Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

İdam olmayacağının garantisini vermişiz

8 Ağustos 2018

İdam, telafisi olmayan bir ceza infaz yöntemidir. İdam uygulanıyor olsaydı, Balyoz'dan, Ergenekon'dan mahkum edilenlerin çoğunun idam edilmesi gerekirdi. Belki de o davaların sanıklarının kumpas sonucu idam edildikten yıllar sonra itibarının iadesi istenecekti.

Hakkında idam kararı verilen, “kalemi kırılan” kişinin idam edilebilmesi için yasa çıkarılması gerekiyor. Önceleri, idam cezası yasalarımızda olduğu için yurtdışına kaçanların ülkemize iadesi gerçekleştirilmiyordu. Konu 26 Şubat 2017 tarihinde ayrıntılı olarak bu köşede yayımlanmıştı.

DARAĞACINDA 129 KİŞİ

1960 yılından, idam cezasının kaldırıldığı 2004 yılına kadar tam 390 kişi hakkında idam cezası verildi. İdama çarptırılanlardan 129'unun cezası infaz edildi. Son iki infaz 1984 yılında gerçekleştirildi. Yasalarımızda olmasına rağmen o tarihten sonra idam cezalarının hiç biri yerine getirilmedi. Yapılan araştırmalar da idam cezasının kalkmasının idamı gerektiren suçlarda bir azalma olmadığını da ortaya koydu.

Darbe dönemlerinde idam cezasına çarptırılanlar çok ama o sayıya göre infazları incelediğimizde “yine ucuz kurtulmuşlar” diyorsunuz. 1960 yılından sonra idam cezasına çarptırılanlardan 261'inin idam dosyası TBMM'den geçmediği için infazları da yapılamadı. Ancak çoğu siyasi hükümlülerden 129'u o kadar şanslı değildi. TBMM kayıtlarını araştırdığımda yıllara göre idam edilenlerin sayısı şöyle:

1960 (13), 1961 (18), 1962 (22), 1963 (10), 1964 (2), 1967 (2), 1968 (3), 1970 (6), 1972 (3), 1975 (2), 1976 (2), 1977 (2), 1978 (4), 1979 ‘3), 1980 (6), 1981 (10), 1982 (10), 1983 (9), 1984 (2) . Yasada olmasına rağmen idam yıllarca gerçekleştirilmedi.

MİTİNG MEYDANINDA AĞLAMIŞTI

Başbakanlığı döneminde, Erdoğan miting meydanlarında, idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu'nun son mektubunu okuyup gözyaşı dökmüştü. Erdal Eren'in yaşının büyütülüp idam edilmesini (Mahkeme kayıtlarına göre yaş büyütme diye bir olay kesinlikle yok) eleştirmişti. İdama karşı olduğunu her fırsatta dile getirmişti. Sonra ne mi oldu? Avrupa Birliği normları gereğince ülkemizde idam cezasının kaldırılması için adım atıldı. 1984 yılından beri fiilen uygulanmayan idam cezası, Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde de 2004 yılından bu yana da hukuken bulunmuyor.

Ölüm cezası önce 2001'de Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün Adalet Bakanlığı döneminde “savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar” için kaldırıldı. 3 Ağustos 2002'de “Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç” koşulu getirildi. AKP'nin iktidarda olduğu dönemde 7 Mayıs 2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile anayasadan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarıldı, 14 Temmuz 2004 tarihli 5218 sayılı kanunla  ölüm cezası Türk Ceza Kanunu'ndan,  Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırıldı.

GÜLEN'İ KAPSAMAZ

Avrupa Birliği'ne girmenin önkoşullarından birisi idam cezasının kaldırılmasıydı. Avrupa Birliği'ne girmek için ilk yıllarda önemli adımlar atan, yasal düzenlemeler yapan Erdoğan, şimdi “Batı ne derse desin, idamı getirsinler ben imzalarım” diyor. Gelmeyeceğini biliyor. AKP istemediği sürece idam cezası getirilemez.

Kanunlar geriye işlemez. İdam cezası getirilip 15 Temmuz darbe girişiminin içinde yer alanların idam edilmesi amaçlansa bile bunun gerçekleşmeyeceğini miting meydanlarında konuşanlar da biliyor. Ama “idam cezası önüme gelirse imzalarım” açıklaması belli kesimden oy almaya yetiyor.

O SÖZLEŞMELER UNUTULMASIN

Bazı siyasetçilerin konuşmalarında “idam” demeleri idamın getirileceği anlamına gelmesin. Çünkü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ve 12'nci protokolleri 2004 yılında Türkiye tarafından kabul edilmiş, kendisine verilen talimat gereği Büyükelçi Numan Hazar tarafından da imzalanmıştı. Avrupa Konseyi'ne üye olmak için idam cezasının o ülkede kaldırılmış olması da bir koşul olarak kabul ediliyor.

Avrupa Birliği, idam cezasından arındırılmış bir Avrupa istiyor. Bir tek Belarus'ta idam cezası var, o yüzden Avrupa Konseyi'ne alınmıyor. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi'nin insan haklarıyla ilgili sistemine uyuyor,  Avrupa Birliği üyeliği için de idam cezasının kaldırılması ön şart olarak yer alıyor. NATO Antlaşması'nda da demokrasi, hukukun üstünlüğüne saygının esas olduğuna vurgu yapılıyor. İdam cezasının getirilmesi durumunda NATO'da da sıkıntı yaşayacağımızı konunun uzmanlarından dinledim.

Açıkçası, idam cezasının getirileceği yok. Ama bu konu seçim malzemesi olarak kullanılmaya devam edecek, Cumhurbaşkanı da “Önüme getirilirse imzalarım” demeyi de sürdürecek. Öyle bir düzenlemenin önüne gelmeyeceğini en iyi bilen isim de Cumhurbaşkanıdır.

plusbanner2x
Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more