Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Bize beyin lazım!

28 Mart 2018

Babası, CIA Başkanı Allen Welsh Dulles idi.
Amcası, ABD Dışişleri Ba­kanı John Foster Dulles idi.
Dedesi, John Watson Foster ve eniştesi Robert Lansing de ABD Dışişleri Bakanlığı yapmıştı.
Ablası, Eleanor Lansing Dulles, CIA görevlisiydi.
Ailenin tanınmış ismi vardı.
Allen Macy Dulles, Exeter ve Princeton üniver­sitelerinde okudu. Geleceği parlaktı…
22 yaşındaydı…
Kore Savaşı'na katıldı. 1952'de yaralandı. Hemen USS Consolation adlı hasta­ne gemisine kaldırıldı. Beyni büyük hasar almıştı. Sadece yaralandığı anın öncesini hatırlıyordu. Gün içinde yaşa­dıklarını hemen unutuyordu! Yani hep dünde yaşıyordu…
Babası Allen W. Dulles, New York Cornell Tıp Merkezi başhekimi nörolog Harold G. Wolff'un kapısını çaldı.
Dr. Wolff beyin çalışma­larıyla tanınan hekimdi. Rusya'ya gidip -köpeğinden tanıyacağınız- deneysel psi­kolojinin babası Nobel ödülü sahibi Ivan Pavlov ile de çalışmıştı. Dönüşünde -o yıllar pek önem verilmeyen- psiko­matik hastalık çalışmalarına başlamıştı.
Kore Savaşı ABD'de be­yin meselesini gündeme taşıdı! Sadece konu, Teğmen Dulles'in beyninin hasar almasını değildi…
Edward Hunter -aslında CIA çalışanı- Miami gazetesi News muhabiriydi. “Ko­münistler esir Amerikalı askerlerin beynini yıkı­yor” yalanlarını ABD günde­mine getirdi!
İşin özü beyin çalışmaları için hükümetten ödenek almaktı.
Baba Dulles, oğlunun teda­visi döneminde dost olduğu Dr. Wolff'ı CIA'da çalışmaya ikna etti. İlgilendikleri konu şuydu:
Kişiye bir zamanlar değer verdikleri unutturu­labilir mi?
Yıl, 1953 idi…

Er Ryan'ı Kurtarmak

Yıl, 2018…
CIA ve Pentagon başta olmak üzere ABD'de yapı­lan “beyin çalışmaları” bu­gün hangi safhaya ulaştı? Sır gibi saklıyorlar.
Örneğin, korku yenilebilir mi?
Steven Spielberg, ko­nusu II. Dünya Savaşı'nda geçen “Er Ryan'ı Kurtar­mak” filminin girişine 25 dakika etkileyici savaş sah­nesi koydu. Sahne o kadar gerçekti ki, Tom Hanks'ın yanındaki figüran korkar, kilitlenip kalır, adım atamaz. Çekimin durdurulması, sahne­nin tekrarlanması milyonlarca dolar demektir! Tom Hanks figüranın koluna girip sahile getirir!
Askeri terminolojide “sa­vaş güçsüzlüğü” diye kavram var.
Spielberg filminin giriş sah­nesi olan Normandiya Çıkart­ması, ABD'deki “Gizli As­keri Araştırmalar” konusu oldu. Örneğin, askerlere ağır gelen hantal kıyafetleri-teçhi­zatları hafiflettiler; güç artırıcı mekanik kıyafetler yaptılar. Bugün filmlerde gördü­ğünüz termal görüntüleme, kulaklar için ses bastırma, fiber optikler vs. ile “robot kostümler” ortaya çıktı.
Savaşlar değişiyordu…
Savaş düzenleri değişiyor­du…
Teknoloji hızla gelişiyordu…
ABD Ordusu dönüşüm için aralıksız “bilimsel” çalışmalar yaptı/yapıyor. Amaç, “Me­kanik Baskın Asker” programıyla daha güçlü, daha zeki ve daha yetenekli savaşçı yaratmak!
Keza… Askerin “uyku sorununu” çözmek için bugün deniz biyologlarıyla çalışıyorlar. İnsanların ak­sine beyin loblarını kontrol edebilen balinalar – yunus­lar uyumuyor; bir lobları uykuya, dalınca diğeri uyanık kalıyor! İnsanoğlu uykusuzlu­ğu başarabilir mi?
Pentagon ve CIA emrinde görev yapan bilim insanla­rının üzerinde durduğu bir başka çalışma var: Askerin korkusunu yenmek!
Bunu, “korku” gibi tavırları belirleyen beyindeki “oksito­sin” adlı kimyasal/hormon üzerinde çalışarak hayata geçirmeye çalışıyorlar!
Yani…

Afrin'in gösterdiği

Şunu anlatmak istiyorum:
II. Dünya Savaşı'ndan sonra askeri doktrinden istihbarata; silahlardan teç­hizatlara kadar ABD'ye ba­ğımlı olduk.
Kıbrıs Savaşı'nda ABD'nin koyduğu askeri am­bargo bizi kendimize getirdi. ASELSAN'ı kurarak çalışma­lara başlandı. İşte bu askeri çalışmalar sonucu Kuzey Suriye'de PKK/YPG'ye göz açtırmadık.
Ancak…
Bilimsel askeri çalışmaların yeterli olmadığı ortaya çıkı­yor. Afrin'deki arama-tarama sırasında bombalı tuzaklar sebebiyle şehitler veriyoruz. Benzer şehitleri “hendek savaşında” da verdik.
Kuşkusuz… Bu tür gerilla savaşlarında bu tuzak yön­temlerle başa çıkmak zor ama imkansız değil.
Biliyoruz ki… ABD Ordusu da Irak'ta çok zorlandı! Bu­nun sonucu bombalı tuzak­lara karşı robot kullanmaya başladı!
Bunlara isim bile verdiler. En ünlüsü “Robot Gor­don” idi. Şöhreti şuradan geliyordu; üç metre uzağında patlayan bombadan etki­lenmeden görevini yapmayı sürdürdü! Kaç kez yaralandı; tamir edilip görevine döndü!
Robotlar hayat kurtarıyor…
Afrin'de bizim robotu­muz var mı? Sadece drone/ insansız hava aracı ile olmaz! Benzerini ABD, PKK/YPG'ye verdi!
Türkiye emperyalizme karşı verdiği büyük mücadeleyi kazanabilmek için bilimsel çalışmalara hız vermeli, bü­yük bütçeler ayırmalıdır. Ge­lecekteki savaşlar tamamen teknoloji ürünü olacak. Bu bilimsel devrimi yaptığımızda PKK'nın merkezi Kandil bile orada bir gün duramaz!
Oysa… Türkiye'de neler oluyor; hemen her gün dinci hurafelerle yatılıp kalkılıyor! Bir şeyh çıkıp, “Challenger Uzay Mekiği'ni biz düşürdük” diyor!
Bize beyin lazım…

sozcu-banner-1
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more