kılmayan veya kılamayan çocuklara bisiklet- misiklet yok. Müftülükler de belediyenin siyasetine alet oluyor. Vergi veren, ayda 15 TL'ye 15 ay zorunlu askerlik yapmış olan bir Türk vatandaşı olarak hakkımı böyle yöneticilere haram ediyorum.”

BU DA, ÜNİVERSİTEDE OLANLAR

Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi'nde “süper yetkili akademisyen” konuşuluyor. Süper yetkili akademisyen bir fakültenin dekanlığını, rektör yardımcılığını, başka bir fakültenin dekan vekilliğini ve bölüm başkanlığını yürütüyor. Öğretim üyesinin bunca idari görevi arasında haftalık 20 saat derse girdiği söyleniyor. İlave olarak TÜBİTAK ve Sanayi Bakanlığı'nda haftalık toplantıları olan komisyonlarda da görev alan süper öğretim üyesinin eşi de bir başka fakültede öğretim üyesi. Kadrosu, öğrencisi bulunmayan bir bölümde olan eşinin olduğu bölüme eşi için özel bir de araştırma görevlisi kadrosu tahsis edilerek eşinin çalışmalarına yardımcı olmak üzere görevlendirildiği konuşuluyor. Bunca işin arasında süper akademisyenin Hacettepe Üniversitesi'nde de derslere girdiği belirtiliyor. Süper akademisyenin rektörden mi torpilli olduğu yoksa YÖK'ten mi destek aldığı merak konusu. Sizce bu akademisyen kim? AK Parti'nin bir il başkanıyla yakınlığı var mı?

İSTİKLAL MARŞIMIZ OKUNURKEN

Terör olaylarının yaygın olduğu, hemen her gün şehitlerimizin geldiği günlerde, onlara saygı amacıyla statlarda onbinlerce kişi göğsünü gere gere İstiklâl Marşımızı okuyordu. İşte, o zaman başlayan statlarda marşımızın okunmasına devam ediliyor. Avukat Turgut Tümer'in bu konuda yazdıklarını okuyalım:

“Futbol maçlarından önce, sadece milli maçlarda söylenmesi gereken İstiklâl Marşımız; uzun bir süredir Türkiye'de oynanan her türlü maçta söylenir oldu. PKK ile mücadelede, birlik ve beraberlik ifadesi olarak başlayan bu uygulama, yerleşik bir zorunluluk haline geldi. Bu uygulama nedeniyle, giderek ve her geçen gün, marşımızın saygınlığı aşındırıldı. Her kulüp takımında yer alan çokça sayıdaki yabancı oyuncuların, marş söylenirken sergiledikleri davranış ve görüntüler, bu aşındırılmayı daha da artırdı.

PKK ile mücadele; hâlâ devam ediyor ve ne zaman sonuçlanacağı da belirsiz. Belki ilk günlerde böyle bir uygulamanın, milletçe birlik ve beraberlik içinde olacağımızın göstergesi olarak faydası görülmüştür. Ancak sonu belli olmayan bir sürede bu uygulamanın devam ettirilmesi, başlangıçta düşünülen birleştirici olma fonksiyonunun ortadan kalkması ve sadece İstiklâl Marşımızın saygınlığının törpülenmesi sonucunu doğurmuştur. Konu, belki birilerinin dikkatini çeker ve hiçbir faydası kalmayan o uygulamadan vazgeçilir.”

Biliyorum, marşımızın okunmasından kimse rahatsız değildir. Ama bu konuda yapılan değerlendirmeleri de yetkililerimiz mutlaka dikkate alacaktır.

plusbanner2x

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more